Gençlik yıllarında siyasete girmemek için yemin ettiğini belirten Kantarcı, çocukluk anılarını ve hayat felsefesini samimiyetle paylaştı.

"Çocukluğumuzda Elektrik Yoktu, Çamaşırlar Küllü Sularla Yıkanırdı"

1954 yılında Çaycuma'da doğduğunu belirten Bülent Kantarcı, babası Nihat Kantarcı'nın 1955 yılında belediye başkanı olmasıyla gözünü belediyecilikle açtığını ifade etti. Çocukluk yıllarındaki imkansızlıkları şu sözlerle dile getirdi:

"Doğduğumda Çaycuma'da evlerde elektrik yoktu, su yoktu. Evimizde bir radyo vardı, hâlâ durur bende. Şarkılar türküler olur, annem nakış işlerken onları dinlerdik. Babam öğlen birde ve akşam yedide ajans dinlerdi; herkes can kulağıyla haber dinlerdi. Çamaşırlar küllü sularla yıkanırdı, deterjan yoktu, sabun yoktu. Topumuz yoktu, kağıtları sıkıştırıp iplerle bağlayıp top yapardık. Oyun parkları yoktu, mahallede tozun toprağın içindeydik ama şikayetçi değildik."

Sık sık hasta olması ve üşütmesi nedeniyle ailesinin mahalle aralarında koşmasına pek izin vermediğini belirten Kantarcı, evlerin taşıyıcı ahşap kısımlarında çamur topaklarıyla mermi yapıp oynadıkları "harpçilik" oyunlarını ve renksiz ama hatıralarla dolu çocukluğunu anlattı.

"Babamın Yaşadığı Sıkıntılar Yüzünden Siyasete Girmemeye Ahdetmiştim"

Çocuk yaşlarında ne olacağına dair büyük hayaller kurma lükslerinin olmadığını söyleyen Kantarcı, babasının belediye başkanlığı döneminde yaşadıkları ağır sıkıntıları şu çarpıcı ifadelerle aktardı:

"Babamın belediye başkanlığı nedeniyle çok sıkıntılı günler yaşadık. Maddi manevi çok büyük problemler yaşadık, ben o yüzden kesinlikle siyasete girmeyeceğim diye ahdetmiştim. Ve ben bunu altmış yaşıma kadar tuttum. Çaycuma gibi bir yerde aktif belediye başkanlığı yapan birinin maddi ve manevi sorunları çok büyük olurdu. Şu anda işlediğimiz, üzerinde şeyler yaptığımız bu ana caddeler rahmetli babamın zamanında açıldı. Köprüden çarşıya giden yol iki araba yan yana geçemezdi; bu kadar, yirmi dört-yirmi beş metre genişlikte açarken halk bunu gerekli görmüyordu, fantazi gibi görüyordu. Babama çok büyük tepkiler oldu. Babamın belediye başkanlığı bir nevi kahramanlık hikayesidir. Çok yıprandı, çok erken yaşta, elli beş yaşında kaybettik."

Babasını kaybettiğinde kendisinin 24 yaşında olduğunu belirten Kantarcı, siyaseten değil kendi mühendislik mesleğiyle ülkeye faydalı olmaya karar verdiğini ifade etti.

Kabataş Lisesi Yılları ve Hayatının Kırılma Noktası

Babası tarafından Kabataş Lisesi'ne yatılı olarak gönderildiğini ve ilk yıl eve dönmek için yollara baktığını belirten Kantarcı, bu sürecin hayatındaki en büyük kırılma noktası olduğunu söyledi:

"Ortaokulun üçüncü sınıfında Fransızca okumadan Kabataş Lisesi'ne gittik. İstanbul'un içinden gelen nitelikli insanlarla aramızdaki uçurumu gördük ama o seneyi çalışarak kapattık. Kabataş Lisesi, Türkiye'nin eğitimdeki en önemli kilometre taşlarındandır. Türkiye'nin dört köşesinden, her vilayetinden arkadaşlarım vardı; Kürt, Laz, Süryani, Ermeni... Hiç öyle ayrımlar bilmezdik, onlar hiç konuşulmazdı. Bütünleşmiş bir millet yaratma düşüncesi vardı. Şimdi bakıyorum da, şimdiki lise giriş sistemine göre o okulun kapısından içeri giremezdim!"

Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Çaycuma Belediye Başkanlığına

Kabataş Lisesi'nin ardından bugünkü adıyla Yıldız Teknik Üniversitesi olan İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi İnşaat Bölümü'nü bitirdiğini, 1998'de master'ını tamamladığını belirten Kantarcı, yedek subaylığın ardından 1980 yılında, ihtilalden 4 ay önce Çaycuma'ya döndüğünü söyledi.

Hemen evlendiğini, ardından çocuklarının dünyaya geldiğini belirten Kantarcı, lise ve üniversite arkadaşı Hasan Gemici ile birlikte kurdukları şirketin bölgenin önemli bir kuruluşu haline geldiğini, Gemici'nin 1995 yılında milletvekili seçilmesiyle ortaklıklarının geleceğini yitirdiğini ve 2000 yılında ortaklığı bitirdiklerini ifade etti.

2013 yılında gelen teklifle Çaycuma Belediye Başkanlığı'na aday olduğunu ve halkın teveccühüyle seçildiğini belirten Kantarcı, geride kalan 13 yıllık görev süresinde Çaycuma'da pek çok kalıcı esere ve ilke imza attıklarını vurgulayarak sözlerini tamamladı.

"Siyasete Girmeyeceğim Diye Ahdetmiştim"

Çocukluğunun imkansızlıklar içinde geçtiğini belirten Bülent Kantarcı, "Çamaşırlar küllü sularla yıkanırdı, deterjan yoktu, sabun yoktu, işte çocukluğum" sözleriyle geçmişini anlattı. Yaşadığı sağlık sorunları ve hastalıklar nedeniyle kesinlikle siyasete girmeyeceğine dair ahdettiğini belirten Kantarcı, babasının belediye başkanlığı dönemini ve kendi mühendislik kariyerini şu sözlerle aktardı:

"Ana caddeler rahmetli babamın zamanında açıldı. Babamın belediye başkanlığı bir nevi kahramanlık hikayesidir, siyaseten değil. Kendi mesleğimle, mühendisliğimle faydalı olacağım dedim. Hayatımın kırılma noktası liseye başladığım yıl olmuş. Babam vizyoner bir insan; çarşının ilk betonarme binasının kalıbını çakacak usta bulamıyorlar. O zaman ki ilk yapıldığı haliyle olan şekline çevirdik, bir de ışıklandırma da yaptık. Oranı da şimdi bir kültür merkezi olarak kullanıyoruz, çarşının hafızasını teşkil eden, geçmişini teşkil eden çok sembol bir bina."

Babasını askere gittiği sırada kaybettiğini ifade eden Kantarcı, "Babam yaşıyor olsaydı, İstanbul'da okulda kalacaktım, yerim hazırdı benim. Şu anda yaşıyor olsaydım emekli bir profesör olacaktım karşınızda" diyerek iç çekişini paylaştı. Bu eksikliği kapatmak için açık öğretim iş idaresini bitirdiğini, devlet dairelerine bilgisayarla yapılmış ilk hakedişi götüren ve Zonguldak basınına ilk internet haberciliğini öğreten kişi olduğunu belirtti.

"İyi Yetişmiş İnsanlara İhtiyacımız Var"

Türkiye'nin asıl ihtiyacının kömür veya petrol değil, iyi yetişmiş insanlar olduğunun altını çizen Kantarcı, mühendislik vizyonuyla Çaycuma'da hayata geçirdiği projeleri şu ifadelerle dile getirdi:

Batı Karadeniz'in İlk Hazır Betonu: Batı Karadeniz'in ilk hazır beton tesisini kurduklarını belirten Başkan Kantarcı, 1999 öncesi yapılan yapıların tümünün ya elden geçirilmesi ya da yıkılarak yenilenmesinin şart olduğunu vurguladı.

Çaycuma Havalimanı: "Bu koca uçaklar benim yaptığım piste teker koyuyor. Biz otuz santim kalınlığında betonla, yetmiş santim kalınlığındaki beton mukavemetini elde ettiğimiz için bu uçaklar inebiliyor buraya" diyerek teknik detaylara dikkat çekti. Ayrıca havalimanı konusundaki tartışmalara değinerek, "En iyi havalimanlarından bir tanesini kapatarak devasa bir havalimanı yapmak gerekli miydi değil miydi?" sorusunu yöneltti.

Çevreci ve Yenilikçi Projeler: Filyos Çayı'ndan arşimet tribünü ile elektrik elde ettiklerini, Türkiye'de ilk defa bilim merkezi yarışmasını düzenlediklerini ifade etti.

"Vicdanım 'Bu Memleket Senden Bunu Bekliyor' Dedi"

Siyaset yapma gibi bir fikrinin hiçbir zaman olmadığını ve kendini hiçbir zaman politikacı olarak görmediğini belirten Kantarcı, adaylık sürecini şu sözlerle özetledi:

"Cumhurbaşkanı'yla bağımı koparmadım, koparsaydım zaten bana da gelip kimse 'aday ol' demezdi. Bana çok ısrar ettiler, 'illa gel belediye başkanı ol' diye. Hayatımın her döneminde potansiyel aday olarak görüldüm. Bu yaşa geldin, geçimle ilgili bir sorunun yok, yapacağını yaparsın, kendimle ilgili bir sıkıntı yok. Bu değişimi ve dönüşümü yapmak üzere ve vicdanen ben bu görevi kabul ettim. İnsan siyasi girmek için altmış yaşına kadar niye beklesin ki ya? Beni seçerler seçmezler diye de hareket etmiyorum."

Çaycuma'da Kapsamlı Kentsel Dönüşüm ve Altyapı Hamlesi
Muhalif bir belediye olmasına ve tüm imkansızlıklara rağmen nasıl güzel bir şehir yapılabileceğinin örneğini verdiklerini söyleyen Kantarcı, göreve geldikten sonra attığı adımları şöyle sıraladı:

Kadroyu 145 kişiden 500'ün üzerine çıkardıklarını, herkese eşit mesafede durduğunu vurguladı.

Göreve gelir gelmez ilk iş olarak asma katları yasakladığını, tüm depremlerde asma katlı binaların çöktüğünü belirterek Çarşamba'da artık asma katlı bina yapılmadığını söyledi.

İki yıl boyunca imar planlaması ve revizyon imar planı yaparak uygulamaya koyduklarını ifade etti.

Göreve geldiğinde belediyenin iki yıllık bütçesi kadar borcu olduğunu, bugün ise tüm yolların, altyapının tamamlandığını ve belediyenin fiziki ile personel ihtiyacının kalmadığını belirtti.

"Türkiye'deki Siyasi Ortam Hiç Kimsenin Tasvip Ettiği Durumda Değil"
Türkiye'nin mevcut siyasi ve ekonomik atmosferine ilişkin de sert eleştirilerde bulunan Kantarcı, haber dinlemeye ve televizyon açmaya korkar hale geldiğini belirtti:

"Haber dinlemeye korkuyorum, televizyon açmaya korkuyorum yani, çok zor dönemlerden geçiyorum. Bu bizim hakkımız değil. Türkiye'deki siyasi partilerde demokrasi var mı? Yani iktidar olma düşüncesi olmayınca, benim de gelecekle ilgili beklentim de maalesef askıya alınmış vaziyette. Türkiye'deki şu anda siyasi ortam hiç kimsenin tasvip ettiği durumda değil. Şövalyaca bir hareket yapmak istiyorum seçimlere bir yıl kala ama bu çalkantının sona ermesi, Türkiye'nin rahatlaması lazım. Yani yüksek enflasyon, yüksek faiz varken o toplumda hiçbir şey ayağa gelemez."

Ayrıca tıp fakültesinin dağın başına yapılmasına ve hafriyat masraflarına tepki gösteren Kantarcı, planlama eksikliklerine dikkat çekerek Bahçelievler Mahallesi'nde yığılmış binalar arasında bir tane bile ağaç veya bahçe bırakılmadığını sözlerine ekledi.

"Babamın Açtığı Geniş Yollara 'Fantazi' Derlerdi"

Babası Nihat Kantarcı'nın 30'lu yaşlarında belediye başkanı olduğunu ve o dönem bin nüfuslu bir köy görünümündeki Çaycuma'da çok vizyoner projelere imza attığını belirten Kantarcı, açılan geniş caddelerin o dönem büyük tepki topladığını şu sözlerle anlattı:

"Köprüden çarşıya giden yol iki araba yan yana geçemezdi. Burayı 24-25 metre genişliğinde açarken halk bunu gerekli görmüyordu, fantazi gibi görüyordu. Babama çok büyük tepkiler oldular. Babamın belediye başkanlığı bir nevi kahramanlık hikayesidir. 1960 ihtilalinde beş parasız kaldık, annem bileziklerini bozdurup nakış makinesi aldı. Babam elli beş yaşında çok erken ve yıpranmış şekilde hayatını kaybetti."

Babasının belediye binasını inşa ederken o dönemin şartlarında ilk betonarme yapıyı kurduğunu, kendilerinin de yıllar sonra bu binayı ilk haline sadık kalarak bir kültür merkezine dönüştürdüklerini ifade etti.

Zonguldak Havalimanı'nın Bilinmeyen Serüveni

Zonguldak Havalimanı'nın yapım sürecinde yaşanan zorluklara ve kendi mühendislik girişimlerine de değinen Kantarcı, pistin yapımından bugüne kadar uzanan süreci şu sözlerle özetledi:

Zonguldak’ta Özel Bireylere Takdire Şayan Gezi…
Zonguldak’ta Özel Bireylere Takdire Şayan Gezi…
İçeriği Görüntüle

"Normalde Çaycuma'daki bir müteahhit havalimanı inşaatı yapamazdı ancak memleketin işi diye girdik. 1995 yılında pist bitti ama paramızı mahkemeyle alabildik. Bu koca uçaklar benim yaptığımız piste teker koyuyor. Biz 30 santim kalınlığında betonla, 70 santim kalınlığındaki beton mukavemetini elde ettiğimiz için bu uçaklar buraya inebiliyor. Havalimanı bugün uluslararası seferlerle bölgeye nefes aldırıyor."

"Türkiye'nin ve Dünyanın Tek Çözümü: Eğitim"

Gençlere ve topluma başarılı olmanın sırlarına dair tavsiyelerde bulunan Kantarcı, Türkiye'nin en büyük eksiğinin nitelikli insan kaynağı ve eğitim olduğunu vurguladı:

Eğitim ve Liyakat: "Ülkemizin asıl ihtiyacı kömür veya petrol değil, iyi yetişmiş insanlardır. Türkiye'de eğitim sistemi ezbere dayalı. Bilimi deneyerek ve gözlemleyerek öğrenmeliyiz. Türkiye'de ilk defa bilim merkezi yarışmasını biz yaptık ve yerini hazırladık."

Çalışma Felsefesi: İnsanların işini severek yapması gerektiğini, işe girdiği gün emeklilik hesabı yapmanın ülkeyi ve kurumları geriye götürdüğünü belirtti.

Basamakları Tırmanmak: Başarılı müteahhitlerin veya yöneticilerin çoğunun işin mutfağından, işçilikten geldiğini; emeğin ve öğrenme arzusunun asla bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

"Siyaset Değil, Vicdanen Hizmet Ediyorum"

Siyaset yapma gibi bir nükse veya hırsa hiçbir zaman sahip olmadığını, ancak memlekete borcunu ödemek için aday olduğunu belirten Kantarcı, muhalefet belediyesi olmalarına rağmen Çaycuma'da ISO kalite belgeleriyle, örnek altyapı ve projelerle nasıl modern bir şehir yarattıklarını gösterdiklerini söyledi. Türkiye'nin mevcut siyasi ve ekonomik atmosferine de değinen Kantarcı, demokrasinin ve ortak aklın önemine dikkat çekti.

"Bodrum'daki Düzenimi Bıraktım, Çaycuma'nın Emrine Girdim"

İş hayatındaki yoğun temposunu 2000'li yıllarda küçülttüğünü ve İzmir'deki Dünya Barış Anıtı gibi prestijli projeleri tamamladıktan sonra Bodrum'da sakin bir yaşam kurmayı planladığını belirten Kantarcı, Çaycuma'ya olan vefa borcunu şu sözlerle anlattı:

"Bodrum'da büyükçe bir ev yaptım, teknemi götürdüm. Orada sakin bir yaşam kuracaktım ama hiçbir zaman Çaycuma ile bağımı koparmadım. 60 yaşıma geldiğimde, 'Geçimle ilgili bir sorunun yok, bu memleket senden bunu bekliyor' dedim ve vicdanen bu görevi kabul ettim. Bodrum'daki düzenimi bıraktım, Çaycuma'nın emrine girdim. Halkın memnuniyetini görmek her şeyden daha kıymetli."

İlk belediye başkanlığı teklifini 1984 yılında ANAP döneminde aldığını ancak babasının yaşadığı sıkıntılar nedeniyle o dönem siyasete girmemeye ahdettiğini belirten Kantarcı, 60 yaşına kadar bu kararından vazgeçmediğini ifade etti.

"Siyaset Değil, Vicdanen Hizmet Ediyorum"

Belediye başkanlığı tarzıyla fark yarattığını ve hiçbir zaman kendisini klasik bir siyasetçi olarak görmediğini vurgulayan Kantarcı, halkın güvenini kazanmanın yolunun şeffaflıktan geçtiğini belirtti:

Adam Yerine Konmak: "Türkiye'deki temel problem adam yerine konmaktır. Karşınızdakini adam yerine koyarsanız o da sizi koyar. Bizim belediyemizde kapılar açıktır, vatandaşın işi kolayca görülür."

Doğru Bildiğinden Şaşmamak: Bisiklet yollarını yaparken veya pazar yerini taşıyorken esnafın ve halkın ilk başta tepki gösterdiğini ancak yapılan işlerin doğruluğu yaşandıkça bu tepkilerin dindiğini söyledi.

"Kutuplaşmadan Uzak, Demokrasi Odaklı Bir Anlayış Şart"

Türkiye'nin içinden geçtiği toplumsal bunalıma ve siyasi kutuplaşmaya değinen Kantarcı, geçmişteki liderlerin devlet adabından örnekler vererek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Son yıllarda çok zor dönemlerden geçiyoruz. Kutuplaşmış bir dünyada, sert eleştirilerle karşılaşıyoruz. Ben haber dinlemeye, televizyon açmaya korkuyorum. Bu bizim hakkımız değil. İktidar partisinden bir bakan veya milletvekili geldiğinde yapılan çalışmalara teşekkür etmek ya da onlarla diyalog kurmak neden olay olsun? Biz herkesle konuşmalıyız. Türkiye'nin asıl ihtiyacı ortak akıl ve gerçek demokrasidir."

Siyasi partiler ve parti değiştin mi tartışmalarına da değinen Kantarcı, demokrasinin bir değişim ve dönüşüm süreci olduğunu, siyasi partilerin anayasada demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu ancak partilerin kendi içindeki işleyişin de eleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı; CHP'deki gelişmelerden siyasi gelecek planlarına, Filyos Vadisi projelerinden Zonguldak merkezinin dönüşümüne kadar merak edilen tüm konuları samimiyetle yanıtladı.

"Fırtınalı Denizde Limandan İp Çözülmez"

Siyasi partilerdeki çalkantılara ve CHP'deki süreçlere değinen Kantarcı, ani bir karar almayı doğru bulmadığını belirterek stratejik duruşunu şu sözlerle özetledi:

"Bir partideyken bir limana bağlı gemi gibisiniz. Bağımsız olmak açık denizde olmak demektir, başka bir partiye geçmek de başka bir limana geçmektir. Denizde fırtına varken limandan ip çözülmez. Türkiye'de siyaset ve ekonomik kriz ortadayken, seçimlere bir yıl kala şövalyace bir hareketle tercihimizi net bir şekilde halkımızla paylaşacağız."

Kantarcı, Çaycuma'da her görüşten insana eşit mesafede durduğunu, parti rozetini bir kenara bırakarak tüm kente vicdanla hizmet ettiğini vurguladı.

Çaycuma'da Örnek Belediyecilik ve Vizyoner Projeler

Göreve geldiğinde iki yıllık bütçesi kadar borcu devralan Çaycuma Belediyesini kendi kendine yeten, kurumsal yapısı güçlü bir cazibe merkezine dönüştürdüklerini belirten Kantarcı, yapılan başlıca çalışmaları aktardı:

Ulaşım ve Pazar Yeri Düzenlemesi: Dağınık pazarları tek çatı altında topladıklarını, yaya ve bisiklet yollarıyla şehre modern bir nefes aldırdıklarını söyledi.

İmar Disiplini: Zonguldak genelinde örnek teşkil eden 4 kat sınırı ve asma kat yasaklarıyla depreme dayanıklı, düzenli mahalleler inşa ettiklerini belirtti.

Sosyal ve Çevreci Yatırımlar: Güneş enerjisi projeleri, Arşimet türbini ile elektrik üretimi, spor merkezleri ve Cittaslow (Yavaş Şehir) başvuru süreçleriyle Çaycuma'yı geleceğe hazırladıklarını ifade etti.

"Zonguldak'ın Geleceği Filyos Vadisi'dir"

Zonguldak merkezinin kömür ekonomisinin zayıflamasıyla sıkıştığını ve kabuk değiştirmesi gerektiğini savunan Kantarcı, bölgesel planlamanın önemine dikkat çekti:

"Zonguldak kömürle var olmuş yapay bir merkezdir. Ancak artık merkezdeki sıkışmışlığı aşmak ve Filyos Vadisi'ni doğru planlamak zorundayız. Zonguldak, Ereğli, Çaycuma ve tüm bölge bir bütün vücut gibidir. Doğru planlama ve ortak akılla bu coğrafyayı hak ettiği refaha kavuşturabiliriz."

Eğitim, liyakat ve demokrasinin önemine vurgu yaparak açıklamalarını tamamlayan Başkan Kantarcı, memlekete yakışır eserler bırakmanın en büyük mutluluk olduğunu belirtti.

Muhabir: Osman Sav