Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İli Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, Karadeniz havzasının açılma süreçleri ve tabanının topoğrafik özelliklerine yönelik dikkat çekici bilgilerde bulundu.

Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, “Karadeniz Havzasının Açılma Süreçleri ve Tabanının Topoğrafik Özellikleri” başlıklı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Farkında olmasak da deniz tabanları tamamen düz yüzeylerden oluşmazlar. Deniz ve okyanus tabanlarında da tıpkı karasal alanlarda olduğu gibi dağlar, vadiler ve ovalardan oluşan engebeli topoğrafik yapılar bulunur. Kıyısında yer aldığımız Karadeniz’in tabanı da geçirdiği oluşum süreçleri nedeniyle karmaşık bir topoğrafik yapıya sahiptir.

Whatsapp Image 2026 02 15 At 13.34.50

‘İkiye Ayrılır’

Kozlu'ya Yakışmıyor! Müftülük ve Zenginlerin Dikkatine!
Kozlu'ya Yakışmıyor! Müftülük ve Zenginlerin Dikkatine!
İçeriği Görüntüle

Karadeniz, kuzeyinde bulunan Azak Denizi’ne kuzey kısımlarında derinliği 10 metreye kadar inen Kerç Boğazı ile bağlıdır. Güneyden Türkiye, batıdan Romanya ve Bulgaristan, kuzey ve doğudan da Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın çevrelediği oval bir havza olan Karadeniz, orta bölümünde yer alan Andrusov ve Archangelsky Sırtları tarafından Batı ve Doğu Karadeniz Havzaları olarak ikiye ayrılır.

‘Batı ve Doğu Karadeniz Havzalarının Farklı Açılma Zamanları…’

Türkiye’nin kuzeyinde, Alp-Himalaya dağ kuşağının Balkanlar ve Kafkaslar arasında uzanan kısmı olan ve Karadeniz’in güney kıtasal sınırını oluşturan Pontit dağ kuşağı Tetis Okyanusu’nun kuzey kolunun kıtasal çarpışma nedeniyle sıkışarak magmaya doğru dalması sonucunda meydana gelmiştir. Karadeniz’in Pontit magmatik kuşağının kuzeyine doğru bir yay-ardı ve/veya yay-içi havza olarak açılmış olması üzerine genel bir fikir birliği vardır. Ayrıca, Karadeniz Havzası’nı oluşturan Andrusov ve Archangelsky sırtları tarafından ayrılan Batı ve Doğu Karadeniz Havzalarının farklı açılma zamanları ve mekanizmalarına sahip oldukları değerlendirilmektedir.

‘Sığ Bir Kıyıya…’

Batı ve Doğu Karadeniz Havzalarının tabanında da Kretase’den günümüze kadar geçen süreçte çökelmiş olan sedimanter kayaçlardan oluşan bir örtü bulunmaktadır, Bu örtünün kalınlığı Batı Karadeniz Havzası’nda 14 kilometreden fazla, Doğu Karadeniz Havzası’nda ise 12 km’den daha azdır. Her iki havzanın yapısına geometrik açıdan bakıldığında, Doğu Karadeniz Havzası simetrik yapıya daha yakınken, Batı Karadeniz Havzası’nın belirgin olarak asimetrik bir yapıya sahip olduğu görülür. Batı Karadeniz Havzası’nın güney bölümü dik eğimli ve kıyıdan uzaklaşınca aniden derinleştiğinden dar bir kıyıya sahipken; kuzey bölümü daha düşük eğimli ve daha geniş, dolayısıyla daha sığ bir kıyıya sahiptir.

‘Bir Kıvrım ve Bindirme Kuşağının Gelişmesine Yol Açmıştır’

Batı Karadeniz Havzası’nın güney sınırının bir bölümünü oluşturan ve Kuzeybatı Anadolu Taşkömürü Havzası’nı da kapsayan İstanbul Zonu, Kretase’ye kadar olan dönemde Moesya Platformu ve Kırım arasında bulunan Odessa şelfi boyunca uzanmaktaydı. Erken Kretase’de İstanbul Zonu riftleşerek (açılarak, ayrılaraak), Batı Karadeniz ve Batı Kimeryen transform (kıtasal hareket oluşturan) fayları boyunca güneye doğru hareket etmiş; Batı Karadeniz Havzası da, güneye doğru hareket eden İstanbul Zonu’nun arkasından bir yay-ardı havza olarak açılmıştır. Yapılan bilimsel değerlendirmelere göre İstanbul Zonu, Geç Albiyen sırasında günümüzdeki konumuna yerleşmiştir. Senomaniyen döneminde, İstanbul Zonu ile Sakarya Zonu’nun İç-Pontid Kenedi boyunca çarpışması, İstanbul Zonu'nun yükselmesine sebep olmuştur. Çarpışma sonrası sıkışma kuzeye doğru gelişmiş ve Orta Eosen’den itibaren tüm Pontidler boyunca bir kıvrım ve bindirme kuşağının gelişmesine yol açmıştır.”

Muhabir: Orhan Akyüz