2022 yılında gerçekleşen organ seçimlerinde 29 yaşında Türkiye’nin en genç TSO Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Başoğlu, başarısının sırrını aileden gelen çalışma kültürüne, erken yaşta tozunu yuttuğu imalat sektörüne ve itibardan ödün vermeyen ticaret anlayışına bağladı.
"İşin Tozunu Küçük Yaşta Yuttum"
Ticari geçmişlerinin dedesi rahmetli Abdullah Başoğlu ile 1952 yılına kadar dayandığını belirten Başoğlu, çocukluk yıllarından itibaren üretimin ve ticaretin içerisinde büyüdüğünü ifade etti. Dedesiyle aynı adı taşımaktan büyük onur duyduğunu vurgulayan genç başkan, çocukluk anılarını şu sözlerle dile getirdi:
"Biz çocukken de Devrek’te büyüdük, aile işletmelerimize giderdik. Dükkanın ve imalatın tozunu yutarak yetiştik. Küçükken evdeki koltuk minderlerini istifleyerek ürün istifleme oyunları oynardım. Zaten o yıllardan beri zihnimde hep fabrikamıza yeni hatlar kurmak, üretimi büyütmek gibi hayaller vardı."
Ehliyeti Yokken İhalelere Gitti, Türkiye'nin En Genç TSO Başkanı Oldu
Lise ve üniversite yıllarında dahi ticaretten kopmadığını aktaran Başoğlu, ehliyetinin dahi olmadığı genç yaşlarda çevre illerdeki ihalelere katıldığını, İstanbul ve civar illerdeki müşterileri bizzat ziyaret ederek pazarı yakından takip ettiğini söyledi. Eğitim hayatı ile iş hayatını eş zamanlı yürüttüğünü belirten Başoğlu, 2022 yılındaki seçim sürecine ilişkin şöyle konuştu:
"2022 yılında yapılan organ seçimlerinde üyelerimizin ve ekip arkadaşlarımızın takdiriyle 29 yaşında TSO Yönetim Kurulu Başkanı seçildim. İş hayatımda da TSO’da da arkamda çok güçlü bir ekip var. En büyük şanslarımızdan biri de babamın halen çok çalışkan bir şekilde arkamızda ve yanımızda durmasıdır."
"Allah İtibardan Düşürmesin"
Kuşaktan kuşağa aktarılan ticari ahlakın en temel ilkesinin 'güven ve itibar' olduğunu vurgulayan Devrek TSO Başkanı Abdullah Başoğlu, "Para bugün olur, yarın farklı bir şey olabilir; asıl önemli olan duruşu ve itibarı korumaktır. Allah kimseyi itibardan düşürmesin" diyerek genç girişimcilere ve iş dünyasına mesaj verdi.
İstanbul Teklifini Reddedip Memleketi Seçti: "İşin Meşakkatli Kısmı Buradaydı"
Üniversite eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra önünde farklı seçenekler bulunduğunu belirten Abdullah Başoğlu, hayatının dönüm noktasını şu sözlerle aktardı:
"Üniversite bittikten sonra babam Necdet Başoğlu bana İstanbul’daki mülklerimizde kalarak ticaret yapma imkanı sundu. 'İstersen orada kal, biz buradan sana ürettiğimiz malları göndeririz' dedi. Ancak İstanbul’da kalıp al-sat yapmak işin kolayına kaçmak olurdu. Üretimin, imalatın ve ham maddenin meşakkati memleketimizdeydi. İyi ki de burada kalıp işin başına geçmeyi tercih etmişim."
1952’den Günümüze Uzanan Başarı: Keresteden Teknolojik Üretime
Dedesi rahmetli Abdullah Başoğlu’nun 1952 yılında bakkalcılıkla başladığı ticari yolculuğun nakliye, kereste komisyonculuğu ve lastik kaplama tesisleriyle büyüdüğünü ifade eden Başoğlu; ahşap papel, kontrplak ve plywood üretimiyle sektörü geliştirdiklerini vurguladı.
Son olarak Çaydeğirmeni beldesinde 50 bin metrekarelik alanda yeni bir kontrplak tesisi kurduklarını açıklayan genç TSO Başkanı, dışarıdan sağlanan kaynağı Zonguldak’a kazandırdıklarını söyledi:
"Farklı illerden yatırım teklifleri almamıza rağmen memleketimize yatırım yapmayı seçtik. Çaydeğirmeni’ndeki tesisimizle daha fazla insana aş ve iş imkanı sağladık. Dışarıdan kazandığımız parayı memleketimize getiriyor, burada harcanmasını sağlayarak esnafımıza ve kent ekonomimize canlılık katıyoruz."
"Mevcut Başarıyı Korumak ve Büyütmek Büyük Bir Sorumluluktur"
kuşak olarak aile şirketini büyüterek yönetmenin ağır bir sorumluluk getirdiğini belirten Başoğlu, genç girişimcilere şu tavsiyelerde bulundu:
"Hazır bir işin başına geçmek dışarıdan kolay görünebilir ancak mevcut yapıyı korumak, riski yönetmek ve üstüne taş koyarak işi büyütmek çok büyük bir sorumluluktur. Kızımın ve ailemin geleceğini riske atarak yatırımlarımıza, kredilerimize imza atıyoruz. Genç kardeşlerime tavsiyem; hiçbir zaman karamsar olmasınlar ve cesaretle adımlarını atsınlar. Zaman çok hızlı geçiyor, kaçan fırsatların ve zamanın telafisi olmuyor."
Piyasa Şartlarına Karşı Esnek Strateji: "Bugünler Geçecek, Önlemimizi Alıyoruz"
Ekonomik konjonktür ve piyasa şartlarına göre stratejik adımlar attıklarını vurgulayan Başoğlu, kriz dönemlerini fırsat ve dengeleme süreçleri olarak gördüklerini belirtti. Üretimde küçülme ve ihtiyatlı davranma dönemlerinin de ticaretin bir parçası olduğunu ifade eden genç başkan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"2018-2019 yıllarında fabrikamızda ek yatırımları tamamladık. Ardından gelen 3-4 yıllık süreçte hem yurt içi hem de yurt dışında çok yüksek hacimli işlere imza attık. Piyasaların sıkışık olduğu dönemlerde ise kendimize göre önlemlerimizi alıyoruz. Mevcut tesislerimizde vardiya sayılarını kısarak küçülmeye gittik, tamamladığımız yeni tesisimizi ise doğru zamanı beklemek adına henüz faaliyete geçirmedik. Ancak bu geçici bir süreçtir, inanıyorum ki her şey çok daha iyi olacak."
"4. Sınıf Üründe Bile Kaliteden Taviz Vermiyoruz"
Başoğlu markasının nesiller boyu saygınlığını korumasının temelinde 'kalite standartları' ve 'sözünün eri olmak' ilkelerinin yattığını belirten Başoğlu, ticari ahlaka dair şu mesajları verdi:
"Ata mesleğimiz olan kerestecilikte kalite 1’den başlar 4. sınıfa kadar gider. Bizim anlayışımızda en alt segment olan 4. sınıf üründe dahi müşteri 3. hatta 2. sınıf kalitede mal bulur. Kaliteden asla ödün vermeyiz. Bunun da ötesinde, ticarette anlık karlar için sözden dönülmez. Fiyatlar yükseldi diye önceden anlaşılan müşteriye fiyat değiştirmek bizim anlayışımıza uymaz. Açgözlülük yapmamak gerekir; para bugün var yarın yok. Rahmetli dedemin de hep söylediği gibi: 'Allah kimseyi itibardan düşürmesin.' Asıl sermayemiz budur."
Beşiktaş Tutkusu: "Siyah-Beyaz Ayrı Bir Sevda"
İş hayatının ve yoğun çalışma temposunun yanı sıra koyu bir Beşiktaş taraftarı olduğunu ve kulübün kongre üyeliğini gururla taşıdığını belirten Başoğlu, spor tutkusunu şu sözlerle paylaştı:
"İstanbul’da üniversite okuduğum yıllarda stadımız henüz yokken dahi Başakşehir ve Olimpiyat Statlarındaki tüm maçlara giderdik. Gece yarılarına kadar süren UEFA maçlarının ardından eve dönerdik, bu anlatılmaz bir tutku. Eski Başkanımız Ahmet Nur Çebi ve değerli büyüklerimizin referansıyla Beşiktaş Kongre Üyesi oldum. Fırsat buldukça maçları yerinde takip etmeye ve kulübümüze destek olmaya devam ediyorum."



