1965 yılında Adalet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanlığı ile başlayan cemiyet hayatını anlatan Ergün, Türkiye’nin geçtiği zorlu süreçleri ve maden havzasının değişimini değerlendirdi.
“Siyasetteki 'Tabandan Gelme' Sözünün Patenti Bana Aittir"
Cemiyet hayatına çok genç yaşlarda atılan Kazım Ergün, toplumsal hareketlerin içinde yoğrulan bir isim olarak geçmişin muhasebesini yaptı. 60’lı ve 70’li yıllarda Türkiye’yi sarsan sağ-sol çatışmalarının ülkeye büyük bedeller ödettiğini belirten Ergün, o dönemlerde gençliğin, öğretmenlerin ve hatta polisin bölünmesinin derin yaralar açtığını ifade etti.
"Okumak, Yine Okumak..."
Üniversite yıllarında yaşanan olaylar nedeniyle okulunu bırakmak zorunda kalarak Zonguldak’a döndüğünü anlatan Ergün, Rahmetli İsmet İnönü’nün radyodan gençlere yaptığı çağrıyı hatırlattı: "Ey annesinden babasından harçlık alan evlatlar; talebenin bir görevi vardır, o da okumak... Bizim Türkiye'den başka gidecek vatanımız yok. Türkiye’nin Türk’ten başka da dostu yoktur."
Maden Teriminden Siyasete: "Tavandan Geldim"
Zonguldak’a dönüşünde Üzülmez ve Asma işletmelerinde malzeme eksperi olarak işe başlayan Ergün, sendikal harekete girişini ve literatüre kazandırdığı o meşhur ifadeyi anlattı: "Ben yer altı maden işçisi olarak, tavan işçisi olarak çalıştım. Siyasette ve sendikacılıkta kullanılan 'tabandan gelme' cümlesinin patenti bana aittir; Türkiye'de bu cümleyi ilk kullanan insan benim. Ben 'tavandan geldim' diyerek bu hareketi başlattım."
"1983'te Ambulans Helikopteri Konuşan İlk İnsandım"
1983 yılında Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanlığına aday olduğu dönemi anlatan Ergün, o günkü vizyoner projelerinden bahsetti: "Eğer genel başkan olsaydım, o zamanlar söylediğim şuydu: Maden havzasında çok kaza oluyor. Yaralıyı en kısa zamanda Ankara veya İstanbul’a ulaştırmak için ilk ambulans helikopteri konuşan insanım ben."
Zonguldak: Zamanın Almanyası
Zonguldak’ın bir zamanlar 67 vilayetten insanın aş bulduğu bir gurbetçi şehri olduğunu vurgulayan Ergün, "70’li yıllarda Zonguldak’ta kazandığınız para ile Avrupa’da kazandığınız para neredeyse eşitti. Birçok insan 'kendi ülkeme hizmet ederim' diyerek geri dönmüştür," sözleriyle havzanın o dönemki ekonomik gücüne dikkat çekti.
91 Seçimleri ve Havzanın Küçülmesi
Siyasi hayatında il başkanlığı ve merkez ilçe başkanlığı gibi görevlerde bulunan Ergün, 1991 seçimlerindeki hayal kırıklığını şu sözlerle dile getirdi: "91 seçimlerinde havzayı 4 vardiyaya çıkaracağımızı, çalışma süresini 6 saate düşüreceğimizi ve 15-20 bin yeni işçi alacağımızı propaganda ettik. Filyos Vadi Projesi'ni hayata geçireceğiz dedik. Maalesef olmadı; üstelik 15-20 bin insan alacağımız hafızadan 15-20 bin insanı çıkardık."
Ergün, Zonguldak maden havzasının 90'lı yıllarda yaşadığı büyük dönüşümü ve bu süreçte verilen "resen emeklilik" kararlarının şehre verdiği zararları dile getirdi. 10 Kasım 1993 günü, iki çocuğu üniversitede okurken işine son verilen binlerce işçiden biri olduğunu hatırlatan Ergün, bu kararı "Zonguldak'a yapılmış büyük bir yanlış ve ihanet" olarak nitelendirdi.
"1 Liranın 15 Kuruşuyla Devasa Eserler İnşa Ettik"
1999 yılında Ankara’ya Genel Sekreter olarak geldiğinde iflasın eşiğinde, "bir bardak çayı bile olmayan" bir dernek devraldıklarını belirten Ergün, mucizevi bir mali disiplin hikayesini paylaştı: "Biz bu binaları, bu tesisleri 1 liralık aidatın içindeki 15 kuruşu bir fonda biriktirerek yaptık. Hiçbir ekonomist buna inanmıyor ama niyetimiz halisti. Ankara'da müstakil genel merkez binamızı, Erdek'te eğitim ve dinlenme tesislerimizi, Ankara'da 110 yataklı misafirhanemizi ve Mersin'deki huzurevimizi bu birikimlerle hayata geçirdik."
Erdek’te "Türkiye Kardeşliği" Projesi
Balıkesir Erdek’te satın alınan ve bugün "Kazım Ergün Eğitim ve Dinlenme Tesisleri" adını taşıyan merkezi anlatan Ergün, burada sağlanan diyaloğun önemine değindi: "Orada Türkiye kardeşliğini oluşturduk. Erzurumlu ile İzmirli, Zonguldaklı ile İstanbullu orada tanışıyor, birbirini evine davet ediyor. Emeklimize bedava eğitim verdik diye yargılandık ama şerefli Türk hakimlerine derdimizi anlattık ve aklandık. Biz ödül beklerken suçlu muamelesi gördük ama pes etmedik."
Maden Havzasına Sitem: "İşi Olmayanın Aşı Olmaz"
Maden havzasının küçültülmesine ve kapatılması yönündeki geçmiş politikalara tepki gösteren Ergün, "İstihdam yaratmak en büyük hizmettir. İşi olmayan insanın aşı, aşı olmayanın eşi, eşi olmayanın evi, evi olmayanın huzuru olmaz. Zonguldak emeğin başkentiyken, maalesef emeklinin başkenti haline getirildi,"ifadelerini kullandı.
Emekliyi "Sarı Zarf" ve "Banka Kuyruğu" Çilesinden Kurtaran İsim
Emeklilerin geçmişte yaşadığı en büyük mağduriyetlere çözüm ürettiklerini belirten Kazım Ergün, şu kazanımları hatırlattı:
- Banka Kuyrukları: "Emekli kuyrukta vefat ediyordu. Ödeme günlerini 10 güne yayarak bu çileyi bitirdik."
- Vergi İadesi (Sarı Zarf): "Emekli dükkan dükkan gezip fiş dileniyordu. Fikir babası olduğumuz düzenlemeyle emekliyi bu dertten kurtardık."
Yeni Müjdeler Yolda: Afyon Termal Tesisi
Durmaksızın üretmeye devam edeceklerini belirten Başkan Ergün, Afyonkarahisar’da satın alınan ve yakında hizmete açılacak olan 120 yataklı termal tesisin müjdesini de verdi. Mülkiyeti derneğe ait olacak bu tesisin, emeklilere uygun şartlarda hizmet vereceğini duyurdu.
"Bizim Türkiye'den başka gidecek vatanımız yok," diyen Kazım Ergün, ömrünü vakfettiği emekli hareketinde dürüstlük, şeffaflık ve vatan sevgisiyle çalışmaya devam edeceğinin altını çizdi.
Hayat felsefesini "insanlığa ve ülkeye faydalı olmak" üzerine kurduğunu belirten Kazım Ergün, Zonguldak'ın ve maden havzasının küçülmesinden duyduğu derin üzüntüyü paylaşarak sözlerini tamamladı.



