20 Ocak 1934 tarihinde başlayan ve nesilden nesile aktarılan fenercilik geleneği, teknolojinin gelişmesi ve fenerin özelleştirilmesiyle hazin bir sonla noktalandı.
Üç Kuşak, Tek Görev: Sadakatle Geçen Yıllar

Zonguldak Deniz Feneri’nin hikayesi, 1934 yılında Çanakkale-Seddülbahir’den atanan Mehmet Emin Ersöz ile başladı. Denizcilik geleneklerine uygun olarak, işletme hakkının aile bireyleri arasında devredildiği bu süreçte Ersöz’ün emekliliği sonrası bayrağı çocukları devraldı.
Oğlu İlhan Ersöz Denizcilik İşletmeleri Zonguldak Acentesi’ni yönetirken, kızı Nazmiye Algır fenerin ışığını yanık tutmaya devam etti. Ailenin fenerdeki son temsilcisi ise Nazmiye Hanım'ın oğlu Semih Algır oldu.
Teknolojinin Soğuk Yüzü: Uydudan Kontrol, İnsansız Fenerler
Yıllar içinde gelişen teknoloji, denizcilikte güvenliği artırsa da kadim bir mesleğin sonunu getirdi. Artık uydudan kontrol edilebilen ve tam otomatik sistemlerle çalışan fenerler, "fenerci" ihtiyacını ortadan kaldırdı. Gemiciler için umut ışığı olmaya devam eden fener, emektar bakıcıları için ise ayrılığın sembolü haline geldi.
Işık Söndü, Restoran Açıldı
2010 yılında yapılan satış ihalesiyle birlikte Zonguldak Deniz Feneri’nin işletme statüsü değiştirildi. Teknolojinin kurbanı olan geleneksel fenercilik, yerini restoran-kafe işletmeciliğine bıraktı. Bu değişimle birlikte ailenin son fenercisi Semih Algır’ın görevine de son verildi.
Son Fenerciye Veda
Zonguldak semalarında parlayan ışığın son canlı tanığı olan Semih Algır, görevinden ayrıldıktan yıllar sonra amansız bir hastalığa yenik düştü. 30 Ekim 2018 tarihinde hayata gözlerini yuman Algır, ardında 76 yıllık bir aile mirası ve sessizleşen bir fener bıraktı.
Bugün Fener Mahallesi’nde yükselen yapı, uydudan gelen sinyallerle gemilere yol gösterirken; Ersöz ve Algır ailelerinin fener başında geçirdiği onca yıl, şehrin denizcilik tarihine altın harflerle yazıldı.



