EMEP açıklamasında kararın zamanlamasına dikkat çekilerek, CHP’ye ilişkin tartışmaların yoğunlaştığı ve siyasi gündemin hareketli olduğu bir dönemde verilmesinin “dikkat çekici” olduğu ifade edildi. Açıklamada, sürecin hukuki değil siyasi bir takvimle yürütüldüğü iddia edildi.
“Yargı, Saray Rejiminin Sopasına Dönüştü”
Açıklamada, Türkiye’de yargının bağımsızlığını yitirdiği öne sürülerek şu değerlendirmelere yer verildi:
Sermaye düzeni ve iktidar ilişkilerinin, yargı mekanizması üzerinden muhalefeti baskı altına almaya çalıştığı, bunun da demokratik haklar açısından ciddi bir gerileme anlamına geldiği ifade edildi.
Emekçiler ve Halk Hedefte Mi?
EMEP, yaşanan sürecin yalnızca bir parti içi mesele olarak görülemeyeceğini belirterek, ekonomik kriz ve yoksulluğun faturasının emekçilere çıkarıldığını, buna karşı yükselen tepkilerin ise bastırılmak istendiğini savundu.
Açıklamada, örgütlenme hakkı ve demokratik siyaset alanının daraltıldığı, muhalefetin ise çeşitli yöntemlerle etkisizleştirilmeye çalışıldığı iddia edildi.
“Kayyımlar, Grev Yasakları Ve Siyasi Operasyonlar Aynı Zincirin Halkasıdır”
Kürt halkının iradesine yönelik kayyım uygulamaları, işçi grevlerinin yasaklanması ve ana muhalefete yönelik yargı süreçleri aynı politik çizginin parçaları olarak değerlendirildi. Bu uygulamaların, demokratik hakları zayıflattığı ve toplumsal muhalefeti baskıladığı ifade edildi.
“Faşizme Geçit Vermeyeceğiz”
Açıklama, “Faşizme geçit vermeyeceğiz” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarıyla sona erdi. Tüm işçi, emekçi ve demokratik güçler, halkın iradesine sahip çıkmaya davet edildi.


