Yatırım fonlarında yaşanan sert itibar kayıplarının temelinde son günlerde artan likidite meseleleri ve fonlardan gelen yoğun para çıkışları bulunmaktadır. 17 Eylül 2026 itibarıyla piyasalardaki hareketlilik, bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında yaşanan ödeme ve likidite sorunları sonrasında hızlanmaktadır. Finansal İstikrar Komitesi, yaşanan hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin yönettiği bazı fonlardaki kredi ve likidite güçlüklerinden kaynaklandığını açıklamaktadır.

Fonlardaki düşüşün gündeme gelmesinde 16 Eylül'de Borsa İstanbul'da yaşanan sert satışların da etkisi bulunmaktadır. BIST 100 endeksi günü yüzde 5,54 kayıpla 13.122,58 puandan tamamlamış ve piyasada devre kesici uygulanmıştır. Fonlardan para çekme taleplerinin artması, portföylerdeki varlıkların nakde çevrilmesi ihtiyacını yükseltmektedir.

Fonlar Neden Düştü? 17 Eylül

Fonlar Neden Düştü 2

Yatırım fonlarında yaşanan hareketlilik sürüyor. Yatırımcıların fonlardan çıkış talepleri artarken likidite ihtiyacı da yükseliyor. Süreç fonların sahip olduğu bazı varlıkların satışa çıkarılmasına yol açıyor. Pusula Portföy'de bazı fonların katılma payı iade ödemelerinde temerrüt yaşanması piyasalardaki endişeyi artırmaktadır. İşletme tarafından yapılan bildirimlerde yatırımcı taleplerinin karşılanması için likidite yönetim sürecinin sürdüğü açıklanmaktadır. Terakkiler sonrasında fon yatırımcılarının para çekme taleplerinde büyüme yaşanmaktadır.

Tera Portföy'de de iki fonda katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğu bildirilmektedir. Tera Portföy Hisse Senedi Fonu ile Tera Portföy Para Piyasası Fonu söz konusu fonlar arasında mahal almaktadır. Kuruluş, ilgili fon hesaplarında aracı kurumlarla mutabakat ve likidite yönetimi çalışmalarının devam ettiğini açıklamaktadır.

Tera Portföy tarafından altı serbest fonda da birim pay kıymeti hesaplama sıklığı ve iade müddetleri değiştirilmiştir. Güncel uygulamada birim pay değerinin ayda kez hesaplanması öngörülmektedir. Satım talepleri iş günlerinde alınmaya devam etmekte ve ödemelerin fiyat hesaplama tarihinden sonraki onuncu iş gününde yapılması düzenlenmektedir.

Fonlardaki satış baskısının Borsa İstanbul'a yansıması da inişin mühim parçalarından biri söz konusudur. Fonların yatırımcılardan gelen iade taleplerini karşılayabilmek için nakde ihtiyaç duyması, portföylerdeki hisselerin satılmasına gerekçe söz konusudur. Satışların yoğunlaşması hisse fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaktadır.

16 Eylül'de BIST 100'de yaşanan hareket bunun piyasa üzerindeki etkisini göstermektedir. Endeks gün içinde yüzde 6'ya yaklaşan kayıp yaşarken devre kesici çalışmıştır. Bankacılık endeksi yüzde 6,38 gerilemiş ve holding endeksindeki gerileme yüzde 6,48 seviyesine ulaşmıştır.

Piyasalardaki hareketlilik fon çıkışlarıyla açıklanmamaktadır. Küresel piyasalardaki satış baskısı, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve yüksek faiz beklentileri de Borsa İstanbul üzerindeki baskıyı artıran bileşenler arasında kanıtlanmaktadır. Türkiye'de yüksek TL faizleri de hisse senedi yatırımlarına alternatif oluşturmaktadır.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun ağustos sonunda fonlara yönelik düzenlemeleri de sürecin hayati parçalarından biri gerçekleşmektedir. Düzenlemeler sonrasında bazı fonların yoğunlaştığı pozisyonlarda azaltma ihtiyacı oluşması, satış baskısını artırmaktadır. Likiditesi düşük hisselerde pozisyon daraltmak zorlaştığında daha likit hisselerin satılması piyasa geneline yayılan baskı oluşturabilmektedir.

ÖTV'siz Araç Alımında Yeni Gelişme
ÖTV'siz Araç Alımında Yeni Gelişme
İçeriği Görüntüle

17 Eylül'de Finansal İstikrar Komitesi tarafından yapılan açıklamada Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin ana veya yapısal risk bulunmadığı bildirilmektedir. Komite, hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarında ortaya çıkan kredi ve likidite meseleleriyle bağlantılı olduğunu değerlendirmektedir.

Fonlardaki inişin temelinde yatırımcı çıkışları, likidite ihtiyacı ve bazı fonlarda yaşanan ödeme meseleleri bulunmaktadır. Piyasalardaki hareketlilik 17 Eylül itibarıyla yakından izlenmektedir. Yetkili kuruluşların açıklamaları ise konumun sermaye piyasalarının tamamına yayılan ana veya yapısal tehlike olarak değerlendirilmediğini göstermektedir.

Muhabir: Şahsüver Çıtır