Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Ali Akçın, "Maden Facialarının Anatomisi; Nedenler, Sektöre Etkileri ve Sosyal Travmalar" başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı. Sektörde yaşanan trajedilerin perde arkasını gözler önüne seren Akçın; kaza nedenlerinden sistemsel ihmallere, yetersiz denetimlerden eğitim süreçlerindeki çöküşe kadar çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Yaşanmış Acı Tecrübeler ve Karadon ile Kozlu Örnekleri
Yıllar boyunca sahada ve adli süreçlerde edindiği gözlemleri aktaran Prof. Dr. Nuri Ali Akçın, madencilik tarihinde derin izler bırakan facialardan yeterince ders çıkarılmadığını vurguladı. Benzer nedenlerle sürekli aynı acıların tekrarlandığını belirten Akçın, Karadon ve Kozlu’da yaşanan ölümlü kazalar arasındaki ürkütücü benzerliklere dikkat çekerek geçmişte tutulan kaza raporlarının ve saha incelemelerinin önemini hatırlattı.
Havzada En Çok İzlenen ve Bilinen Konulardan Darbe Yeniyor
Kömür ocaklarında madencilerin en çok takip ettiği, gaz ve toz ölçümleriyle sürekli denetim altında tuttuğu alanlarda dahi patlamaların önüne geçilemediğini ifade eden Prof. Dr. Akçın, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:
"Madenlerde altı farklı sensörle her türlü gaz ölçümü yapılıyor, süreçler sürekli izleniyor ancak en çok bildiğimiz ve kontrol ettiğimizi sandığımız konulardan darbe yiyoruz. Grizu patlamalarının ardından oluşan kömür tozu patlamaları birer kurşun gibi ahşap tahkimatlara saplanıyor. Demek ki ne kadar kontrol edilirse edilsin zincirleme ihmaller zinciri kırılmadığı sürece bu sonuçlar kaçınılmaz hale geliyor."
Facialar Bir Sonuçtur: Her Şey İnsan Hatasına Dayanıyor
Maden kazalarının tek bir nedene bağlanamayacağını, kaza anının uzun bir süreçten sonra gelen bir "sonuç" olduğunu belirten Prof. Dr. Nuri Ali Akçın, olayların temelinde insan faktörünün yattığına işaret etti. Tasarımdan işletmeye, teknik elemandan işçiye kadar uzanan zincirde insan hatasının kaçınılmaz olarak facialara yol açtığını belirten Akçın, hukuki süreçlerde bir kaçış noktası olarak kullanılan "kaçınılmazlık" kavramının ceza davalarında asla kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Taşeronlaşma ve "Ne Halleri Varsa Görsün" Mantığı
Madenlerde uygulana gelen rödövans ve taşeronlaşma sisteminin güvenlik açıklarını katladığını belirten Akçın, kamu kurumları ile alt işverenler arasındaki çifte standardı sert sözlerle eleştirdi. Aynı havzanın, aynı havanın ve aynı elektriğin kullanıldığı ocaklarda kurumun kendi personeline sıkı güvenlik denetimi yaparken taşeron çalışanlara üvey evlat muamelesi yapıldığını aktaran Akçın, "Adeta 'Onlara orayı verdik, ne halleri varsa görsünler' anlayışıyla hareket ediliyor. Bu yaklaşım facialara davetiye çıkarıyor" dedi.
Denetim Mekanizmalarındaki Soru İşaretleri Ve Eğitimdeki Çöküş
Madencilik sektöründeki en kritik halkanın denetim ve eğitim olduğuna değinen Prof. Dr. Nuri Ali Akçın, kurumların öz denetimlerinin yanı sıra bakanlık denetimlerinin de ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini dile getirdi. Emniyet mühendisliğinin en tecrübeli ve dinamik kadrolara teslim edilmesi gerekirken verimsizleştirildiğini ifade eden Akçın, iş güvenliği eğitimlerinin de yozlaştığını vurguladı:
"Sistemi öyle bir hale getirdik ki eğitimin tamamen içini boşalttık.
Eskiden Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun (TTK) İnsan Gücü Eğitim Müdürlüğü bu konuda Türkiye'de bir numaraydı. Tüm bu yerleşik sistemleri bozduk, testlere ve karmaşık modüllere boğduk. Ne denetimi yapanın ne denetleyenin ne de ocakta çalışanın niteliğini tam anlamıyla güvenceye alabiliyoruz. Tüm bunları süzdüğünüzde karşımıza tek bir gereksinim çıkıyor: İnsan kalitesi."



