Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:
“Özellikle yeraltında çalışan maden işçilerinin her an çok çeşitli tehlikelerle karşılaşılan çalışma koşulları, doğası gereği yüksek risk ve fiziksel zorluk içeren, yasal düzenlemelerle sıkı bir şekilde denetlenmesi gereken bir alandır. Bu nedenle yeraltı madenciliği, ağır iş kolu olarak kabul edilir ve özel koruyucu düzenlemelere tabidir. Maalesef özellikle geri kalmış ve az gelişmiş ülkelerde yeterince denetlenmeyen yeraltı madenlerinde maden işçileri sadece ekonomik olarak değil, çalışma koşulları açısından da çok zor koşullar altında çalışa gelmişlerdir.
‘127 Yıl…’

Bu yazı Zonguldak Taşkömürü havzasında çalışan maden işçilerinin yaşam koşullarına günümüzden 127 yıl önce tanık olan Habets ve De Kayser’in (Temmuz, 1898) ve 122 yıl öne tanık olan Pohl’ün (Nisan,1903) yazılarından derlenerek yazılmıştır. Osmanlı döneminde, kömür madeni işçilerinin çalışma koşulları hakkında fikir veren bu yazıyı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutlayacağımız hafta içinde paylaşmayı uygun buldum. Konunun daha iyi anlaşılması için cümlelerin anlamını bozmadan Osmanlıca olan bazı kelimeleri günümüz Türkçesiyle yazdım.
‘Osmanlıca Kelimelerin…’
“Türk, Ermeni, Kürt ve Karadağlı amele ortalama bir ücretle çalışırlar. Çalışma süresi olarak 12 ila 15 saat karşılığı ücret yeteneğe göre kazmacı denilen sanatkâr ameleye 12-16 ve diğer amele yani ırgatlara ise 6-8 kuruştur. Bunlar aldıkları gündeliklerden bir kısmıyla mesken kiralarının yanı sıra yağ, alet ve bunun gibi diğer ihtiyaçlarını da karşılarlar. Yerli amele batı memleketleri maden amelesinin ne işgüzarlığına ve ne de kuvvet ve kudretine malik değildir. Fakat buna mukabil daha ziyade dayanıklı olan bu amele uzun süre ocakta kalabilmektedir. Şirket işe başladığı zamanlarda Fransa'nın bazı kömür havzalarında ihtisas sahibi amele getirtmek mecburiyetinde kalmış ve bunlara şirket yüksek ücret, ev, yakıt, aydınlatma ve bazı yiyecek eşyası vermişti. Sonuç olarak Fransa'da alışmış oldukları refahın cümlesini temin eylemek icap eylemişti. İşbu ecnebi amelenin sayısı günbegün azalmakta olup yakında yerli çalışanlardan başka kimse kalmayacaktır.
‘Başlangıçta…’
Başlangıçta epey yüksek olan bu bedeller gittikçe azalmıştır. Hali hazırda Üzülmez'de 11 ile 14 kuruş, Çaydamarı ve Acılık'ta 10 ile 13 kuruş ve Çatalağzı'nda ise 7 ile 9 kuruş arasında ücret ödenir. Müteahhit masrafı kendisine ait olmak üzere galerileri asgari bir ay iyi niyetle muhafaza eder. Bu müddetten sonra yapılacak tamirat işlemi için, ağaçlar kullanılarak yapılan her tahkimat gurubu başına 10-13 kuruş verilir.
‘2 Frank…’
Tahkimat direkleri çam ağacından olmak üzere metresi 1 kuruşa alınır. Müteahhit bunların ya kendisi tedarik eder veya şirketten satın alır. Bazı kere ince kömür damarlarında pano hazırlık çalışmaları kapsamında sürülen galerilerin kömür kalınlığından daha yüksek açılması gerekir. Bu iş genellikle tavan kayaçları kazılarak gerçekleştirilir ve kazı yapılan her bir metre uzunluk için damarın tavan taşında yapılan 0.50 m lik kazıya karşılık olarak 2 frank ücret verilir.
‘Dumansız Barutların..’
Hükümet, dumansız barutların daha güçlü patlamalarına müsaade etmediği için galeriler siyah barut patlatılarak açılır. Bu durum batıdaki usulün büsbütün aksinedir orada grizulu madenlerde siyah barutun kullanılması tamamıyla yasaktır. Türkiye'de dahi hiç olmazsa o dönemde batı madenlerinde taşta galeri açma işlemlerinde kullanılan patlatıcı maddeler gibi emniyet barutu denilen infilak maddelerinin kullanılmasının müsaade edilmesini gönül çok temenni eder. Taşta sürülen galerilerin bedelleri nispeten yüksektir ve bunlar ağır ilerler. Bunların 1 m'si şistte 190 kuruş, kumtaşında 370-390 kuruş, konglomerada 470 kuruştur. Bu fiyatların içerisinde yaklaşık 200 metre uzunluğundaki galeride yükleme, nakil, barut, fitil, aydınlatma, alet aşınması, yol yapımı, tahkimat yapımı masrafları dâhildir. Devletin yasalarına uygun şekilde üzerlerine pul yapıştırılarak yapılan ve amele ile işleticilerin haklarını güvenceye alan anlaşmalar mahkemeler nezdinde geçerlidirler. Müteahhit lüzum gördüğü işçisini kendi tedarik eder; gerektiğinde şirket birini bir iş için sözlü ya da yazılı olarak işe aldığı ve yahut Bahriye İdaresi'nin köylerden, çağırdığı amele arasından müteahhitlere amele verir. Bu sınıf daimî işçi değildir.
‘Zorla Maden Ocaklarında…’
Mahalli ahali pek mükemmel bir surette maden amelesi olarak yeteneklidir, bunlar halim ve selim ve istekli olup, kavrayışlı ve azla yetinen insanlardır. Ücretler genellikle 12 saat kesintisiz çalışma süresi için 6 ile 12 kuruş (1-2 mark) arasında değişmektedir. Maden sahibinin de belirttiği gibi arazi pek az yerleşim imkânı sağlamamaktadır, bundan dolayı işçiler genellikle pek uzaktan ve köylerinden iş başına gelmektedirler. Köylerindeki vergi borçları için para temin edebilmek için bazı köylerin sakinleri Türk makamları tarafından adeta zorla maden ocaklarında çalıştırılmaktadır.
‘İşçiler Barınak Yerleri…’
İşçiler ekseriyet itibari ile iki hafta süresince çalışmakta ve ekseriye hiçbir barınacak yerleri olmadan kuyuların civarında ikamet etmekte ve bilahare köylerine dönerek kısa bir müddet sonra yeniden madende çalışmaya gönderilmektedirler. Böyle gelgit halinde bulunan amele partileri muntazam bir işletmenin düzenini bozmakta olduğundan yeni gelenlere iş öğretebilmek için yer altında çalışanların hiç olmazsa % 25'i daimi olarak iskân edilmelidir. Bu hususta Zonguldak'ta hemen hiçbir teşebbüse girilmemiştir. Haber alınamayan personel dolayısı ile elleri altında birkaç düzine Kürt işçi bulunan sözde müteahhitlere ocak kısımlarını ton başına belirli bir ücret karşılığında ihale etmek sureti ile işin içinden çıkılmaktadır.
‘Yağmadan…’
Rasyonel olmayan ve yağmadan ibaret olan bu işletmecilik yöntemi bu sözde müteahhitler yüzünden yapılmaktadır.”


