Konuyu değerlendiren Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, felaket senaryolarını küçümsemenin tarihi bir hata olacağını belirterek rehavete kapılmama uyarısında bulundu.

"Sürünme Yapan Faylar Deprem Üretmeyecek Anlamına Gelmez"

Araştırmadaki batı kesimde yer alan mavi segmentin hareketine dikkat çeken Prof. Dr. Kutoğlu, sürünme gerçekleştiren fayların enerji birikiminin daha uzun sürdüğünü ve bu nedenle riskin kilitli faylara kıyasla düşük görüldüğünü ifade etti. Buna rağmen bunun bir güvence olmadığını vurgulayan Kutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ama asla ve asla bunlar deprem üretmeyecek diye bir şey söz konusu değil. Zaten 7'den büyük depremin olacağının iddiası bu sürünme hareketi nedeniyle iddia ediliyor. Burada fayın yüzeyde sürünme yapıyor olması çünkü fayların onlarca kilometre aşağıya kadar derinliği olabiliyor. Bunun aşağıda bir noktada kilitlenmediği anlamına gelmiyor"

"Senaryolarımızı Küçültmemizin Anlamı Yok"

Çalışmada yer alan yıllık 1 milimetrelik sürünme hızının, Kuzey Anadolu Fayı'nın 2 ile 3 santimetre arasındaki genel ortalama hızıyla çeliştiğine işaret eden uzman isim, yüzeydeki hareketin yanıltıcı olabileceğini bildirdi. Kutoğlu, "Çalışmada, buradaki sürünme hızı yıllık 10 milimetre olarak belirlenmiş. Yani 1 santimetre. Oysa biz biliyoruz ki Kuzey Anadolu Fayı'nın ortalama hızı 2 ile 3 santimetre arasında değişiyor. Dolayısıyla bu fay mutlaka derinde bir yerde kilitlenmiş olabilir" diyerek tehlikenin devam ettiğini aktardı. Kutoğlu, "O nedenle buna aldanarak senaryolarımızı küçültmemizin anlamı yok. Çünkü bu fay da daha geç olsa da enerji biriktiriyor durumda" sözleriyle uyarılarını yineledi.

Depremler Batıdan Doğuya Sistematik Bir İlerleme İçinde

Marmara'daki son sarsıntıların konumlarına bakıldığında belirgin bir göç eğilimi görüldüğünü belirten Kutoğlu, bu durumun 2011'de batıda meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depremle başlayıp, 2012'de biraz daha doğudaki sarsıntıyla devam ettiğini ve nihayetinde 2025 yılında Kumburgaz Çukuru'nda 6.2 büyüklüğünde deprem olarak kendini gösterdiğini belirtti. Bu sistematik akışın Adalar önünden geçen kilitli fay segmenti üzerinde yeni bir kırılma ihtimalini gündeme getirdiğini ancak bunun bir iddiadan ibaret olduğunu ifade etti.

Ereğli'de Milyonlarca Yıllık Doğa Mirasına Keşif Yolculuğu
Ereğli'de Milyonlarca Yıllık Doğa Mirasına Keşif Yolculuğu
İçeriği Görüntüle

"Hazırlıklarımızı En Kötü Senaryoya Göre Yapmalıyız"

Kamuoyunda "deprem küçük olacak" şeklinde yayılmaya başlayan algının zarar azaltma çalışmalarını yavaşlatabileceği tehlikesine dikkat çeken Kutoğlu, olası bir kilitli fay kırılmasının 7'den büyük bir deprem üretebileceğinin altını çizdi. Kutoğlu, "Acı bedeller ödememek için, faturanın ağır olmaması için mutlaka en kötü senaryoya göre hazırlıkların yapılması gerekiyor. Kesinlikle rehavete kapılmamalı" dedi. Resmi kurumların halihazırda 7.5 büyüklüğündeki bir senaryoya göre hazırlık yürüttüğünü bildiren uzman, bu çalışmaların kesinlikle hız kesmeden sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.

Tarihsel Dersler: "Çok İddialı Konuşmak Yanlış"

Afet yönetiminde en kötü senaryonun esas alınmasının hayati önemini geçmişteki örneklerle açıklayan Kutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Çünkü tarih, yakın zamanda yaşadığımız hadiseler, bize çok iddialı konuşmanın ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor. Örneğin 2023 yılında 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde bunun en acı örneğini yaşadık. Hiçbir çalışmada, Maraş depreminde birden fazla fay segmentinin aynı anda kırılarak birbirini tetikleyeceği öngörülmemişti. Böyle bir deprem büyüklüğü öngörülmemişti. Ancak çok düşük bir ihtimal olmasına rağmen böyle bir senaryo gerçekleşti, çok sayıda ilimiz bundan etkilendi ve çok ağır faturalar ödedik."

Japonya'nın 2011 Tohoku depreminde 8.5 büyüklüğündeki beklentiye karşın, birden fazla segmentin aynı anda kırılmasıyla 9 büyüklüğünde bir felaket yaşadığını ve hazırlıkların yetersiz kalması sonucu tünel bariyerlerinin aşıldığını hatırlatan Kutoğlu, ihtimali düşük görünse bile İstanbul için her zaman 7.5 büyüklüğünde bir deprem ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.

Risk Altındaki Bölgeler Neresi?

Harita üzerindeki etki alanlarını değerlendiren Prof. Dr. Kutoğlu, risk altındaki bölgelerle ilgili şu bilgileri paylaştı:

"Senaryoya göre bir deprem meydana geldiğinde nereler etkilenir diye bakacak olursak, haritada gördüğümüz üzere çok geniş bir coğrafyanın bu depremi hissetmesi söz konusu. Ancak koyu mavi ile görülen alanlarda hafif bir hissetme söz konusu olacak. Çok çok kötü bir bina yoksa burada bir yıkım, hasar meydana gelmesi söz konusu olmaz."

Asıl riskli ve yıkım riski taşıyan coğrafyalara dikkat çeken Kutoğlu, zemin koşullarının etkisine dair şu son değerlendirmeyi yaptı: "Ancak baktığımızda İstanbul'un güney kıyılarında depremin daha şiddetli hissedilmesi söz konusu olacak. Dolayısıyla da bu bölgelerde yıkım meydana gelebilir. Depremin şiddetinin hissedilmesine bağlı olarak, sıcak renkler (sarıdan turuncu ve kırmızıya giden renkler) hissedilme şiddetinin artışını gösteriyor. Yine uzakta da olsa zemin durumu nedeniyle Güney Marmara tarafında da depremin bir nebze de olsa yüksek şiddette hissedileceğini gösteriyor çalışma."

Kaynak: İHA