Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun hangi gerekçelerle kapatıldığı, kararın hangi hukuki düzenlemeye dayandığı, kapanışın siyasi ve idari açıdan nasıl şekillendiği, Türkiye’de yükseköğretim alanındaki düzenlemelerin bu süreçte ne tür etkiler oluşturduğu ve okulun yeniden açılmasıyla ilgili tartışmaların nasıl başladığı uzun süredir merak edilen konular arasında yer alıyor. Eğitim faaliyetlerini yıllarca sürdüren kurumun kapanışı, hem ulusal hem de uluslararası platformlarda dikkat çeken bir gündem maddesi olarak yer aldı.
Ruhban Okulu Neden ve Ne Zaman Kapatıldı?
Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında alınan bir yargı kararı ve buna bağlı olarak uygulanan özel yükseköğretim kurumlarının kapatılmasına ilişkin düzenleme nedeniyle faaliyetlerine son verdi. Anayasa Mahkemesi’nin 1971’de özel yüksekokulların kapatılmasını öngören kararı, Ruhban Okulu’nun da yükseköğretim statüsünde değerlendirilmesi nedeniyle doğrudan uygulanmış oldu. Böylece okulın lisans seviyesindeki eğitimi yasal çerçeve gereği durduruldu.
Kapatma kararının temelinde iki ana hukuki gerekçe yer aldı:
-
Yükseköğretim kurumlarının devlet denetimine alınması,
-
Özel nitelikli dinî yüksekokulların mevcut yasal düzenlemelere uygunluk taşımaması.
Bu süreçte okul tamamen kapatılmadı; ancak yükseköğretim düzeyindeki eğitime resmî olarak devam edemeyeceği hükme bağlandı. Bu nedenle Ruhban Okulu’nun asli faaliyet alanı olan din adamı yetiştirme programı durduruldu.
Kapanış sonrasında kurumun binaları ve tesisleri kullanılmaya devam etti; ancak okulun yeniden öğretime başlaması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı için eğitim faaliyeti resmî anlamda yeniden açılmadı. Bu durum, Türkiye’nin eğitim mevzuatı, laiklik anlayışı ve uluslararası ilişkiler bağlamında zaman zaman tartışmaların yeniden alevlenmesine yol açtı.




