Zonguldak’ın Çaycuma ilçesi, yıllardır tarım denildiğinde bölgenin en güçlü merkezlerinden biri olarak gösteriliyordu.
Bereketli toprakları, üretime elverişli yapısı ve kırsal ekonomiye sağladığı katkıyla ilçe, çiftçiliğin canlı olduğu yerler arasında anılıyordu.
Ancak bugün ortaya çıkan tablo, geçmişteki bu güçlü algının yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
Sahadan gelen bilgiler ve üreticilerin yaşadığı sorunlar,
Çaycuma’da tarımın görünenden daha zor bir süreçten geçtiğini ortaya koyuyor. Özellikle son yıllarda artan maliyetler, üreticinin omuzlarındaki yükü ağırlaştırırken, birçok çiftçi üretime devam etme konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Çaycuma Ziraat Odası Başkanı Rıza Çapkın’ın değerlendirmeleri, ilçedeki tarımsal yapının karşı karşıya olduğu riskleri gözler önüne serdi. Uzun süredir sektörün içinde bulunan Çapkın, üreticinin her geçen gün daha fazla baskı altında kaldığını belirtiyor.
Tarımda kullanılan mazot, gübre, tohum ve ilaç gibi temel girdilerdeki artış, çiftçiyi üretim planlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Birçok üretici, artan giderler nedeniyle ekim alanlarını daraltmak ya da üretimden tamamen çekilmek zorunda kalabiliyor.
Sadece tarla üretiminde değil, hayvancılık alanında da önemli sıkıntılar yaşanıyor. Bölgede yem ihtiyacının karşılanmasında büyük öneme sahip silaj ve yonca üretimindeki düşüş, hayvancılığın geleceği açısından kaygı yaratıyor.
Yem maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte küçük ve orta ölçekli işletmeler ayakta kalmakta zorlanırken, kırsalda üretimin devamlılığı da risk altına giriyor.
Ecrimisil Sorunu Gündemin İlk Sıralarında
Çaycuma’da üreticilerin en çok şikâyet ettiği konuların başında ecrimisil bedelleri geliyor. Özellikle Filyos Vadisi çevresindeki tarım arazilerinde uygulanan bedellerin yüksekliği, çiftçilerin maliyetlerini daha da artırıyor.
Geniş alanlarda üretim yapan çiftçiler, kira ve kullanım bedelleri nedeniyle kazanç elde etmekte zorlandıklarını dile getiriyor. Bu durum, üretim motivasyonunu da olumsuz etkiliyor.
Üreticiler, tarımın yeniden güç kazanabilmesi için ilgili kurumların daha etkin destek sağlamasını talep ediyor. Daha önce farklı bölgelerde uygulanan teşvik ve kira indirimi modellerinin Çaycuma’da da hayata geçirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Tarım sektörünün yalnızca ekonomik değil, sosyal açıdan da kırsal yaşamın temel direği olduğu hatırlatılarak, üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor.
Çaycuma’da tarım ve hayvancılığı canlandırmak amacıyla gündeme gelen projelerden biri de “Manda Organize Sanayi Bölgesi” önerisi oldu. Bu modelle birlikte hem hayvancılığın desteklenmesi hem de yem bitkisi üretiminin artırılması hedefleniyor.
Aynı zamanda atıl durumdaki tarım arazilerinin yeniden üretime kazandırılması ve kırsal ekonominin hareketlendirilmesi açısından projenin önemli fırsatlar sunabileceği değerlendiriliyor.
Çiftçi Üretmek İstiyor
Bölgedeki üreticilerin ortak mesajı oldukça net: Üretmek istiyorlar, ancak mevcut koşullar bunu her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Artan maliyetler, yetersiz destekler ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle çiftçi geleceğe temkinli bakıyor.
Çaycuma’da yaşanan gelişmeler, verimli toprakların tek başına yeterli olmadığını bir kez daha gösteriyor. Tarımın sürdürülebilir olması için üreticinin güçlendirilmesi, sorunlarının çözülmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi gerekiyor.
Bugün Çaycuma’da konuşulan mesele yalnızca tarım değil; üretimin, emeğin ve kırsal geleceğin nasıl korunacağıdır.