Gençlerimize yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz: “Üniversite oku, diplomanı al, iyi bir iş sahibi ol.”
Peki gerçekten herkesin üniversite okuması gerekiyor mu?
Bence hayır.
Üniversite elbette önemli. Eğitim insanın ufkunu genişletir, dünyaya bakışını değiştirir ve birçok mesleğin kapısını açar. Ancak üniversite okumak, hayatta başarılı olmanın tek yolu değildir.
Asıl mesele, gençlerin bir meslek sahibi olması ve kendi ayakları üzerinde durabilecek bir geleceği mümkün olduğunca erken kurabilmesidir.
Piyasada İş Var, Nitelikli Eleman Yok
Bugün Türkiye’de bunun çok açık bir göstergesini görüyoruz. Sanayi ve inşaat sektörlerinde nitelikli ve kalifiye eleman sıkıntısı ciddi boyutlara ulaşmış durumda.
İşletmeler yüksek maaşlar teklif ediyor ancak buna rağmen deneyimli usta, operatör ve teknik eleman bulmakta zorlanıyor.
Bazı iş makinesi operatörlüğü alanlarında aylık kazançlar 150 bin TL’yi aşarken, bazı özel alanlarda bu rakam 300 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.
Bu tablo bize aslında çok önemli bir gerçeği gösteriyor:
Piyasada İş Var. Ancak İşi Yapacak Nitelikli İnsan Bulmak Her Geçen Gün Zorlaşıyor.
Gençleri Sadece Üniversiteye Yönlendirmek Doğru Mu?
Çocuklarımızın üniversite okumasını elbette isteriz. Ancak her genci aynı kalıba sokmak ne kadar doğru?
“Mutlaka üniversite okuyacaksın” anlayışı nedeniyle bazı gençler yıllarını eğitim hayatında geçiriyor. Üniversiteden mezun olduklarında ise ellerinde diploma olmasına rağmen iş bulmakta zorlanabiliyorlar.
Oysa aynı dönemde sanayi, inşaat ve teknik sektörlerde ciddi bir çalışan açığı yaşanıyor.
Bir tarafta üniversite mezunu olup iş arayan gençler, diğer tarafta yüksek maaş teklif etmesine rağmen çalıştıracak usta ve operatör bulamayan işletmeler var.
Bu çelişkiyi artık görmemiz gerekiyor.
Meslek Sahibi Olmak Da En Az Diploma Kadar Değerli
Gençlerimize “Üniversite okumayın” demiyorum.
Tam tersine, okuyun.
Ancak üniversiteyi hayatın tek kurtuluş reçetesi olarak görmeyin.
Eğer eliniz yatkınsa, teknik işlere ilginiz varsa veya bir meslek öğrenmek istiyorsanız bunu ertelemeyin.
İş makinesi operatörlüğü, kaynakçılık, elektrikçilik, torna, CNC, kalıpçılık ve otomotiv gibi alanlarda alınacak eğitimler, sertifikalar ve gerekli ehliyetlerle gençler kendilerine sağlam bir meslek edinebilir.
Üstelik meslek sahibi olmak üniversite okumaya da engel değil. Çalışırken eğitim alabilir, dışarıdan üniversite okuyabilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz.
Yani önünüzde tek bir yol yok.
Gençlere Tavsiyem: Hayata Atılmaktan Korkmayın
Gençlerimize benim tavsiyem şu:
Okuyun ama meslek edinmeyi de ihmal etmeyin.
Bir alanda uzmanlaşın. Elinizde bir diploma olsun ama bunun yanında insanların ihtiyaç duyduğu bir işi de yapabiliyor olun.
Çünkü hayat yalnızca masa başında kurulmaz.
Bazen bir kepçenin, bir vincin, bir kaynak makinesinin veya bir torna tezgâhının başında da çok sağlam bir gelecek kurulabilir.
Herkes doktor, mühendis veya avukat olmak zorunda değil.
Toplumun iyi yetişmiş ustalara, operatörlere, teknisyenlere ve zanaatkârlara da ihtiyacı var.
Bugün yüksek maaşlara rağmen operatör ve usta bulunamıyorsa, burada gençlerimiz açısından önemli bir fırsat var demektir.
Asıl Hedef: Kendi Ayaklarının Üzerinde Durabilmek
Bence gençlerimize vermemiz gereken en önemli mesaj şu olmalı:
Hayatta önemli olan yalnızca hangi okuldan mezun olduğunuz değil, ne bildiğiniz, ne yapabildiğiniz ve kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmenizdir.
Üniversite bir yoldur.
Meslek sahibi olmak başka bir yoldur.
En güzeli ise insanın kendisine uygun yolu bulmasıdır.
Gençlerimizi yalnızca diploma peşinde koşturmak yerine, onları hayatın gerçekleriyle de buluşturmalıyız.
Çünkü geleceğin en büyük güvencesi bazen bir diploma değil, elinize aldığınız bir meslek ve o mesleği en iyi şekilde yapabilme becerinizdir.