Mehmet Şimşek Varken AK Parti Seçim Zaferini Unutsun
Sonra Uyarmadı Demeyin. Milletin Sesini Duyun Artık. Türkiye ekonomisi üzerinden artık aynı soru dönüp duruyor: Millet ne zaman rahat bir nefes alacak? Çarşıya çıkan, markete giren, kira ödeyen, çocuğunun okul masrafını karşılamaya çalışan vatandaşın gündemi belli. Geçim derdi büyüyor, alım gücü düşüyor, esnafın yüzü gülmüyor. Böyle bir tabloda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uyguladığı ekonomi politikaları ciddi şekilde tartışılıyor.
Öyle ki, bugün muhalefetin söyleyemediğini iktidar tabanından insanların söylemeye başladığı bir noktaya gelindi.
Vatandaşın Sabrı Taşıyor
Ekonomide rakamlar ne söylerse söylesin, vatandaşın cebindeki para gerçeği çok daha sert anlatıyor.
Markete giden vatandaş fiyat etiketlerine bakıyor. Esnaf siftah yapmadan dükkân kapatıyor. Kiracı kira derdinde, emekli geçim derdinde, gençler gelecek kaygısında.
Vatandaşın söylediği ise çok basit:
“Biz ne zaman rahatlayacağız?”
İşte asıl mesele burada.
Ekonomi politikalarının vatandaşa anlatılması kadar, vatandaşa güven verilmesi de gerekiyor. İnsanlar ne yapılmak istendiğini, hangi tedbirlerin alındığını ve bu tedbirlerin ne zaman sonuç vereceğini bilmek istiyor.
Çünkü millet artık sadece rakam duymak istemiyor. Sonuç görmek istiyor.
Mehmet Şimşek Varken Muhalefete Gerek Yok Diyecek Noktaya Gelindi
Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimine yönelik eleştiriler artık yalnızca muhalefet partilerinden gelmiyor.
İktidarın kendi tabanında da rahatsızlık sesleri yükseliyor.
Çünkü vatandaşın derdi parti meselesini çoktan aşmış durumda.
AK Parti’ye oy veren de CHP’ye oy veren de MHP’ye oy veren de aynı markete gidiyor. Aynı kirayı ödüyor. Aynı faturalarla karşılaşıyor.
Vatandaşın cebine dokunan bir ekonomi politikası varsa, bunun siyasi bedeli de olur.
Bugün birileri bunu görmezden gelirse, yarın sandıkta görmezden gelemez.
AK Parti Teşkilatları Bu Sesi Duymuyor mu
Geçtiğimiz günlerde AK Parti’nin Zonguldak İl Danışma Toplantısı’nda eski milletvekilleri Fazlı Erdoğan, Hamdi Uçar ve Faruk Çaturoğlu’nun ekonomi yönetimine ilişkin değerlendirmeler yaptığı ve özellikle Mehmet Şimşek’in uyguladığı politikalara yönelik rahatsızlıklarını dile getirildi. Nereden biliyorsunuz derken çünkü oradaydım kulaklarımla duydum. Ortaya çıkan tablo önemli.Eğer gerçekten AK Parti teşkilatlarında Mehmet Şimşek’in ekonomi politikalarından kaynaklanan ciddi bir rahatsızlık varsa, şu soru sorulmalı:
Bu Rahatsızlık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açık ve net şekilde iletiliyor mu?
Zonguldak’ın AK Parti milletvekilleri bu konuda ne düşünüyor?
Teşkilatların sahada duyduğu vatandaş şikâyetleri Ankara’ya aktarılıyor mu?
Yoksa herkes susup seçim günü sandığın sonucunu mu bekliyor?
Sandıkta Hesap Başka Türlü Sorulur
Bugün ekonomi yüzünden insanların canı yanıyorsa, yarın sandık başına gittiklerinde bunun hesabını sorarlar.
Çünkü vatandaşın cebine dokunan mesele, siyasi sloganlardan çok daha güçlüdür.
“Şunu yaptık, bunu yaptık” demek yetmez.
Vatandaş artık şunu soruyor:
“Benim hayatım neden kolaylaşmadı?”
Bu soruya ikna edici bir cevap verilemezse, seçim meydanlarında anlatılacak hiçbir hikâye vatandaşı ikna etmeye yetmeyebilir.
Berat Albayrak Geri Gelsin
Bugün bazı kesimlerde eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yeniden ekonomi yönetiminde görülmesini isteyen görüşler dile getiriliyor.
Bu elbette siyasi bir tercih ve tartışma konusudur.
Ancak burada asıl dikkat çekilmesi gereken nokta başka:
İnsanlar neden geçmişteki isimleri yeniden konuşmaya başladı?
Çünkü mevcut ekonomi yönetimine ilişkin güven sorunu büyüdüğünde, vatandaş alternatif aramaya başlıyor.
“Berat Albayrak gelsin” diyenlerin söylemek istediği aslında yalnızca bir isim meselesi olmayabilir.
Bu sözün altında, “Artık bu ekonomi yönetiminden memnun değiliz” mesajı yatıyor olabilir.
Mehmet Şimşek'in En Büyük Sorunu ne
Mehmet Şimşek’in ekonomi programının temelinde sıkı para politikası, enflasyonla mücadele ve mali disiplin bulunuyor. Bunların ekonomide belirli gerekçeleri olabilir.
Ama siyasette ve günlük hayatta başka bir gerçek daha vardır:
Millet sabır taşından yapılmadı.
Vatandaş sürekli “biraz daha sabır” denilmesini istemiyor.
Sabrederken cebindeki para eriyorsa, çocuğunun masrafını karşılayamıyorsa, dükkânını çeviremiyorsa, “makroekonomik dengeler düzelecek” cümlesi tek başına teselli olmuyor.
İnsan sonuç istiyor.
Ekonomide tahminlerin tutmaması tek başına bir başarısızlık göstergesi olarak değerlendirilemez. Savaş, enerji fiyatları, küresel krizler ve beklenmedik gelişmeler bütün ülkelerin hesaplarını değiştirebilir. Ancak tahminlerde büyük sapmalar yaşandığında bunun ekonomide ciddi sonuçları olabilir. Çünkü iş insanı yatırımını planlarken, esnaf dükkânını büyütürken, şirket bütçesini hazırlarken geleceğe ilişkin beklentilere bakar.
Beklenti bozulursa yatırım da bozulur. Güven bozulursa ekonomi daha da zorlanır.
Bu nedenle ekonomi yönetiminin sadece faiz oranlarını ve enflasyon rakamlarını değil, milletin güvenini de yönetmesi gerekir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Açık Çağrı
Buradan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açık bir çağrı yapılması gerekiyor:
Sahadaki sesi dinleyin.
Teşkilatlarınızın ne söylediğine bakın.
Milletvekillerinizin vatandaşla yaptığı görüşmelerde hangi şikâyetleri duyduğunu sorun.
Esnafın halini sorun.
Emeklinin halini sorun.
Gençlerin geleceğe nasıl baktığını sorun.
Çünkü Ankara’da hazırlanan tablolarla Zonguldak’taki vatandaşın mutfak hesabı aynı şey değildir.
Vatandaşın gerçek gündemi cebidir.
Bugün Mehmet Şimşek üzerinden yükselen tartışmayı yalnızca bir bakan tartışması olarak görmek büyük hata olur.
Bu, aynı zamanda AK Parti’nin ekonomi politikalarının vatandaşta oluşturduğu karşılığın tartışılmasıdır.
Eğer tabanda ciddi bir rahatsızlık varsa bunu halının altına süpürmenin kimseye faydası olmaz.
Çünkü seçim günü geldiğinde vatandaşın önüne sandık konur.
Sandıkta da kimsenin makamı, unvanı, koltuğu konuşmaz.
Vatandaş konuşur.
Ve vatandaşın verdiği karar neyse, sonuç odur.
Bugün Türkiye'nin terörle mücadelede, dış politikada ve güvenlik alanında attığı adımlar elbette önemlidir.
Ancak vatandaşın mutfağındaki yangın da görmezden gelinemez.
Bir ülkenin ekonomisi sadece faizle, enflasyonla ve tablolarla yönetilmez.
Güvenle yönetilir.
Millet geleceğine güvenmiyorsa, esnaf yarınını göremiyorsa, gençler önünü göremiyorsa ortada çözülmesi gereken ciddi bir sorun var demektir.
Bu nedenle mesele artık “Mehmet Şimşek mi, Berat Albayrak mı?” tartışmasının çok ötesindedir.
Mesele şudur:
Millet rahatlayacak mı, rahatlamayacak mı?
AK Parti yönetimi bu soruya sandıktan önce cevap vermek zorunda.
Çünkü seçim günü geldiğinde vatandaşın önüne ekonomi dosyasıyla birlikte bir de güven dosyası konulacak.
Ve unutulmasın:
Sandıkta milletin cebine giren elin hesabı da sorulur.