I. Köklü Siyasal Yapıların Bölünmesi
Ülkemizin son çeyrek yüzyıllık siyasal sürecinde olağanüstü gelişmeler üst üste yaşanıyor.
Türkiye'nin köklü siyasal oluşumlarından birisi olan Ülkücü/ Milliyetçi kadrolar tarafından örgütlenen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP); MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi, Kutlu Parti, Anahtar Parti, BBP olmak üzere altıya bölünmüş durumda.
Yine, Anti Emperyalist öze sahip, inanç eksenli Millî Görüş Hareketince örgütlenen MSP (Milli Selâmet Partisi) ise; AKP, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Deva, Gelecek Partisi ve HÜDA-PAR olmak üzere altı ayrı parçaya bölünmüş durumdadır.
Sosyalist solda, 1990 sonrası, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist, emek/sermaye çelişkisi eksenli siyaset anlayışı büyük oranda terkedildi. Solun çok küçük bir bölümü başlangıçtaki düşüncesine sadık kalabildi. Yüz yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip Sosyalist Solun, etnik, mezhepsel ve siyasal fraksiyonel ayrımlar üzerinden partileşme sürecine ağırlık verdiği görülmektedir.
2.CHP'nin Bölünme Süreci
Şimdi sırada Türk siyasal sisteminin final bölünmesi var. Kurtuluş ve Kuruluş sürecinin, Cumhuriyet devrimlerinin mimarı, antiemperyalist siyasal çizgide kurulan CHP’de bölünüyor. CHP içinden yeni/, yeniden bölünme süreci başlatıldı. Cumhuriyet tarihi boyunca CHP'de birçok ayrışma ve yeniden birleşme süreçleri yaşandığı biliniyor. Ancak bu kez yaşanan ayrışma/bölünme sürecinin kapsamının ve zamansal etkisinin geçmiş örneklerinden ve bu gün beklenenden büyük olacağı çok açık.
2026 yılı Mayıs ayında yargının verdiği "Butlan" kararı sonrası CHP içinden örgütlenerek ayrılan Yeni Parti (YP) ile büyük ölçekli bölünme sürecinin ilk aşaması tamamlandı. Ancak CHP'nin ikiye bölünmesi asla yeterli görülmeyecektir. Yeni artçıl bölünmeler gündeme gelecektir. Ayrışmadan sonra geriye kalan CHP kendi içinde en az ikiye; CHP'den ayrılan Yeni Parti'nin ise kendi içinde önce ikiye, sonra üçe ve daha çok sayıda bölünmeler yaşanacağı rahatlıkla savlanabilir. Merkez Sol/Cumhuriyetçi eksendeki bölünme sürecinin sürekli bir yolculuğa dönüşeceği şimdiden okunmaktadır.
3.CHP ve YP'nin İlk Öncelikleri
Kökleri 1960’lı yıllara uzanan MHP'de, MSP'de ve Sol sosyalist partilerde olduğu gibi merkez solda da bölünen parçaların birbirine karşı biçimlenişleri her türlü siyasal düşüncenin önüne geçecektir. Ülkede iktidar hedefinden uzaklaşan pay ve paydanın her parçasında işin doğası gereği halkın desteğini alabilme, diğerinden daha önde/üstün olma mücadelesi birincil hedeftir. Eğer üstünlük durumu gerçekleşmezse, örgütsel geleceği koruma, varlığı sürdürme telaşı ile yeni ittifak arayışları başlayacaktır. Halk desteği altta kalan parça için bu arayışlar başlangıçta çıkılan, hedeflenen yolun tersine savrulan yeni bir yolculukla sonuçlanacaktır.
Kısaca, her iki oluşumunda ilk hedefi tarihsel siyasal, ideolojik misyonun izlenmesi değil, hitap edilen kitlenin desteğini alabilme, ve siyasal sahnede var olma mücadelesi olacaktır.
4. Kurucu Parti CHP Bölünürken Türkiye’nin İçsel ve Dışsal Görünümü
CHP'de yönetsel ve sonuçta örgütsel bölünme öncesi ülkemizde ve coğrafyamızda önemli gelişmeler ve sorunlar yaşanıyor.
a. Filistin ve Gazze Şeridi, Güney Lübnan İsrail tarafından boydan boya işgal edildi.
b. Türkiye. ABD ve İsrail’in gözetiminde Suriye'de üç gün içinde yönetim değişikliği gerçekleşti.
c. Suriye topraklarında farklı etnik ve mezhepsel kitlelerin yerleşik bölgelerinden güneyi ve batısı İsrail tarafından ilhak edildi.
d. Komşularımız Rusya ve Ukrayna dört senedir süren bir savaş durumundadır.
e. ABD ve İsrail'in İran'a karşı bölme ve işgal savaşı açtığı bir dönemdeyiz
f. İçeride, "Terörsüz Türkiye Meclis Komisyonu" başlığı altında Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren Abdullah Öcalan, Dem Parti, MHP, AKP'nin açık ve partisel bölünme öncesi CHP'nin gizliden başı çektiği (x) bir süreç yaşanıyor.
g. Türk Ulusu'nun, yoksulluğun cenderesi altında ezildiği bir dönemdeyiz.
CHP’nin böyle bir dönemde bölünme sürecine girmesi/taşınması çok anlamlıdır.
5. CHP’de Yaşanan Bölünmenin Türkiye’ye Maliyeti
2019-2026 yıllarını kapsayan bu dönemde CHP'nin tek gündemi var, Cumhurbaşkanı adayı kim olacak? 2019 yerel seçimlerinden iki ay sonra büyükşehir belediye başkanlarımız ve onların destekçileri tüm enerjilerini bu konuya harcadılar. Türkiye’nin etrafında ve içinde yaşanan, halkın birliği ve bütünlüğünü bozabilecek, çağdaş Cumhuriyet değerlerini aşındırabilecek anayasa değişikliği gündemini ya hiç dile getirmediler ya da çok az ilgilendiler. CHP yönetimi, yönetim kadroları dışında kalan birkaç milletvekili dışında son dört yıl boyunca iç ve dış sorunlarla hiç meşgul olmadılar, bir rapor dahi hazırlamadılar, derli toplu bir görüş dile getirmediler. AKP, MHP, DEM Parti ve İmralı’ sakinin çizdikleri rotaya sanki bilinçli olarak göz yumdular. Dönemin Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un verdiği “Nitelikli Çoğunlukla Karar Alma” güvencesiyle CHP’nin yer aldığı komisyon çalışmalarının sonucunu hep birlikte göreceğiz. Ulusun geleceği için nitelikli çoğunlukla karar alınan komisyonda CHP olarak neleri başarabildiğimizi göreceğiz.
a. Terörsüz Türkiye/Kardeşlik ve Barış Komisyonundan gelebilecek olan Türkiye ve Türk Ulusu tanımına dayanak oluşturan, büyük bir işgal ve Kurtuluş Savaşı sonrası emperyalizme karşı çatı kimliği olarak tanımlanan; “Türklük” tanımı maddesinde yapılacak değişiklik,
b. Anayasa ve yasalarda etnik ve mezhepsel topluluklara ayrıca yer verilmesi; ileriki aşamalarda Ulus Devlet yapısını, yurt bütünlüğünü ve halkın birliğini belirsizliğe doğru itecektir.
c. Yerel yönetimlere, merkezi hükümet tarafından verilen kaynakların artırılması dışında; tüm ulusun ortak varlığı durumundaki yeraltı ve yerüstü doğal kaynakların devrine veya paylaşımına yol açabilecek düzenlemeler;
d. Şehir ve diğer yerleşkelerde ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında yapılacak düzenlemelerde yerel yönetimlere yetki devri, geleceğe yönelik olarak otonom ve özerk bölgeler için yasal alt yapı düzenlemesi tehlikesini doğuracaktır.
e. Anayasamızın, başlangıcında ve ilk üç maddesinde şeklini alan; ulus devlet yapısını tanımlayan devletin, milletin, dilinin bayrağının tekliği; demokratik laik sosyal hukuk devleti niteliği, marşı ve başkenti tanımı ile dördüncü maddesine dokunulması… Bu konuların birleşke olarak yasal/anayasal düzeyde benimsenmesi hem Türkiye’nin, hem de Ortadoğu’nun, Kafkaslar ve Balkanların kalıcı olarak olumsuz değişim sürecine girmesine neden olacaktır.
Ulusal Birlik ve Bütünlüğü Sarsabilecek Bir Gelişmeye Destek Verme Bir Yana, Eğer Atatürk Önderliğindeki CHP’nin Kurguladığı Türkiye’ye Karşı Bir Yanlışa Dahi Göz Yumulursa Alanlarda Haykırma Sırası Bize, Gerçek Yurtseverlere Gelecektir.
Buyurun, şimdi kanıtlayın; Atatürk’ün mirasçısı kim, mirasyedisi kimler? Göreceğiz…
Erol Sarıal
CHP Üyesi
Maden Mühendisi