Bazı insanlar bulundukları yerde yalnızca görünür; bazıları ise düşüncesiyle, emeğiyle ve ortaya koyduğu sonuçlarla iz bırakır. Özlem Gürbüz Ulupınar, Devrek’in sosyal ve kültürel yaşamında iz bırakan isimlerden biridir.

Devrek tarihinde ilk kez gerçekleştirilen Kitap Fuarı ve Gastrofest gibi önemli organizasyonlara imza atması; onun hayal kurmakla yetinmeyen, düşüncelerini projeye, projelerini de başarıya dönüştürebilen bir karaktere sahip olduğunu gösteriyor. Devrek gibi kültürel ve sosyal hareketliliğe ihtiyaç duyan bir şehirde yaptığı dokunuşları yalnızca görünür değil, fark edilir bir seviyeye çıkarmıştır.

İnsanları etkileme ve harekete geçirme kabiliyeti yüksek, ikna gücü kuvvetli ve stratejik düşünebilen bir isimdir. İnsan ilişkilerini iyi yönetmesi, kurumsal çevrelerde etkin olması, eğitim ve kamu kurumlarıyla güçlü iletişim kurabilmesi; çalışmalarının karşılık bulmasında önemli bir rol oynuyor. Kontrolü elinde tutmayı seven, gerektiğinde yön gösteren, sonuç odaklı ve girişken yapısı sayesinde başladığı işlerin arkasında duruyor.

Bu güçlü yönlerinin yanında insanlara yardım etmekten, çözüm üretmekten ve çevresine fayda sağlamaktan hoşlanan destekleyici bir karakter sergiliyor. Toplumsal sorunlara karşı duyarlı olması, sosyal sorumluluk bilinci ve insanları ortak bir amaç etrafında buluşturabilmesi; onu yalnızca başarılı bir organizatör değil, aynı zamanda çevresini toparlayan ve cesaretlendiren bir isim hâline getiriyor.

Marka, iletişim, kültür ve kişisel gelişim alanlarına duyduğu ilgi; çalışmalarına estetik, düzen ve özgünlük olarak yansıyor. Sade fakat bakımlı tarzı, ciddi duruşuyla sıcaklığını dengeliyor. Kendini görünür kılmayı biliyor ancak bunu gösterişle değil; emeği, özgüveni ve ortaya koyduğu çalışmalarla başarıyor.

Kim ne derse desin, elinin değdiği yerlerde başarının hissedilmesi tesadüf değildir. Çünkü bazı başarılar anlatılarak değil, bıraktığı izlere bakılarak anlaşılır. Özlem Gürbüz Ulupınar’ın Devrek’e kazandırdığı etkinlikler ve oluşturduğu hareketlilik de bunun en açık göstergesidir.

Bu sözler bir kişiyi gereğinden fazla yüceltmek için değil, yapılan güzel işlerin hakkını teslim etmek için söyleniyor. Şehirler; fikir üreten, sorumluluk alan, insanları bir araya getiren ve cesaretle harekete geçen kişiler sayesinde gelişir. Özlem Gürbüz Ulupınar da iletişim gücü, stratejik bakışı, yardımseverliği ve üretkenliğiyle Devrek’e değer katan güçlü bir kadın profili çiziyor. Görünenin ötesini, görünmeyenlerin diliyle ifade edebilen; pozitif enerjisini çevresiyle paylaşan bir insan…

Buna özel bir isim koymaya gerek yok. Şunu açıkça söylemek gerekir: Kimse “İnsanların sorunlarıyla ilgilenmiyor” demesin. Çünkü insanların dertleriyle sonuna kadar ilgilendiğine, elinden geleni yaptığına ve çözüm üretmek için gayret gösterdiğine bizzat şahit oluyoruz.

Biz olanı yazıyoruz; olmayanı varmış gibi anlatmıyoruz. Devrek’te her dönemde yapılanları beğenenler de olmuştur, beğenmeyenler de… Bu son derece doğaldır. Ancak doğru yapılan işleri görmezden gelmek de hakkaniyetli değildir.

Şunu da özellikle belirtmek isterim: Bu yazı bir barış çubuğu uzatma çabası değildir. Birilerine yaranmak veya geçmişin üzerini kapatmak için de yazılmamıştır. Bu yazının amacı yalnızca doğru olanı söylemek, emeği teslim etmek ve hak edene hakkını vermektir.Eşiyle aramızdaki hukuki sürecin devam ettiği bir dönemde bu satırları yazıyorum. Ancak yaşanan hukuki mesele, Özlem Hanım’ın Devrek’e kattığı değerleri ve ortaya koyduğu çalışmaları görmezden gelmemizi gerektirmez.

Eşiyle aramızdaki uyuşmazlık hakkında son sözü biz değil, bağımsız Türk yargısı söyleyecektir. Mahkemenin vereceği karara saygı duyacağız; olması gereken neyse o olacaktır.

Biz doğruyu yazmaktan korkmayız, yanlışı dile getirmekten de çekinmeyiz. Eleştirilmesi gerekeni eleştirir, takdir edilmesi gerekenin de hakkını teslim ederiz. Kişisel meselelerle yapılan hizmetleri birbirine karıştırmayız.

Bu yazı bir geri adım veya barış çubuğu değildir. Bizde geri vites olmaz; fakat adalet duygusu da kaybolmaz. Hak edene hakkını vermek zayıflık değil, karakter meselesidir. Günün sonunda herkes gönlünün ekmeğini yer.