Çünkü bazı özlemler, kavuşmanın en uzun yoludur. İnsan, yaş aldıkça değil; yaşadıklarının anlamını çözmeye başladıkça olgunlaşır.
Bir gün dönüp geçmişine baktığında anlarsın bunu.Seni büyüten yıllar değilmiş meğer;sustuğun geceler, kaybettiklerin, yeniden başladığın sabahlar,kimseye anlatamadığın özlemler ve içinde sessizce taşıdığın umutlarmış.
Hayat insana önce kaybetmeyi öğretir.
Sonra yeniden başlamayı...
Yenilmenin her zaman yenilmek olmadığını, bazen insanın kendine ulaşabilmesi için eski hâlinden vazgeçmesi gerektiğini öğrenirsin.
Bazı kapılar yüzüne kapanır.
Bazı insanlar hayatından çıkar.
Bazı yollar yarım kalır.
Ama insan zamanla şunu fark eder:
Her bitiş, gerçekten bir son değildir.
Bazen hayat, iki insanı birbirinden uzaklaştırır ki ikisi de birbirinin değerini anlayabilsin.
Çünkü özlem, sevginin sessiz hâlidir.
İnsan yanında olmayanı daha çok düşünür bazen. Bir sesin, bir bakışın, bir gülüşün ne kadar kıymetli olduğunu yokluğunda öğrenir.
Bir şarkı çalar...
Bir sokaktan geçersin...
Bir koku gelir...
Ve yıllardır susturduğun bir isim yeniden düşer aklına.
İşte özlem böyle bir şeydir.
Ne tamamen unutulur ne de tamamen anlatılır.
İçinde yaşar.
Sessizce...
Derinden...
İnsan olgunlaştıkça kelimelerden çok gözlere bakmaya başlar.
“İyiyim” diyenin gözlerindeki hüznü,
“Unuttum” diyenin sesindeki titremeyi,
“Git” diyenin içinde sakladığı “kal”ı anlayabilir.
Çünkü bazı duygular söylenmez.
Bazı sevgiler anlatılmaz.
Bazı insanlar da birbirinden uzaklaşsa bile kalplerindeki yerini kaybetmez.
Hayatın en büyük yanılgılarından biri, ayrılığı sonsuzluk sanmaktır.
Oysa yollar yeniden kesişebilir.
Kırılan güven yeniden kurulabilir.
Suskunluklar konuşmaya dönüşebilir.
Uzaklıklar sona erebilir.
Çünkü insan değişir.
Bugün gururla söylediği bir cümleden yıllar sonra utanabilir.
Bugün vazgeçtiği bir insanı yarın özleyebilir.
Bugün kapattığı bir kapının önünde, yıllar sonra sessizce bekleyebilir.
Fakat asıl olgunluk burada başlar:
İnsan artık haklı olmaktan çok anlamaya önem verir.
Kazanmak yerine gönül almayı seçer.
Sevilmekten önce sevmeyi öğrenir.
Karşılık beklemeden iyilik yapabildiğinde, sevdiğini sahiplenmeden sevebildiğinde, geçmişi değiştiremeyeceğini kabul edip geleceğe umutla bakabildiğinde başka bir insana dönüşür.
Belki de hayatın bütün meselesi budur:
Kendimize rağmen insan kalabilmek.
Kötünün içinde iyiyi,
İyinin içinde kötüyü görebilmek...
Hiç kimseyi tek bir hatasıyla yargılamamak...
Hiç kimseyi tek bir iyiliğiyle de kutsamamak...
Çünkü insan, içinde hem ışığı hem gölgeyi taşıyan tuhaf bir yolcudur.
Bazen kendinden bile sakladığı tarafları vardır.
Bazen en çok sevdiğini incitir.
Bazen en çok ihtiyaç duyduğu insanı kendi elleriyle uzaklaştırır.
Sonra yıllar geçer.
Sessizlik konuşmaya başlar.
Özlem büyür.
İnsan anlar ki bazı ayrılıklar sevgiyi bitirmemiş, sadece onu sessizliğe gömmüştür.
Ve belki bir gün...
Hiç beklemediğin bir anda karşılaşırsın.
Göz göze gelirsiniz.
Yıllar susar.
Kalp konuşur.
Kimse geçmişi anlatmaz.
Çünkü bazı şeyleri kelimeler değil, gözler tamamlar.
Belki bir “Nasılsın?” dersin.
Belki sadece gülümsersin.
Ama ikiniz de bilirsiniz:
O kadar yıl, o kadar özlem, o kadar sessizlik boşuna yaşanmamıştır.
Çünkü bazı insanlar ayrılır ama birbirlerinden kopmaz.
Bazı yollar uzaklaşır ama kader aynı yere çıkar.
Bazı sevgiler biter sanılır ama kalbin bir köşesinde sessizce yaşamaya devam eder.
İşte bu yüzden...
Ayrılanlar da kavuşur.
Kimi aynı şehirde,
kimi aynı masada,
kimi yıllar sonra bir tesadüfte...
Kimi de sadece kalbinin içinde.
Ama en güzel kavuşma şudur:
İnsanın yıllar sonra dönüp kendine bakması ve artık geçmişiyle kavga etmemesi...
Gidenleri affetmesi...
Kalanlara şükretmesi...
Özlediklerini sevgiyle anması...
Yarına hâlâ inanabilmesi.
Çünkü hayat, her zaman istediğimizi vermeyebilir.
Ama bazen bizden aldığı şeyin yerine, daha büyük bir anlayış bırakır.
Belki de bazı ayrılıklar kavuşmanın cezası değil, bedelidir.
Bazı özlemler de kalbin sabırla yazdığı en güzel hikâyedir.
insan,bütün yollarını tükettiğinde şu gerçeği anlar.
Bazı insanlar gitmek için değil, yeniden kavuşmanın değerini öğretmek için ayrılır.
Belki bugün uzaklar...
Belki yollar ayrı...
Belki zaman susuyor...
Ama hayat devam ediyor.
Kim bilir?
Belki bir gün...
Tam da artık beklemediğin bir anda,
özlediğin o insanla yeniden karşılaşırsın.
O zaman anlarsın:
Bazı hikâyeler ayrılıkla bitmez.
Bazı hikâyeler, kavuşmayı bekler.
Murat İLERİ