Bazen insan yorulur. Şehirden değil yalnızca; insanlardan, susmaktan, anlatamamaktan, beklemekten yorulur.
Kendi içine çekilir.
Pencereden dışarı bakar,uzaklara dalar ve içinden sessizce sorar:
“Acaba benim de gidebileceğim bir yer var mı? ”
Vardır...
Her insanın kalbinin bir köşesinde sakladığı bir yer vardır.
Kimsenin bilmediği…
Belki bir insanın gözleri kadar sıcak, belki çocukluğumuzun bir akşamı kadar masum,belki de hiç yaşanmamış bir aşk kadar güzel…
Ben hâlâ o yeri arıyorum.
Belki de bu yüzden özlüyorum.
Özlemek,insanın kalbinde açılan en sessiz kapıdır.
Ardından ne geleceğini bilmezsin.
Bir insan mı?
Bir şehir mi?
Bir ses mi?
Yoksa yıllardır görmediğin kendi yüzün mü?
Bazen birini özlersin.
Adını söylemeye kıyamazsın.
Çünkü bazı isimler yüksek sesle söylendiğinde değil,kalbin içinde fısıldandığında güzeldir.
Bir bakışı kalır aklında.
Bir gülüşü…
Bir cümlesi…
Elinin eline değdiği o küçücük an…
Sonra yıllar geçer.
İnsan değişir.
Şehirler değişir.
Sokaklar değişir.
Ama bazı duygular değişmez.
Aşk biraz da budur.
Zamana yenilmemektir.
Uzaklıkla eksilmemektir.
Suskunlukta bile yaşamaya devam etmektir.
Belki gerçek aşk, kavuştuğumuzda değil; kavuşamadığımız halde kalbimizde yaşatabildiğimizde anlaşılır.
Artık geçmişe kızmıyorum.
Geçmişin benden aldıklarını da hesaplamıyorum.
Çünkü insan bazı kayıpların,aslında kendisini yeni bir hayata hazırladığını çok sonra anlıyor.
Her bitişin içinde bir başlangıç saklı.
Her ayrılığın içinde bir kavuşma ihtimali…
Her gecenin içinde sabah…
Her suskunluğun içinde söylenmeyi bekleyen bir cümle…
Her özlemin içinde yeniden sarılmanın hayali var.
Belki bu yüzden umut ediyoruz.
Çünkü insan umut ettiği sürece hayatın kapılarını tamamen kapatmıyor.
Bir gün…
Hiç beklemediğimiz bir anda bir telefon çalabilir.
Bir mesaj gelebilir.
Bir kapı açılabilir.
Bir insan çıkıp gelebilir hayatımıza.
Belki de yıllardır beklediğimiz o gözler,kalabalığın içinden bize doğru bakabilir.
İşte o an geçmişteki bütün bekleyişler anlam kazanır.
İnsan bazen yıllarca birini beklemez.
Aslında kendisini bekler.
Sevilmeye hazır olduğu günü…
Yeniden güvenebileceği zamanı…
Kalbinin korkmadan çarpacağı o sabahı…
Ben inanıyorum.
Hayat,bize yalnızca kaybettiklerimizi hatırlatmak için verilmedi.
Bazen yeniden sevebilmemiz için bazı yolları kapattı.
Bazen yanlış insanları hayatımızdan çıkardı ki doğru insan geldiğinde onu tanıyabilelim.
Bazen yalnız bıraktı ki kendi sesimizi duyabilelim.
Bazen geciktirdi ki geldiğinde kıymetini bilelim.
Bu yüzden artık geleceğe küsmüyorum.
Çünkü önümde hâlâ yaşanmamış günler var.
Henüz tutulmamış eller…
Henüz söylenmemiş “Seni Seviyorum”lar…
Henüz birlikte yürünmemiş yollar…
Henüz paylaşılmamış sabahlar…
Birlikte içilecek kahveler…
Aynı gökyüzüne bakıp susulacak akşamlar…
Ve belki bir gün…
Özlediğimiz biri çıkıp gelecek.
Hiçbir şey söylemeden.
Sadece gözlerimize bakacak.
Biz de anlayacağız.
Bazı insanlar anlatılmak için değil,hissedilmek için gelir.
Belki o gün geçmişin bütün ağırlığı hafifleyecek.
Çünkü bazı kavuşmalar yalnızca iki insanı değil,insanın kendi içindeki yarım kalmış taraflarını da birbirine kavuşturur.
Ben artık hayatın bana ne getireceğini merak ediyorum.
Korkmadan...
Acelem olmadan...
Geçmişi sırtımda taşımadan…
Çünkü biliyorum:
Bir insanın hikâyesi en zor sayfasında bitmez.
Bazen en güzel cümle kitabın sonlarına doğru yazılır.
Bazen aşk geç gelir.
Bazen mutluluk…
Bazen huzur…
Bazen de yıllardır özlediğimiz o insan.
Ama gelir.
Belki bugün değil.
Belki yarın da değil.
Fakat hayatın güzel tarafı şu:
Henüz yaşamadığımız güzel günlerin ne zaman geleceğini bilmiyoruz.
İşte umut tam burada başlıyor.
Bir sabah uyanacağız.
Güneş perde arasından içeri süzülecek.
Kalbimiz uzun zamandır olmadığı kadar sakin olacak.
Pencereyi açacağız.
Derin bir nefes alacağız.
Ve içimizden şöyle diyeceğiz:
“Demek bütün bu bekleyiş bunun içinmiş.”
Sonra belki sevdiğimiz insanın elini tutacağız.
Belki yıllardır özlediğimiz birine sarılacağız.
Belki de sadece kendi içimizde kaybettiğimiz huzuru yeniden bulacağız.
Ne olursa olsun…
Hayat hâlâ güzel bir ihtimal.
Aşk hâlâ mümkün.
Kavuşmak hâlâ mümkün.
Özlemek hâlâ bir gün sona erebilir.
Ben buna inanıyorum.
Çünkü insanın kalbinde umut varsa,hiçbir gece sonsuza kadar sürmez.
Belki de tam vazgeçmek üzere olduğumuz bir akşamın ardından;
özlediğimiz hayat,
özlediğimiz aşk,
özlediğimiz insan,
Hiç beklemediğimiz bir yerden çıkıp gelir.
O zaman geçmişe dönüp sadece gülümseriz.
Çünkü anlarız:
Bazı geceler bizi sabaha hazırlamak için uzundur.
Bazı ayrılıklar kavuşmayı güzelleştirmek için yaşanır.
Bazı özlemler sevgiyi büyütür.
Bazı bekleyişler ise insanı hayatının en güzel günlerine hazırlar.
Ben hâlâ bekliyorum.
Ama artık yalnızca birini değil…
Güzel günleri...
Güzel bir aşkı...
İçten bir gülüşü...
Sıcacık bir sarılışı...
Kalbime iyi gelecek o hayatı…
Çünkü biliyorum.
Bir gün,
her şey olması gerektiği yere varacak.
Bir gün,
Özlediğimiz yerden çıkıp gelecek hayat.
Belki de o gün,
bizim en güzel günümüz olacak.
Çünkü bazen insanın bütün hayatını değiştiren şey,gerçekleşmiş bir mucize değil;
yalnızca bir ihtimaldir.
Murat İLERİ