Bir insanı yıllar geçse de unutmamanın en güçlü sebebi,onun hayatımızda ne kadar kaldığı değil; kalbimize ne kadar dokunduğudur.
Bazen içten bir gülümsemedir hatırladığımız…
Kalabalığın içinde yalnızca bize bakan bir çift göz…
Kırıldığımız bir anda uzanan sessiz bir el…
Kimsenin anlamadığı bir derdi anlayan tek bir cümle…
Ya da hiçbir şey söylemeden, yalnızca varlığıyla içimize huzur bırakan bir insan…
İşte insanı unutulmaz yapan şey,hayatımıza bıraktığı izdir.
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan geçip gider,
ama bazıları kalbimizden geçer.
Kalbimizden geçenler,zamanla uzaklaşsalar bile içimizden asla gitmezler.
Bir insanın bize bıraktığı en kıymetli şey; parası,makamı, sahip oldukları ya da ardında bıraktığı eşyalar değildir.
Bize nasıl hissettirdiğidir.
Yanında kendimiz olabildiysek,
bir an olsun huzur bulabildiysek,
gülüşümüzü çoğalttıysa,
yaralarımıza merhem olduysa
ve kalbimizin bir köşesine sevgiyle dokunduysa…
Artık o insanın hayatımızdaki yeri, zamana bağlı değildir.
Çünkü kalbe dokunan insanlar unutulmaz.
Belki yollar ayrılır,
mesafeler girer araya,
hayat herkesi başka yerlere savurur…
Ama bazı insanlar vardır ki,
adını duyduğumuzda içimizde bir şey yeniden kıpırdar.
İşte onlar, hayatımızdan değil;
kalbimizden geçenlerdir.
İnsanın bu dünyada bırakabileceği en güzel miras da budur:
Bir kalbe dokunmak,
bir ruha iyi gelmek
ve ardında güzel bir his bırakmak…
Çünkü yıllar geçer, yüzler unutulur, sözler silinir…
Ama kalpte bırakılan güzel bir iz, ömür boyu yaşar.
DUVARLARIN ARDINDA BİR KALP...
Bugün yine sustum.
Cezaevinde insan çok susuyor.
Çünkü burada sessizlik bile konuşuyor.
Duvarlara bakıyorum.
Duvarlar susuyor.
Ben susuyorum.
İçimde bir tek özlem konuşuyor.
Seni özlüyorum.
Bazen bir fotoğraf kadar yakınsın.
Bazen bir ömür kadar uzak.
İnsan en çok sevdiğini özlüyormuş.
Bunu burada öğrendim.
Aşkın da sabrın da gerçek yüzünü burada gördüm.
İnsan,en güçlü anılarını duygularıyla saklar.
Benim hafızamda senin sesin var.
Gülüşün var.
Gözlerin var.
Bir de bana baktığın o son an…
Bazı anlar geçmiyor.
Takvim ilerliyor.
Saatler geçiyor.
Ama bazı anılar yerinden kıpırdamıyor.
Felsefe bize insanın kendini en çok yalnız kaldığında tanıdığını söyler.
Ben kendimi burada tanıdım.
Korkularımı gördüm.
Kırgınlıklarımı gördüm.
Eksiklerimi gördüm.
Sonra bir şey öğrendim.
İnsan en karanlık yerde bile kendine bir ışık bulabiliyor.
Ben o ışığı mücadelede buldum.
Her sabah yeniden kalkmakta.
Her gece yeniden sabretmekte.
İçimdeki umudu korumakta.
Bazen çok yoruluyorum.
Bazen içim daralıyor.
Bazen yalnızca sana sarılmak istiyorum.
Olmuyor.
Gözlerimi kapatıyorum.
Sanki yanımdasın.
Başımı omzuna koyuyorum.
Bir anlığına duvarlar kayboluyor.
Sonra gözlerimi açıyorum.
Yine aynı karanlık oda.
Yine aynı garip sessizlik.
Yine aynı özlem.
Ama ben hâlâ buradayım.
Çünkü benim mücadelem bitmedi.
Ben hâlâ aynı yerde bekliyorum.
Hâlâ sana inanıyorum.
Hâlâ seni seviyorum.
Belki de,aşk biraz da budur.
Kavuşamadan da sevebilmek.
Uzakta olanı yakında hissedebilmek.
Bir insanı görmeden de ona sarılabilmek.
Adını kalbinin içinde sessizce söyleyebilmek.
Bugün yine gün geceye döndü.
Pencereden gökyüzüne doğru baktım.
Bir yıldız gördüm.
Sonra seni düşündüm ey sevgili.
Belki aynı gökyüzüne bakıyorsundur.
Belki sen de beni düşünüyorsundur.
Bilmiyorum...
Ama bilmek istediğim tek şey var:
Kalbine,senin bir kez dokunduysam…
Orada küçük de olsa bir iz bıraktıysam…
Bana yeter.
Çünkü bazı insanlar unutulmaz.
Bazı sevgiler eksilmez.
Bazı özlemler dinmez.
Bazı mücadeleler yarım kalmaz.
Benim mücadelem sürüyor.
Benim özlemim sürüyor.
Benim sevgim sürüyor.
Çünkü insan bazen özgürlüğünü bir kapının açılmasında değil…
Sevdiğine yeniden kavuşacağı güne inanmakta buluyor.
Murat İLERİ