Bazen susmak gerekir. Kalabalığın içinden sessizce çekilip bir köşeye oturmak ve hayatın sesini dinlemek…
Kim gerçekten yanımızda?
Kim yalnızca alışkanlığımız?
Kim giderken bir parçamızı götürdü?
Kim kaldı ama içimizde çoktan bitti?
İnsan,hayatının içinde yaşarken bazı gerçekleri göremez.Çünkü alışkanlıkların gözleri vardır,fakat görmezler.
İnsan bazen aynı insanlara,aynı sokaklara, aynı cümlelere baka baka kendi içindeki değişimi fark edemez.
Sonra bir gün durur.
Hiçbir şey yapmadan yalnızca bakar.
Geçmişine…
Bugününe…
Kendisine…
İşte o an insanın en zor karşılaşması başlar:
Kendiyle karşılaşması.
Çünkü başkalarını kandırmak kolaydır.
İnsan kendisine söylediği yalanların altında daha uzun süre yaşayabilir.
“İyiyim” der.
Oysa değildir.
“Alıştım” der.
Oysa yalnızca susmayı öğrenmiştir.
“Umurumda değil” der.
Oysa geceleri aynı şeyi düşünmekten uyuyamaz.
Ruhun da bir hafızası vardır.
Unuttuğumuzu sandığımız şeyleri saklar.
Bir bakışta,bir şarkıda,eski bir sokakta,hiç beklemediğimiz bir gecede çıkarıp önümüze koyar.
Belki de bu yüzden bazı insanlar hayatımızdan gittikten yıllar sonra bile içimizde yaşamaya devam eder.
Çünkü insan yalnızca insanları kaybetmez.
Onlarla birlikte kurduğu hayalleri de kaybeder.
Birlikte gülmeyi…
Birlikte yaşlanmayı…
Bir sabah aynı sofrada uyanma ihtimalini…
Bazen özlediğimiz insan değildir.
Onun yanında olduğumuz hâlimizdir.
Bu yüzden hayatı ara sıra uzaktan seyretmek gerekir.
Kimlerin bizi çoğalttığını, kimlerin eksilttiğini görmek için…
Kimlerin yanımızda huzur bıraktığını, kimlerin içimizde sürekli bir fırtına kopardığını anlamak için…
Çünkü her kalabalık dostluk değildir.
Her yalnızlık da kayıp değildir.
Bazı yalnızlıklar insanı kendisine geri götürür.
Bazı vedalar ise bir son değil,insanın kendisini yeniden bulmasıdır.
Hayatın bütün meseleleri dışarıda değildir.
Bir kısmı bizim içimizdedir.
Eksik sandığımız şey belki sevgidir.
Belki cesaret…
Belki affetmek…
Belki de kendimize karşı yıllardır esirgediğimiz merhamet.
Fazla olan şey ise bazen korkudur.
Bazen geçmiş…
Bazen başkalarının bizim için biçtiği hayat…
İnsan başkalarının beklentileriyle yaşarken kendi sesini kaybedebilir.
Sonra bir gün aynaya bakar ve karşısındaki yüzü tanımakta zorlanır.
İşte o zaman sormak gerekir:
“Ben gerçekten böyle bir hayat mı istiyorum?”
Cevap kolay gelmez.
Çünkü bazı cevaplar yıllardır susturduğumuz bir çocuğun ağzından çıkar.
Bazıları gözyaşıyla…
Bazıları uzun bir sessizlikle…
Bazıları da gecenin en karanlık saatinde.
Yine de sormaktan korkmamak gerekir.
Çünkü insanın kendisine sorduğu en zor soru,çoğu zaman onu özgürlüğe götüren ilk sorudur.
Hayat kusursuz olmayacak.
İnsanlar değişecek.
Gidenler olacak.
Kalanlar olacak.
Bazıları verdiği sözleri unutacak.
Bazıları hiç beklemediğimiz bir anda elimizden tutacak.
Biz de değişeceğiz.
Dün sevdiğimiz bazı şeyleri bugün istemeyeceğiz.
Dün peşinden koştuğumuz bazı insanların bugün arkasından bakmayacağız.
Bu,insan olmanın en sessiz gerçeğidir.
Kendini yeniden tanımak…
Bazen hayatı değiştirmek için bütün dünyayı değiştirmek gerekmez.
Bir sandalyeye oturup kendine dürüstçe bakmak yeter.
Neyi seviyorsun?
Neyi özlüyorsun?
Neyden vazgeçemiyorsun?
Neyin içinde kayboluyorsun?
Kimsenin görmediği hangi yaranı hâlâ taşıyorsun?
Cevapların peşinden git.
Çünkü insan, kendisini dinlemeyi bıraktığı gün başkalarının hayatında figüran olmaya başlar.
Oysa bu hayat bize bir kez veriliyor.
Belki uzun sürecek.
Belki kısa…
Bunu hiçbirimiz bilmiyoruz.
Bildğimiz tek şey şu:
İçimize sinmeyen bir hayatı sırf alıştık diye yaşamaya devam etmek,insanın kendisine yapabileceği en büyük haksızlıklardan biridir.
Bazen bir kenara çekilmek gerekir.
Dünyayı susturup kalbin sesini duymak…
Gidenleri uğurlamak…
Kalanlara sarılmak…
Eksikleri tamamlamak…
Fazlalıkları bırakmak…
Sonra ağır ağır ayağa kalkmak.
Kendi yoluna devam etmek.
Çünkü insanın gerçek yolculuğu, başkalarından uzaklaştığı yerde değil;
Kendisine yaklaştığı yerde başlar.
Belki de bütün mesele budur.
Hayatın bize ne yaptığından çok, yaşadıklarımızdan sonra kendimize ne yaptığımız…
Gerisi biraz zaman…
Biraz cesaret…
Biraz da kalbin hâlâ inanmak isteyen o sessiz tarafı.
Murat İLERİ