Zonguldak’ta akşam oluyor. Gazipaşa Caddesi, her zamanki kalabalığıyla akıp gidiyor.Karadeniz kıyıya bir şeyler anlatıyor,rüzgâr insanların yüzüne dokunup geçiyor.
Ben,bütün bu hayatın ortasında, yıllardır içimde susturamadığım birini düşünüyorum.
Seni…
İnsan birini ne zaman özlemeye başlar,biliyor musun?
Gittiği gün değil.Yokluğuna alıştığını sandığı gün. Bir şarkının ortasında sesi aklına düşünce, kalabalığın içinde gözlerin onu arayınca,anlatacak güzel bir şeyin olduğunda artık anlatacağın kişinin yanında olmadığını fark edince…
İşte o zaman anlarsın;bazı insanlar gitse de içindeki yerlerinden hiç ayrılmamışlardır.
Bizim hikâyemiz de böyle kaldı.
Ne tam bir veda edebildik ne de yeniden başlayabildik. Aramızda söylenmemiş sözler, yaşanamamış günler,belki de yalnızca ikimizin bildiği bir ihtimal var.
Sana git diyemiyorum.
Kal demeye de dilim varmıyor.
Çünkü insan bazen birini sevmekten değil,o sevginin hayatında nereye ait olduğunu bilememekten yoruluyor.Sen benim neyimsin şimdi?
Bir hatıra mı, içimde sakladığım bir sır mı,yoksa yıllar sonra bile karşılaşma ihtimaline kalbimin hâlâ inandığı o yabancı mı?
Bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, bazı geceler insanın kendi kalbine bile yabancılaştığı. Unutmak istiyorsun, hatırlıyorsun. Vazgeçtiğini sanıyorsun,bir bakışın hayaliyle yeniden başlıyorsun. Hayatına devam ediyorsun ama içinde bir yer,sanki sen hiç gitmemişsin gibi seni bekliyor.
Belki sen de bazen hatırlıyorsundur beni.Gazipaşa’dan geçerken,yağmur cama vururken ya da kimsenin bilmediği bir şarkıda…
Belki bir an duruyor,sonra hayatına devam ediyorsundur.
Belki de yalnızca ben büyütüyorum bu ihtimali.
İnsan,özlediği kişiye kendi içinden bir dünya kuruyor.O dünyanın penceresinden bakıp onun da kendisini düşündüğüne inanmak istiyor. Çünkü bazı gerçekler ne kadar acıysa,bazı ihtimaller de o kadar güzel.
Yine de bir gün karşılaşmayı düşlüyorum.
Yıllar yüzlerimize dokunmuş,hayat bizi değiştirmiş olsa bile gözlerimiz birbirini tanısın istiyorum.Bir merhaba diyelim.Sonra susalım.
Bırakalım, zamanında söyleyemediklerimizi kalplerimiz tamamlasın.
Belki o gün kavuşuruz.
Belki de yalnızca birbirimizin hayatında bir zamanlar ne kadar derin bir iz bıraktığımızı anlarız.
Çünkü her kavuşma yeniden başlamak değildir. Bazen insan, yıllardır içinde taşıdığı sorunun cevabını bir çift gözde bulur.
Akşam ilerliyor. Gazipaşa’nın ışıkları yanıyor. Karadeniz karanlığın içinde kendi yalnızlığını taşıyor.Ben yine yürüyorum.
Kimse bilmiyor, bir insanın kalabalıkların ortasında nasıl bu kadar yalnız kalabildiğini.
Özlem de var, özlemek de…
Bir de sana ne git diyebildiğim ne kal diyebildiğim o yer var içimde.
Vedasız bir hikâyenin eşiğinde, kavuşmaya dair küçücük bir ihtimali avuçlarımda saklıyorum.
Belki bir gün gelirsin.
Belki gelmezsin.
Ama bil ki bazı insanlar unutuldukları için değil, unutulamadıkları için uzak kalırlar.
Sen benim yarım kalmış cümlemsin. Ben hâlâ sonuna hangi kelimeyi koyacağımı bilmiyorum.
Murat İLERİ