Bir önceki köşemizde 600 kişinin işten çıkartılması önceliğinde kentin ekonomik sıkıntı gündemine Fransız kalan siyasetçilerimizi eleştirmiştim…

Bir önceki köşemizde 600 kişinin işten çıkartılması önceliğinde kentin ekonomik sıkıntı gündemine Fransız kalan siyasetçilerimizi eleştirmiştim…
Nedenini anlamaya çalışırken fikirlerine değer verdiğim biri noktayı koydu!
Daha önceden söylenmesine rağmen çok da ciddiye almadığım, “Niye öyle düşünsünler ki… O kadar da değildir” diye geçiştirdiğim nedeni tekrar vurgulayınca ‘Acaba’ demeye başladım…
Zonguldak’ın durumundan siyasetçiler niye memnun olur ki diye hayıflanırken işin özeti:
“Siyasetçinin işine geliyor şehir küçülsün, onlar iş diye gelsinler, madenlere muhtaç kalsınlar vefat olunca da fotoğraf verip kenara çekilsinler.”
Ağır bir itham ama düşününce gel de hak verme?
Öyle ya; Şehir ekonomik, sosyal yönden büyürse kasaba siyaseti yapanlar nasıl mevki makam sahibi olur?
Hazine arazilerini toplamaya göz yumma karşılığı seçim masraflarını karşılayacak adam yerine liyakatli adam aranırsa nasıl sıralamaya girecekler?
İşsizlik sorunu olmazsa nasıl hastaneye, Erdemir veya başka kuruma işe alma karşılığı siyaseten ve ekonomik olarak siyasette yer bulabilirler?
Milletvekili olunca milletin vekili olmak yerine iş yerinin kasasında para almaya devam ederler?
‘Konsey’ adı altında sırf birilerini makama getirebilmek için liyakatli kişilere Zonguldak üzerinde operasyon çekerler?
Sözün özü; Siyasetçilerin ve yandaşlarının çıkarları için Zonguldak’ın gelişmesini istemediği tezi doğrudur!

Zonguldak'ın gelişmesini degil de batışını isteyen siyasetçi tipini halka havale edelim...

***

Ateş sadece düştüğü yeri yaktıkça!

Zonguldak’ta geçen hafta yaşanan acılar yürekleri yaktı!
Önce binanın yıkılması sonucu bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi, ardından grizu faciasıyla 3 madencimizin hayatını kaybetmesi…
Şehrin de psikolojisini dağıttı adeta!
Peki ders mi alıyoruz?
Beni de bunun cevabı yaralıyor zaten…
Ne ders alıyoruz ne de düzeltme niyetimiz var!
Felaket sonrası fotoğraf çektirmeye, mesajlarla gündemde kalmaya çalışan siyasetçiler…
Ve ateşin herkesin yüreğini yaktığını ifade eden edebi sözcükler…
Kimse kimseyi kandırmasın ‘Ateş düştüğü yeri yakıyor’
Öyle olmasa 3 güne unutulur mu bu acı!
Ölüm acısını bırakın yaşanan o stres bile unutulmaz…
Rahmetli babamın madende çalışırken gelen göçük haberleriyle nasıl strese girip ‘Acaba babamız mı’ duygusu bize ölümden becet gelirdi…
O nedenle ‘Ateş hepimizi yaktı’ edebiyatını bırakıp ateşin düştüğü yeri kar ateşle taktığını unutmayarak çözüm üretelim…


***

Ekonomi Harika!

Ekonominin iyi gitmediğine yönelik duyumları yazdıkça birileri rahatsız oluyor!
Bunu muhalefet olsun diye değil gerçekleri gösterip önlem alınsın diye yapıyoruz!
Her zaman verdiğim örneği hatırlatmak gerekirse; Kralın çıplak olduğunu söylemek gerçekçilik, çıplak kralı güzel elbiseli göstermek dalkavukluktur!
Bu da gerek insanın kendisine gerek se memlekete verilebilecek en büyük zarardır!
İşten çıkarmalar, fabrika satışları, iflaslar ayyuka çıkmışken ‘Ekonomi harika’ demek bu memlekete ve hatta hükümete yapılabilecek en büyük ihanettir…
Hastalığın adını koyalım ki ameliyat ona göre yapılsın…
Hastalığın teşhisi bizden, ameliyatı hükümetten!