Bir yanında Karadeniz’in hırçın ama büyüleyici mavisi, diğer yanında yemyeşil ormanları, tepeleri, temiz havası ve eşsiz doğası… Kömürün alın teriyle yoğrulmuş, emeğin ve mücadelenin şehri.
Peki, böylesine güzel bir şehir hak ettiği yerde mi?
İşte asıl sorulması gereken soru budur!
Zonguldak’ın doğası güzel, denizi güzel, insanı güzel… Peki, bu güzellikleri geleceğe taşıyacak şehircilik anlayışı aynı güzellikte mi? Kentin potansiyeliyle günlük yaşamın gerçekleri arasında bir uçurum oluşuyorsa, artık oturup düşünmenin zamanı gelmiş demektir.
Çünkü bir şehri güzel yapan yalnızca Allah’ın ona bahşettiği doğa değildir; o güzelliği korumak, geliştirmek ve insanına yakışır hâle getirmek de yönetenlerin sorumluluğudur.
Halk arasında çok anlamlı bir söz vardır: Bir şehrin belediye başkanı o şehri vezir de eder, rezil de eder.Bu söz, bir kişinin bütün sorunları tek başına çözebileceği anlamına gelmez. Ancak belediye başkanının liderliğinin, vizyonunun, çalışma disiplininin ve önceliklerinin şehir hayatında ne kadar belirleyici olduğunu açıkça anlatır.
Belediye başkanlığı yalnızca makam koltuğunda oturmak, açılışlara katılmak, açıklamalar yapmak değildir. Belediye başkanlığı; sabahın erken saatlerinde sokağa çıkmayı, mahalle mahalle dolaşmayı, vatandaşın derdini dinlemeyi, aksayan hizmeti görmeyi ve çözüm üretmeyi gerektirir.
Vatandaş, yöneticisinden mucize beklemiyor. İmkânsızı başarmasını da istemiyor. İstediği şey belli: Temiz sokaklar, düzgün yollar, güvenli kaldırımlar, işleyen ulaşım, bakımlı parklar, korunan sahiller ve yaşanabilir bir şehir.
Bunlar lüks doğayı kent yaşamının ayrılmaz bir parçası hâline getirmektir.Denizi olan bir şehir, sahilini temiz ve düzenli tutmalıdır. Ormanları olan bir şehir, yeşil alanlarını korumalıdır. İnsanları yokuşlarda, dar sokaklarda ve günlük ulaşımın zorlukları içinde yaşayan bir kent, yaya güvenliğini ve ulaşımı öncelikleri arasına almalıdır.
Elbette Zonguldak’ın coğrafi yapısı kolay değildir. Yokuşlar, dar alanlar, altyapı sorunları ve geçmişten gelen şehirleşme problemleri çözümü zorlaştırabilir. Fakat zorlukların varlığı, çözüm arayışından vazgeçmenin gerekçesi olamaz.
Tam tersine, zor şehirler daha fazla planlama, daha güçlü koordinasyon ve daha kararlı bir yönetim ister.Peki, Zonguldak’ta uzun vadeli bir şehircilik vizyonu yeterince hissediliyor mu? Mahallelerin ihtiyaçları belirli bir takvimle karşılanıyor mu? Vatandaş, hangi sorunun ne zaman çözüleceğini öğrenebiliyor mu?
Bu sorulara verilecek açık ve somut cevaplar, belediyeciliğin başarısını anlamak bakımından önemlidir.Önce temel hizmet, sonra gösteriş. Bir belediyenin başarısını afişler, reklamlar ve güzel sözler değil, vatandaşın günlük hayatında gördüğü sonuçlar belirler.
Bir sokakta yol bozuksa, bir mahallede temizlik aksıyorsa, bir kaldırımda yürümek güçleşiyorsa, bir sahil hak ettiği bakımı göremiyorsa vatandaşın beklentisi bellidir: Önce bu sorunlar çözülsün.Elbette sosyal projeler, kültürel etkinlikler ve yeni yatırımlar da değerlidir. Ancak temel belediye hizmetleri sürekli ve güvenilir biçimde yürütülmeden, hiçbir tanıtım çalışması tek başına başarı ölçüsü olamaz.
Belediye yönetimi önceliklerini doğru belirlemelidir. Hangi mahallede hangi sorun var? Hangi yolun onarılması gerekiyor? Hangi park bakımsız? Hangi altyapı sorunu yağışlarda risk yaratıyor? Hangi noktada trafik ve yaya güvenliği eksikliği var?
Bu sıkıntıların çözümünü hayata geçirecek olan vatandaşlar değildir. Çözüm vatandaşların o makama tercih ettiği ve ona güvenerek oy verdiği Belediye başkanıdır. Zonguldak hak ettiği yerde olacaksa tüm yetkililer sözlerle değil icraatlarıyla elini taşın altına koymalıdır. NOKTA. Kalın sağlıcakla…