Bugün köşe yazımda aşktan, özlemden, hasretten bahsetmeyeceğim.

Bugün sizlere, Çaycuma'da yaşayan çaresiz bir babanın sesini ve yalnızlığını duyuracağım.

Eşinin yaşam mücadelesi, çocuklarının geleceği ve ailesini ayakta tutabilmek için çırpınan bir emekçinin feryadı olacağım.

Bugün sizlerden tek isteğim,bu aileye sessiz kalmayalım.

Çaycuma’da bir ev var…

O evde bir anne, dördüncü evre kanser hastalığıyla mücadele ediyor.

Bir eş, sevdiği kadının hayata tutunabilmesi için elinden geleni yapıyor.Çocuklar, annelerinin iyileşeceği günün hayalini kuruyor.

Ailenin babası,Xxx kurumunda,bir taşeron firmada asgari ücretle çalışan bir emekçi. Alın teriyle kazandığı para, evin geçimine, çocukların ihtiyaçlarına ve eşinin tedavi masraflarına yetmiyor.Eşinin ilaçları ve tedavisi için kredi kartlarına borçlanmış.
Üstelik kendi babası da hasta.Bir yanda eşinin sağlık mücadelesi,diğer yanda babasının ihtiyaçları, omuzlarında çocuklarının sorumluluğu…

Düşünebiliyor musunuz?...

Bir insan,sevdiği kadını yaşatabilmek, çocuklarının geleceğini koruyabilmek için çırpınıyor.Her sabah işe gidiyor, alın teri döküyor, elinden geleni yapıyor.Fakat hayatın karşısına çıkardığı yükler, kazandığı ücretin çok ötesine geçiyor.

İşte bugün sizlere bu kardeşimizin sesini duyurmak istiyorum.

Burada bir çaresizlik var. Burada bir babanın feryadı,bir annenin yaşam mücadelesi, çocukların sessiz bekleyişi var.

Lütfen kimse çıkıp da “Nasıl olsa devlet var, devlet sahip çıksın.” demesin.Elbette devletimizin sosyal destekleri önemlidir ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmalıdır.
Ancak toplumsal dayanışma da hepimizin sorumluluğudur. Bir başkasının acısını yalnızca devletin ya da başka bir kurumun üzerine bırakarak kendi vicdanımızı rahatlatamayız.

Kimse de “Asgari ücret alıyor, nasıl olsa bir geliri var.” diyerek bu aileye sırtını dönmesin.

Lütfen İnsaflı olalım !...

Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin, dördüncü evre kanser tedavisiyle, ilaç masraflarıyla, çocukların ihtiyaçlarıyla ve hasta bir babanın sorumluluğuyla aynı anda mücadele ettiğini düşünelim.
Düzenli bir gelire sahip olmak, her ihtiyacın karşılanabildiği anlamına gelmez. Hele hastalık kapıyı çaldığında, insanın bütün hesapları altüst olabilir.

Mesele yalnızca para değil,bir ailenin bütün yüküyle baş başa kalmasıdır.

Değerli büyüklerim, saygıdeğer milletvekillerimiz, kıymetli belediye başkanlarımız, hayırsever iş insanlarımız ve gönlü zengin dostlarımız…

Bugün sizlerden bir aileye el uzatmanızı istiyorum.

Gazetemizin imtiyaz sahibi Osman Sav abimiz geçmişte bu aileye destek sağladı. Ben de birçok arkadaşıma özelden ulaşarak yardım konusunda girişimlerde bulundum.
Şimdi bu çağrıyı daha geniş kitlelere duyurmak, ailemizin yükünü hep birlikte hafifletmek istiyorum.

Kimin ne kadar katkı sağlayacağına bakmadan, imkânlarımız ölçüsünde dayanışma gösterelim. Birimizin yapacağı yardım ilaç masrafına,bir başkasının katkısı evin ihtiyaçlarına destek olabilir. Birlikte hareket edersek bu ailenin omuzlarındaki yükü biraz olsun azaltabiliriz.

Burada siyasetin yeri yok.Burada parti ayrımı yok. Burada ideolojik tartışmaların hiçbir anlamı yok.

Söz konusu insan hayatıysa,bütün ayrılıklar bir kenara bırakılmalıdır.

Bugün bir annenin yaşam mücadelesinden söz ediyoruz. Eşinin elinden tutup ona güç vermeye çalışan bir babadan, annesinin iyileşmesini bekleyen çocuklardan söz ediyoruz.
Bu aileye yardım etmek, yalnızca maddi bir katkıda bulunmak değil,insanlığımıza sahip çıkmaktır.

Unutmayalım, herkesin hayatında bir gün kendi gücünün yetmediği bir kapı olabilir. İşte o gün, uzanacak bir elin ne anlama geldiğini çok daha iyi anlarız.

Ben bu çağrıyı bir köşe yazısından ibaret görmüyorum.
Bir emekçinin sesi,bir babanın feryadı, bir ailenin umut arayışı olarak görüyorum.

Sayın milletvekillerimiz, değerli belediye başkanlarımız, kıymetli iş insanlarımız ve imkânı olan bütün dostlarımız…

Lütfen sesimizi duyun.

Bu ailemize ulaşalım, ihtiyaçlarını öğrenelim ve elimizden gelen desteği sağlayalım. Yardımların doğrudan aileye ulaştırılacağı, güvenilir ve şeffaf bir dayanışma oluşturalım.

Bir annenin yaşama tutunma mücadelesine, bir babanın çaresizliğine, çocukların yarınlarına sessiz kalmayalım.

Çünkü bazen küçücük bir destek, bir evde yeniden umutla konuşulmasını sağlar. Bazen uzatılan bir el, bir babanın “Yalnız değilmişim.” diyebilmesine vesile olur.

Bugün o el biz olalım.

İnsaflı olalım, duyarlı olalım, birbirimizin derdine sahip çıkalım.

Çaycuma’daki bu ailemizi yalnız bırakmayalım. Birlikte destek olalım,birlikte umut olalım!

Murat İLERİ