Hele bir yaz gelsin…

Yağmur düşsün yüreğimize,toprak çocukluğumuzun kokusunu geri versin. Böğürtlenler dikenlerinde tatlansın, gelincikler tarlalara renk katsın,rüzgâr eski sevdaların adını fısıldasın. İçimizdeki çocuk uyansın,yıllardır susturduğumuz o küçük yürek yeniden hayata karışsın.

İnsan büyüdükçe hayatı öğrendiğini sanıyor.Oysa çoğu zaman yalnızca susmayı,özlemini gizlemeyi,sevgisini ertelemeyi öğreniyor.
Bir gün dönüp bakıyor ki yıllar geçmiş, söylenecek sözler birikmiş,sarılmalar yarım kalmış, bazı insanlar hatıraların sessizliğine karışmış.

Aşk dediğin de biraz böyle değil mi?Bir kokuda geçmişe dönmek, bir seste sevdiğini aramak,hiç gelmeyecek birini hâlâ beklemek…

Özlemek,insanın içinde hem sızı hem umut taşımaktır.
Çünkü kalp,aklın vazgeçtiği yerde bile bir kapıyı aralık bırakır.

Hele bir temmuz gelsin…
Şeftaliler güneşi dallarında taşısın, akşam rüzgârı yüzümüzü okşasın. Sevdiğimiz yanımızda olsun, dünya bir anlığına bütün telaşını unutsun.Çıkaralım ayakkabılarımızı, yalınayak basalım toprağa.Ne geçmişin pişmanlığı kalsın içimizde ne de geleceğin korkusu…

Çünkü mutluluk, çoğu zaman büyük mucizelerde değil; bir çift sıcak gözde,içten bir gülüşte,insanın kendini ait hissettiği bir omuzda saklıdır.

Belki de bütün ömrümüz, içimizdeki çocuğun elinden tutacak birini beklemekle geçiyor.Bir ses,bir dokunuş,yıllar geçse de eksilmeyen bir sevda…

Hele bir güneş doğsun içimize.
Bir kez daha sevelim,bir kez daha özleyelim,bir kez daha inanalım insana.Dünya bizi ne kadar büyütürse büyütsün,kalbimiz sevmeyi unutmasın.

Çünkü insan büyüdükçe çocukluğunu, sustukça sevdasını, bekledikçe ömrünü kaybediyor.

Belki de en çok özlediğimiz yaz değil,o yazlarda yanımızda olan insanlar…
En çok dönmek istediğimiz yer bir şehir değil,bir zamanlar kendimizi sevildiğimiz kadar güvende hissettiğimiz o kalp.

Hele bir kere daha yalınayak bassın toprağa içimizdeki çocuk…

Belki dünya yine güzelleşmez ama biz, bir kez daha yaşamaya değer bir şey buluruz.

Ya da bir ömür bekleriz, gelmeyecek bir yazı,dönmeyecek birini,bir daha hiç çocuk olamayacağımızı bilmeden…

Murat İLERİ