Bülent Ecevit Üniversitesi Öz Sağlık-İş Sendikası Sorumlu Başkanı Ahmet Acar…

Gerçek bir işçi dostu,emekçinin yanında durmuş, işçi adına bedel ödemiş bir insan.

Bir dönem Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası'nın kurucu şube başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Sendikal mücadelede emek verdi, sorumluluk aldı, işçinin hakkını savunmak için mücadele etti.

I M G 20261103 W A0124(1)

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı Hakan Toy, Zonguldak'ta şube kurulmasına karar verdi.

Ancak Ahmet Acar başkanımız adaylığını açıkladığında Sayın Hakan Toy,Düzceli Hakan Uzun'u desteklemeyi tercih etti.
Sonuçta Zonguldak şube başkanlığına Hakan Uzun getirildi.

Şimdi sormak gerekiyor:

Sanki emeğin kenti Zonguldak'ta şube başkanlığı yapabilecek bir aday yokmuş gibi, nasıl oluyor da ta Düzce'den,Düzce Üniversitesi'nden Hakan Uzun'u getirip Zonguldak'a şube başkan adayı yapıyorsunuz?

Zonguldak,emeğin başkentidir. Madencinin alın teriyle,işçinin mücadelesiyle büyümüş bir kenttir.Bu kentte sendikacılık yapacak,işçinin hakkını savunacak insanlar mı kalmadı?

Emeğin kentinde işçinin iradesini yok sayarak yukarıdan aday belirlemeye kalkarsanız bunun karşılığını işçiden alırsınız.

Zonguldak bu oyunu yemez!
İşçi bunun hesabını sorar!

Peki, sonrasında ne oldu?

Bir dönem Bartın, Karabük, Bolu, Düzce ve Zonguldak'ı kapsayan bölgede 2.700 civarında olan üye sayımız, bir yıl içerisinde ciddi biçimde geriledi.

Bunun hesabını kim verecek?

İşçinin güvenini kaybeden, teşkilatın küçülmesine engel olamayan yönetimin sorumluluğunu kim üstlenecek?

Sayın Hakan Toy aynı yönetim anlayışını sürdürerek Düzceli Hakan Uzun ve belirlediği delegeler üzerinden alelacele bir kongre süreci yürüttü ve Zonguldak şubesini yeniden oluşturdu.

Ancak hesap edilmeyen bir şey vardı:İşçinin iradesi!

İşçi bu tabloya razı olmadı.Artık yeter dedi.İstifalar peş peşe gelmeye başladı.

Şimdi asıl sorumuza gelelim…

Bu yaşananlardan dolayı beni ve başkan Ahmet Acar'ı sorumlu tutanlar, neden sahte sosyal medya hesaplarının arkasına saklanarak bize, ailelerimize ve sevdiklerimize saldırıyor?

Bir sendikal mücadele yürütmek suç mu?

İşçinin hakkını savunmak,yanlış gördüğün yönetimi eleştirmek suç mu?

Eleştiriye cevap veremeyenler neden sahte hesapların arkasına sığınıyor?

Şerefsizlik, onursuzluk ve gurursuzluk; insanın kendisini gizleyerek başkalarının ailesini hedef almasıdır.

Sendikacılık cesaret ister,yürek ister, karakter ister. İşçinin karşısına çıkıp hesap vermeyi gerektirir.

Biz kimsenin ailesini hedef almadık.Kimsenin özel hayatına saldırmadık.Bizim mücadelemiz işçinin alın teri, emeği ve sendikal iradesidir.

Ahmet Acar'ın yanında durmamızın nedeni de budur.

Bizim kimseye minnet borcumuz yok.İşçiye karşı sorumluluğumuz var.

Sahte hesapların arkasına saklananlara son sözümüz şudur:

İddianız varsa gerçek kimliğinizle ortaya çıkın. Söyleyecek sözünüz varsa açıkça söyleyin. Biz buradayız!

Çünkü biz yüzümüzü de, ismimizi de, mücadelemizi de saklamıyoruz.

Hiçbir genel başkan,kendi kişisel hesaplarını işçinin iradesinin üzerinde göremez. Sendikanın sahibi koltukta oturanlar değil, aidatını ödeyen işçilerdir!

Son olarak şunu herkes iyi bilsin:

Ahmet Acar'ın mücadelesi bir koltuk mücadelesi değildir.
Bu mücadele, emeğe saygının, işçinin iradesinin ve sendikal onurun mücadelesidir.

Biz dün de emekçinin yanındaydık,bugün de yanındayız. Yarın da kimsenin gölgesinde kalmadan işçinin hakkını savunmaya devam edeceğiz.

Koltuklar gelip geçicidir, makamlar geçicidir.
Geride kalan ise insanın emek mücadelesinde bıraktığı izdir.

Kalemimizi de, sözümüzü de, mücadelemizi de kimseye teslim etmeyeceğiz.

Çünkü bizim tarafımız belli: EMEKÇİ!

Murat İLERİ