İnsan ne zaman büyür,hiç düşündünüz mü?
Takvimler ilerlediğinde mi, saçlarına aklar düştüğünde mi, yoksa bir zamanlar herkese inanabilen kalbini korumak için duvarlar ördüğünde mi?
Ben çocukluğumu özlüyorum.
Cebimde birkaç misket,avucumda elma şekeri, gözlerimde dünyayı değiştirecek kadar umut varken yaşadığım o günleri…
İnsanların yüzünde kötülük aramadığım, bir gülümsemeyi dostluk,uzanan bir eli iyilik sandığım zamanları…
Sonra hayat başladı. Güvendiğim insanlar yabancılaştı,bazı vedalar içimde kaldı, bazı kavuşmalar ömrümün en uzak hayaline dönüştü.
İşte o gün anladım; insanın yaşı büyürken içindeki çocuk bazen sessizce ağlıyormuş.
Geceleri geçmişin kapısını aralıyorum.Eski sokaklar,kaybolan sesler, bir daha aynı sofrada oturamayacağım insanlar…
Hepsi birer hatıra gibi karşıma çıkıyor. İçimden onlara sarılmak geliyor. Çünkü insan bazen birini değil,onun yanındayken olduğu kişiyi özlüyor.
Belki de en büyük yalnızlık, kalabalıkların içinde kendine yabancılaşmaktır.
Yine de içimde küçük bir umut taşıyorum.
Bir gün yeniden huzur bulacağıma, yarım kalan sevinçlere kavuşacağıma, kalbimin eski sıcaklığını hatırlayacağına inanıyorum.
Çünkü insan,ne kadar yorulursa yorulsun,içinde sevebilen bir çocuk yaşadığı sürece hayata bütünüyle yenilmez.
Ben artık çocukluğuma dönmek istemiyorum. Yalnızca o günlerdeki kadar temiz bir kalple yeniden yaşayabilmek istiyorum.
Belki bir gün kendime kavuşacağım. İçimdeki o çocuğun elinden tutup ona yıllardır söyleyemediğim sözleri fısıldayacağım:
Merak etme, küçüğüm…
Hayat bizi çok yordu ama senin içindeki umudu hâlâ koruyorum.
... ... ... ... ... ...
Seni özlemek de güzel,
Sanki geleceksin birazdan.
Ben hâlâ çocuk kalmışım,
Bir ses bekliyorum kapıdan.
Bir gün kavuşur muyuz,
Bilmem,kalbim inanıyor.
Ben seni hâlâ dün gibi,
Yarın olacakmış gibi seviyorum.
Murat İLERİ