Bazı insanlar gülümseyerek yaşar,kimse bilmez içlerinde kaç fırtına koptuğunu.
Her sabah hayata yeniden başlar gibi görünürler,oysa geceleri,kimseye anlatamadıkları acılarla baş başa kalırlar.
İnsan,yalnızca yaşadıklarından ibaret değildir. Söyleyemediği sözler, kavuşamadığı insanlar,yarım kalan hayaller ve içinde sessizce büyüttüğü özlemler de vardır.
Psikoloji bize insanın bazen acısını saklayarak ayakta kalmaya çalıştığını söyler. İnsan,başkalarına güçlü görünmek uğruna kendine ne kadar yabancılaşabilir?
Herkesin derdini dinleyenlerin de anlatamadığı hikâyeleri vardır. Herkese omuz olanların da bir gün yaslanacak bir yürek aradığı olur. Çünkü bazen insanın ihtiyacı bir çözüm değil, yargılanmadan anlaşılmaktır.
Bir bakışta saklı bir ömür,bir suskunlukta anlatılmamış binlerce cümle vardır.Fakat herkes duyamaz bu sessizliği. Bunun için yalnızca kulak değil, merhametle bakan bir yürek gerekir.
Belki de insan olmanın en güzel tarafı,bir başkasının karanlığında küçücük bir ışık olabilmektir.Bir el uzatmak,sessizce yanında durmak, “Anlatmak zorunda değilsin,ben buradayım,” diyebilmektir.
Çünkü hayat geçer, yüzler değişir, hatıralar solar. Geriye ise bir insanın başka bir insanın yüreğinde bıraktığı iz kalır.
İnsan bazen bir ömür anlaşılmayı bekler.Bir gün tek bir yüreğe rastlar ve bütün suskunluğu dile gelir.
Unutma; bazı yaralar görünmez, bazı çığlıklar duyulmaz.İnsan en çok da kimsenin fark etmediği yerde yorulur.
Sessizliğin Dili...
İnsan bazen susar, Dünya duysun diye,
Bir damla yaş saklar,
Kimse görmesin diye.
Gülüşünün ardında bir ömür gizlidir,
Herkes iyi sanır, kimse bilmesin diye.
Bir yürek arar insan,kendini anlayan,
Sözsüzce yanında, gözlerinden ağlayan.
Belki de hayatın en derin yarası,
Kalabalıklar içinde, bir kişiye hasret kalan.
Murat İLERİ
