İnsan, en çok da sevildiğinden emin olduğu kalpleri ihmal eder.
Nasıl olsa oradadır, nasıl olsa bekler, nasıl olsa affeder sanır.Oysa hiçbir kalp sonsuza kadar aynı kapıda nöbet tutmaz.
Bir gün yorulur,bir gün susar,bir gün de kimseye haber vermeden kendi içindeki vedayı gerçekleştirir.
İnsan,alıştığı şeyin kıymetini zamanla unutabilir.
Fakat kalbin bir hafızası vardır; söylenmeyen güzel sözleri,karşılıksız kalan bekleyişleri, gece yarısı yutkunup içine gömdüğü özlemleri unutmaz.
Her ihmal, görünmeyen bir çizik bırakır insanın ruhunda.
Bazen iki insan aynı odada oturur ama aralarında aşılmaz mesafeler vardır.Birinin gözleri anlatmak ister,diğeri kendi sessizliğine gömülür.
Günler geçer,kelimeler azalır,umut incelir. Bir zamanlar dünyayı güzelleştiren o sevgi,sessizce kendi karanlığına çekilir.
Çünkü sevgi, yalnızca hissetmek değil, hissettirebilmektir.
Sevdiğin insanı sürekli bekletme. Bir telefonun,içten bir sözün,omzuna bırakılan sıcak bir elin ne kadar büyük bir yalnızlığı dağıtabileceğini bilemezsin.
Hayat,telafisi mümkün olmayan vedalarla doludur. Bazı kapılar bir daha açılmaz,bazı insanlar son kez sarıldıklarını bilmeden birbirlerinden ayrılır.
İnsan, kendisini ihmal eden bir kalbin önünde ömrünü tüketmek zorunda değildir. Bazen geri çekilmek,sevgiden vazgeçmek değil, kendini unutmaktan vazgeçmektir.
Her gidiş bir kayıp olmadığı gibi her dönüş de mutluluk değildir.
Belki de hayatın en ağır gerçeği şudur: İnsan,kıymetini bazen yokluğuyla anlatır.
Fakat o kıymeti anlamak için geri dönülmesi gerekmeyen zamanlar da vardır.
Öyleyse seviyorsan söyle,özlüyorsan ara,değer veriyorsan göster. Gururuna sığdırdığın kelimeler,bir gün ömrün boyunca taşıyacağın pişmanlıklara dönüşmesin.
Çünkü zaman kimseyi beklemiyor.
Sevgi ertelendikçe eksilir,ihmal edildikçe susar.
Bir gün o sessizlik konuşmaya başladığında insan,en çok da zamanında söyleyemediklerinin yasını tutar.
Murat İLERİ