Zonguldak’ın Kilimli ilçesinden yine canımızı yakan bir haber aldık.

Özel bir maden ocağında meydana gelen metan gazı patlamasında 3 işçi hayatını kaybetti, 5 işçi ise ağır yaralandı.

Yaşamını yitiren emekçilerimize rahmet, ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

​Ancak bu acı ne ilk ne de ne yazık ki mevcut anlayış değişmedikçe son olacak. Sadece son bir ayın bilançosuna bakmak bile felaketin boyutunu anlamaya yeterli: Kozlu’da 1, Soma’da 5, kaçak ocakta 1, Gelik’te 3… Tek bir ayda 10 madenci toprağa verildi. Sektörün kamuda, taşeronda, özelde ya da kaçak işletmede olması fark etmiyor; denetimsizlik ve liyakatsizlik her kulvarda madencinin karşısına "kader" kılıfıyla çıkarılıyor.
​İş güvenliğini bir maliyet yükü olarak gören anlayış, bu cinayetlerin asıl failidir. Sorumluluğu sahada can veren işçiye ya da birkaç alt kademe görevliye yıkarak kimse vicdanını temizleyemez. Kaçak ocaklar kağıt üzerinde değil sahada fiilen kapatılmalı, orada güvencesiz çalışan emekçiler TTK bünyesine dahil edilmelidir. TTK ise siyasi arpalık olmaktan çıkarılıp ehil, liyakatli ve özerk bir yönetime kavuşturulmalıdır.

​Sözümüz Üretimi Durdurmak İsteyenlere Değil, Canı Hiçe Sayanalardır

​Burada önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor: Bu haklı haykırış, "ocaklar kapatılsın, bölge insanı işsiz kalsın" demek değildir. Zonguldak, enerjinin ve kömürün başkentidir; kömürle var olmuştur, kömürle var olmaya devam edecektir.

​Yaşanan acıları fırsat bilerek meseleyi toptancı bir hükümet veya özel sektör düşmanlığına çevirmeye çalışan siyasi rantçılara da, ihlalleri bahane edip üretimi tamamen durdurmayı savunanlara da müsaade edemeyiz. Bizim mücadelemiz kurumlarla veya sanayiyle değil; insan hayatını kâr hırsına kurban eden vurdumduymazlığadır.

​Çözüm bellidir: Sıfır kaza hedefi, modern teknolojik altyapı ve sıfır taviz içeren iş güvenliği protokolleri. Madencinin can güvenliği sağlanana ve üretim insanca koşullarda gerçekleşene kadar bu ihmalleri normalize etmeyeceğiz. Sorumlular gereğini yapmak zorundadır.