Bu işin lafı uzatılacak, sağa sola çekilecek yeri kalmadı. Geri dönüşü yok, kaçışı yok! Zonguldak günden güne altımızdan kayıyor, çürüyor, üzerimize yıkılıyor.
İşte daha bugün… Meşrutiyet Mahallesi’nde 3 katlı bir bina durduk yere çöküverdi. Göçük altında kalan masum bir insanımız hayatını kaybetti, canımız yandı. İllaki birilerinin ölmesi mi gerekiyor aklımızın başımıza gelmesi için? "Eskiydi, yıkıldı" deyip geçecek miyiz? Hayır! O bina yeni olsaydı, mühendisliği sağlam yapılsaydı o çatı o insanın başına yıkılmazdı. Bugün bir candan olduk, yarın kaç candan olacağımızın garantisi var mı?
Artık bahane duymak istemiyoruz.
Şehrin gerçeği ortada: Zonguldak'ın yapı stoğu çürümüş durumda.
Dik Yamaçlar, Yeraltı Boşlukları ve Çürük Binalar!
Bu şehir sadece eski binalardan ibaret değil; coğrafyası da çetin, zemini de belalı.
Maden Tasmanı /Jeolojik Risk+ Aşırı Eğim & Heyelan + Çürük Yapı Stoğu = Zonguldak'ta Felaket
Tasman Riski: Yıllardır yeraltından çıkarılan kömür nedeniyle oluşan maden tasmanları (yeraltı göçükleri ve zemin çökmeleri), şehrin üzerindeki binaları her an yutacak birer zehirli tuzak gibi altımızda bekliyor.
Aşırı Eğim ve Heyelan: Zonguldak'ın dik yamaçlarına dizilmiş binlerce bina, en ufak bir şiddetli yağmurda, en ufak bir zemin kaymasında kağıttan kaplan gibi devrilmeye hazır.
Eski Yapı Stoğu: Yıllar önce hiçbir mühendislik hizmeti almadan, niteliksiz malzemeyle dikilen binaların miadı çoktan doldu.
Biz bu çürük binalarda "kader" diyerek oturmaya devam mı edeceğiz? Jeolojik yapının ve tasman bölgesinin getirdiği tehlike bu kadar açıkken, bu binaların içinde eceli beklemek intihardan farksızdır!
Kurumlara Açık Çağrı: Süslü Lafları Bırakın, İcraat Yapın!
İş işten geçtikten sonra olay yerine gelip "Açıklama yaptık, önlemleri artıracağız" demek yetmiyor. Sayın Valimiz Osman Hacıbektaşoğlu olayın ardından kentsel dönüşümün şart olduğunu açıkça belirtti. Evet, Sayın Valim; haklısınız, kentsel dönüşüm şart! Ama bu söz masada veya demeçlerde kalmamalı!
Buradan Valiliğe, Zonguldak Belediyesi’ne, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne ve tüm yetkili kurumlara sesleniyoruz:
Masa Başından Sahaya Inin: Bütün kurumlar derhal tek bir masa etrafında toplanmalı. Siyasi çekişmeleri, bürokratik engelleri bir kenara bırakın.
Acil Tahliye Kararları Alın: Yıkılma riski olan, tasman ve heyelan bölgesinde bulunan, çürümeye yüz tutmuş tüm binalar derhal tespit edilsin. İnsanlar o tabut evlerden zora ki olsa bile çıkartılsın, can güvenlikleri sağlansın!
İnşaat ve Ruhsat Denetimi: Belediye önüne gelene, her bulduğu dik yamaca ruhsat ve izin vermekten vazgeçsin! Emniyet çitleri, istinat duvarları, zemin etütleri kâğıt üstünde değil, sahada milim milim denetlensin.
Bölgesel Kentsel Dönüşüm Başlatılsın: Zonguldak’ın coğrafi yapısına uygun, zemin iyileştirmesi yapılmış, tasman riskine karşı dirençli kentsel dönüşüm hamlesi vakit kaybetmeden başlasın!
Hemşerim, Sen de Uyan Artık!
Lafım sadece bürokrasiye, belediyeye değil; lafım doğrudan sana hemşerim!
"Benim evime bir şey olmaz", "Aman şimdi evimden olmayayım", "Üç kuruşluk rantım bozulmasın" sevdasını bırakın! Çürük binada oturup mezarını kendi eliyle kazmaktan vazgeç. Can, maldan tatlıdır! Bugün komşunun başına gelen yarın senin, çocuğunun, torununun başına gelecek.
Yeni acılar yaşamak istemiyorsak, yeni ağıtlar yakmak istemiyorsak Zonguldak olarak tek ses olmak zorundayız.
Zonguldak'ta kentsel dönüşüm bir tercih değil, BİR ÖLÜM KALIM MESELESİDİR! Daha ne kadar can vereceğiz? Yeter artık, acilen harekete geçin!