Öncelikle Yeni Parti İl Başkanlığı ön seçimini kazanan Devrim Dural'ı tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyerek sözlerime başlamak istiyorum.
Yeni Parti’nin Zonguldak il başkanlığı ön seçimleri tamamlandı. Seçim sürecini denetlemek ve koordine etmek üzere Genel Merkez tarafından görevlendirilen isim ise Parti Meclisi Üyesi ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel’di.
Süreç bitti, sandıklar açıldı ve sonucu kamuoyuna bizzat Deniz Yücel açıkladı. Bilindiği üzere yarış iki aday arasında geçiyordu: Mevcut Kurucu İl Başkanı Devrim Dural ve karşısındaki aday Turhan Oral.
Deniz Yücel, ön seçim sonuçlarını kamera karşısına geçip kısa bir videoyla duyurdu. Ancak skandal tam da bu noktada patlak verdi: Yücel, Devrim Dural’ın adını ve soyadını eksiksiz şekilde telaffuz ederken, diğer aday Turhan Oral için yalnızca "Turhan" demekle yetindi!
Saatlerce süren bir seçim yönetilmiş, binlerce üye sandığa gitmiş ve altı üstü iki aday yarışmış…
Şimdi kimse çıkıp bize hikaye anlatmasın: Koskoca Parti Meclisi Üyesi ve milletvekili olan bir isim, iki adaydan birinin soyadını hatırlayamadı, öyle mi?
Üstelik bununla da kalmayıp yanındaki Devrim Dural’a dönerek "Turhan’ın soyadı neydi?" diye sorma cüretini gösterdi.
Bu hareket, basit bir patavatsızlığın çok ötesinde, tam anlamıyla kabul edilemez bir saygısızlıktır!
Bunu "unutkanlık" veya "anlık bir dalgınlık" diyerek kimse yumuşatmaya çalışmasın. Bu davranış, bana göre son derece bilinçli, planlı ve karşı tarafı ezmeyi hedefleyen çirkin bir politik şovdan ibarettir.
Açıkça söylüyoruz: Turhan Oral’ın gururuyla oynayamazsınız! Kamera karşısında "Soyadı neydi?" tiyatrosu çekerek bir siyasetçiyi, bir emekçiyi aklınızca küçümseyemezsiniz.
Ortada masa başı gafı değil, ağır bir siyasi nezaketsizlik vardır. Deniz Yücel bu yaptığıyla partinin ciddiyetine de, temsil ettiği makama da gölge düşürmüştür. Kendisi derhal çıkıp Turhan Oral’dan ve bu tiyatroya şahit olan üyelerden açıkça özür dilemelidir!
XXXXX
MUHTARLAR NE İŞ YAPAR VE MUHTARLAR GERÇEKTEN İHTİYAÇ VAR MI
Mahalle Muhtarlıklarını Kapatmak İçin Ne Bekliyoruz ?Bütçedeki Kara Delikten bahsetmek istiyorum sizlere
Türkiye, dijitalleşme ve kamu yönetimi reformlarıyla çağı yakalamaya çalışırken, geçmişin atıl bürokratik kamburlarını sırtında taşımaya devam ediyor. E-Devlet sayesinde vatandaşın saniyeler içinde hallettiği işlemler ortadayken, işlevini onlarca yıl önce yitirmiş muhtarlık kurumu sistemin tıkandığı en somut örnektir.
19 Ekim Muhtarlar Günü gibi tarihler, içi boş tebrik mesajlarıyla geçiştirilecek sembolik günler olmamalıdır. Bu kurumun devlete ve millete maliyetini, yarattığı israfı ve bürokratik angaryayı hesaba çekmenin tam zamanıdır.
Rakamlar Yalan Söylemez
Bütçeye Yılda 20 Milyar TL’lik Ağır Yük!
İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 50.000’den fazla muhtar görev yapıyor. Bu ordunun 32.000’den fazlası şehir merkezlerinde, yani mahallelerde "görev yapıyor görünmektedir".
Sadece bir ilimiz olan Zonguldak’ta bile 568 muhtar bulunmaktadır. Peki bu ordunun devlete aylık ve yıllık maliyeti nedir?
Asgari Ücrete Endeksli Maaş
1 Ocak 2026 itibarıyla her bir muhtara ayda 28.075,50 TL net ödenek ödenmektedir.
Yıllık Sadece Maaş Yükü: Karşılığında neredeyse hiçbir idari girdi sağlanmayan bu kadroya yılda 17 Milyar TL doğrudan ödenmektedir.
Gerçek Maliyet: SGK primleri, tahsis edilen muhtarlık binaları, fatura giderleri, seçim maliyetleri ve bürokratik masraflar eklendiğinde milletin cebinden çıkan para yıllık 20 Milyar TL’yi aşmaktadır!
Soruyoruz: Vatandaşın vergileriyle oluşturulan bu devasa bütçenin, muhtarlara aktarılmasını hangi mantıkla savunabilirsiniz?
Şehirlerde Muhtarlık Açıkça İsraftır!
Köy ile şehri aynı kefeye koyma çabası, israfı maskeleme gayretinden başka bir şey değildir.
Köyde Mantıklı Ama Şehirde Aksine Bir Lüks..
Coğrafi zorlukların, ulaşım yetersizliklerinin olduğu kırsal alanlarda köy muhtarlığı devletin oradaki gözüdür; korunmalı ve buna hiçbir itirazımız yok.
Ancak belediye sınırları içindeki bir mahalle muhtarı tam olarak ne iş yapmaktadır?
Valiliklerin, kaymakamlıkların, il ilçe ve belde belediyelerinin, yüz binlerce kamu personelinin ve dijital sistemlerin bulunduğu bir kentte bir mahalle muhtarı hangi hayati sorunu çözmektedir? Kamu görevlilerinin yapamadığı, belediye çalışanlarının yetişemediği hangi olağanüstü işi başarmaktadır?
Cevap net: HİÇBİRİNİ.
Üstelik belediyeler, bu muhtarlara özel binalar tahsis etmekte, faturalarını ödemekte ve altyapı sunarak israfı ikiye katlamaktadır.
Belediye Meclisi Varken Çift Başlılık Neden?
Seçim döneminde vatandaş sandığa gidip belediye başkanıyla birlikte Belediye Meclis Üyelerini seçiyor. Mahallenin sorununu meclise taşıyacak, bütçeyi denetleyecek ve temsil yetkisine sahip olan merci zaten Belediye Meclisi'dir.
Aynı mahallede bir de muhtarlık ihdas etmek, bürokraside açıkça yetki karmaşası ve idari mükerrerlik yaratmaktır. Belediye meclisinin olduğu bir yerde mahalle muhtarı bulundurmak, idari bir akıl tutulmasından başka bir şey değildir.
Radikal Reform Şart: Mahalle Muhtarlıkları Derhal Kapatılmalıdır!
E-Devlet çağında bir ikametgah belgesi ya da nüfus kayıt örneği için muhtar kapısı çalma devri kapanmıştır. Kamu kaynaklarının göz göre göre eritilmesine daha fazla seyirci kalınamaz.
Açık ve Net Çağrımdır
Şehirlerdeki ve belediye sınırları içindeki mahalle muhtarlıkları tek bir gün dahi beklenmeden, kademeli olarak tamamen ilga edilmelidir,. Yani yürürlükten kaldırılmalıdır
Her yıl heba edilen bu 20 Milyar TL; muhtarlara değil, okullara, hastanelere, yollara ve bu ülkenin geleceği olan gençlere aktarılmalıdır. Yerel yönetimlerde reform lafla değil, bu tür cesur ve radikal adımlarla yapılır.
Sehirlerdeki bu idari ve mali israfın bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz.
Benim muhtarlarla ile ilgili hiçbir sorunum yok, benim eleştirim tamamıyla sisteme yöneliktir
Ve tüm muhtarlarımızın da 19 Ekim Muhtarlar Gününü kutluyorum