Piyasanın göbeğinde risk alıp yüksek faiz ya da getiri peşinde koşan 43 bin kişi batıyor; fatura dönüp dolaşıp tüyü bitmemiş yetimin, vergisini kuruşu kuruşuna ödeyen dar gelirlinin sırtına biniyor. Soruyorum size: Kimin parasını kime dağıtıyorsunuz?
Kazanç Bireysel, Zarar Neden Kamusal?
Serbest piyasanın sözde nimetlerinden faydalanırken, kâr ederken devletin kapısını çalmayan, "Gel bu kârdan millete de pay verelim" demeyen 43 bin uyanık; işler sarpa sarınca, paraları eriyip "Heba" olunca birdenbire devletin koruması altına alınıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’e ve bu karara imza atanlara sormak gazetecilik görevimizdir:
Bu 43 bin kişi kriz olmasaydı, ceplerine indirecekleri paradan Hazine’ye bir kuruş fazla verecek miydi? Zannetmiyorum!
Kendi hırsıyla, riskini kendisinin aldığı yatırımlarla batan bu kitleyi kurtarmak için Hazine’nin kasasını açmak hangi ahlaka, hangi vicdana sığar?
Vergisini alın teriyle ödeyen milyonlarca vatandaş neden bu 43 bin kişinin batığını ödemek zorunda?
Bir ülkede risk alıp batanın zararını kamu ödüyorsa, orada ne serbest piyasadan ne de adaletten bahsedilebilir. Yapılan şey açıkça şudur: Özel zararları kamulaştırmak, milleti enayi yerine koymaktır. "Nasıl olsa devlet arkamızda, batarsak millet öder" algısını yerleştirmektir.
Yatırımın doğasında kazanmak kadar kaybetmek de vardır.
Yüksek getiri hayaliyle risk alan, sonucuna da katlanmalıdır. Hazine, batan yatırımcıların pansuman yeri ya da hayır kurumu değildir.
Halkın cebinden alıp uyanıkların deliğini kapatamazsınız. Bu milletin sırtından elinizi çekin; kimsenin kişisel kumarlarının faturasını bu halka ödetmeye hakkınız yok!
Bırakında 43 bin kişiye ne haliniz varsa görün denilemez miydi
Batırdıkları parayı millet niye öylesin
Gerçekten gücüme gidiyor ya yazıklar olsun