İnsan bazen bir ömür boyunca güçlü görünmeye çalışır.

Güler,konuşur, kalabalıklara karışır.Kimse bilmez geceleri hangi düşüncelerle boğuştuğunu, hangi özlemi içine gömdüğünü,hangi acıyı kimselere göstermeden taşıdığını.

Çünkü insanın en derin acıları,çoğu zaman en güzel gülüşlerinin arkasına saklanır.

Hayatın insana öğrettiği acı gerçeklerden biri de şudur:Her susan huzurlu,her gülen mutlu değildir. Kimi insanlar anlatmaktan yorulmuştur.
Kimi, bir zamanlar bütün kalbiyle güvendiği insanlara yeniden inanabilmek için kendi içinde uzun bir yolculuğa çıkmıştır.

Sonra bir gün biri gelir…

Öyle büyük sözlerle değil,küçücük bir ilgiyle dokunur hayatına. Sesindeki yorgunluğu fark eder,sustuğunda üzerine gelmez, canın yandığında güçlü görünmek zorunda olmadığını hissettirir.

Herkes senden bir şey beklerken o, yalnızca iyi olmanı ister.

İşte aşk, insanın en zor gününde bile elini bırakmayan bir yüreğin varlığıdır.

Sevgili dediğin, yalnızca mutluluğuna ortak olan insan değildir. Gecenin bir vakti sesini duymak istediğin,derdini anlatırken gözlerinin içine bakan,hayat bütün yükünü omuzlarına bıraktığında sana bir parça huzur verebilen insandır.

Bazen hiçbir şeyi düzeltemez. Geçmişini değiştiremez, kaybettiklerini geri getiremez.
Fakat elini tutar, gözlerinin içine bakar ve sessizce şunu söyler:

“Yalnız değilsin, ben buradayım.”

İnanın,bazı cümleler insanın içinde yıllardır kapalı duran bir kapıyı açar.

İnsan, yeniden incinmekten korktuğunda kendisini sevgiden bile uzak tutabilir. Kalbi yakınlık isterken aklı tehlike arar.Sarılmak ister ama kollarını açamaz.Özler ama arayamaz.

Belki de bu yüzden bazı kavuşmalar gecikir.İki insan birbirini özler,ikisi de susar.
Oysa hayat, söylenmeyen sözleri sonsuza kadar bekletmez.

Özlemek,birinin yokluğunu hissetmektir,aşk, o yokluğa rağmen kalbinde ona yer ayırmaktır.

Düşünsene…

Bir gün bütün yorgunlukların geride kalmış. Kapı açılıyor, göz göze geliyorsunuz. Ne hesap soruyorsun ne de geçmişin defterini açıyorsun. Yalnızca sarılıyorsun.

Sanki bütün yollar, bütün geceler, bütün bekleyişler o sarılmaya çıkmış.

Belki de kavuşmak, aynı yerde buluşmaktan fazlasıdır.
Birinin korkularını geride bırakıp sana yaklaşması,senin de ona kendisini güvende hissedeceği bir yer açmandır.

Aşk,insanın yalnızca güzel yanlarını sevmek değildir.

Yorgunluğunu, suskunluğunu, bazen kendisine bile anlatamadığı korkularını anlayabilmektir.

Fakat bir şeyi de unutmamak gerekir:
En karanlık gününde yanında olan insanın kıymetini,güneş doğduğunda da bilmelisin. Gözyaşlarını silen elleri,yüzün yeniden güldüğünde unutmamalısın.

Çünkü vefa, insanın işi düştüğünde hatırlamak değil, işi bittiğinde de yanında kalabilmektir.

Ah be insan…

Dünya zaten yeterince yorucu. Birbirimizin hayatına biraz huzur katalım. Seviyorsak sevgimizi saklamayalım, özlüyorsak gururumuzun arkasına gizlenmeyelim. Kalmak istiyorsak bahaneler üretmeyelim.

Yarın,bugün söylemeye cesaret edemediğimiz bir cümle için çok geç olabilir.

Dilerim herkesin hayatına,en zor gününde elini bırakmayan, yokluğunda özleyen, kavuştuğunda sımsıkı sarılan biri çıkar.

Çünkü insan bazen bütün dünyaya karşı güçlü durabilir de sevdiği kişinin yokluğuna yenilir.

Belki de bir ömrün en güzel hikâyesi, insanın kendisini en çaresiz hissettiği günlerde yanında duran kişiyle yeniden başlamasıdır.

Kimi aşklar bir bakışla başlar, kimileri yıllarca süren bir özlemle büyür.
En güzeli ise bütün yorgunlukların sonunda aynı kapıya çıkmaktır: Birbirinin yanında huzur bulmaya, sevmeye ve nihayet kavuşmaya…

Çünkü insanın aradığı her zaman büyük bir aşk değildir.

Bazen tek istediği, başını omzuna koyduğunda dünyanın sesinin sustuğu o yüreğe rastlamaktır.

Murat İLERİ