Bazı akşamlar insan,kendi hayatının karşısına oturup uzun uzun bakıyor.

Ne geçmiş tamamen geride kalıyor ne gelecek kendini gösteriyor.

Sadece bugün var.

Bir de insanın içinde taşıdığı o ağır sessizlik…

Ben bazen hayata küskün olduğumu düşünüyorum.

Koşmak istiyorum mesela. Çocukluğumdaki gibi sokaklarda yorulana kadar koşmak,top oynamak, nefes nefese kalmak…

İstiyorum ama bedenim izin vermiyor.

İşte insanın ruhuyla bedeni arasındaki en acı konuşma burada başlıyor.

Ruhun “Devam et” diyor.

Bedenin “Biraz bekle…”

Belki hayatın en büyük imtihanı da budur.

İstediğin hâlde yapamamak.

Özlediğin hâlde kavuşamamak.

Çabaladığın hâlde karşılığını hemen görememek.

Yine de insan vazgeçmiyor.

Çünkü emek, bazen sonucu görmek için değil; insanın kendisine olan saygısını kaybetmemesi için veriliyor.

Ben de çok yoruldum.

Ama mücadeleden yorulmakla mücadeleyi bırakmak aynı şey değil.

Geçmişte yanlışlarım oldu.

Belki bilmeden insanların kalbini kırdım.Belki bazı geceler kendimi fazla sorguladım.

Fakat içimde hâlâ kimsenin görmediği bir taraf var.

Sevmek isteyen…

Üretmek isteyen…

Kavuşmak isteyen…

Hayata yeniden karışmak isteyen bir taraf.

Belki bir gün biri çıkar karşıma.

Beni anlattıklarımdan değil, sustuklarımdan tanır.

Gözlerimdeki yorgunluğu görür ama beni acındırmaz.

Özlemlerimi anlar.

İşte o zaman belki yıllardır aradığım şeyin mutluluk değil,anlaşılmak olduğunu fark ederim.

Hayatla hesabım bitmedi.

Kırgınlıklarım var, özlemlerim var, yarım kalmış hayallerim var.

Ama hâlâ umudum da var.

Çünkü insanın içinde küçücük bir ışık kaldığı sürece, hiçbir hikâye gerçekten bitmiş sayılmaz.

Benim hikâyem de bitmedi.

Sadece biraz yoruldu.

Şimdi yeniden ayağa kalkmasını bekliyorum.

Çünkü içimde biri hâlâ hayata direniyor.

Murat İLERİ