Geçtiğimiz günlerde İbrahim Sadri'nin hayatını kaybettiğine ilişkin yanlış bir haber gördüm. üzüldüm, inandım ve paylaştım.
Gerçeği öğrendiğimde ise hiç tereddüt etmeden özür diledim.
Fakat yorumlarda karşılaştığım bazı sözler beni düşündürdü.
Özür yazımı okumadan hüküm verenler,yanlışımı kabul etmeme rağmen beddua edenler vardı.
O an kendime sordum:
İnsan,bir başkasının hatasını gördüğünde neden merhamet etmek yerine öfkesini büyütür?
Psikoloji açısından bakıldığında öfke bazen insanın kendi içinde taşıdığı huzursuzluğun dışa vurumudur. Felsefe açısından ise mesele çok daha derindir: İnsanı insan yapan, haklı olduğu zaman bile merhamet gösterebilmesidir.
İbrahim Sadri'nin şiirlerinde insanın içine dokunan bir hüzün,geçmişe uzanan bir özlem ve gönülde kalan hatıralar vardır.
Ben de bu yazının ortasına birkaç dize bırakmak istiyorum:
Bir gönüle dokunmadan geçme bu dünyadan,
Bir güzel söz esirgeme yorgun insanlardan.
Dua olsun dilinde, merhamet olsun özünde,
Güzellikler saklı kalsın bıraktığın her izinde.
Bir gün susar diller, tükenir bütün zaman,
Geriye kalır insandan, ya bir dua ya bir ah.
Beddua değil, sevgi bırak ardında,
Gönül dediğin emanettir bu fani dünyada.
İşte hayatın bütün meselesi biraz da budur.
Bir insanın yanlışını düzeltmesi erdemdir. Özür dilemek küçülmek değil,insanın kendi vicdanıyla yüzleşmesidir.
Eleştirelim, sorgulayalım, yanlışları söyleyelim.
Fakat bunu yaparken insanlığımızı kaybetmeyelim.
Çünkü bir beddua yazmak birkaç saniye,bir gönül kazanmak bazen bir ömür sürer.
DUA EDEMİYORSAK BEDDUA ETMEYELİM. GÜZEL SÖZ SÖYLEYEMİYORSAK SUSMAYI BİLELİM.
Unutmayalım; insanın bu dünyada bıraktığı en kıymetli miras, başka insanların yüreğinde bıraktığı güzel izlerdir.
Bir gönül yapmak, bazen bin söz söylemekten daha değerlidir.
MURAT İLERi