Bazı özlemler vardır,ne zaman diner ne de insanın içinden gider. Yalnızca susar, kalbin en kuytu köşesinde kavuşacağı günü bekler.
Her sabah uyanıyorum,ama sanki bir yanım hâlâ dünün içinde kayıp.Herkes kendi hayatına yetişirken ben,içimde yarım kalmış bir hikâyenin peşinden yürüyorum.
İnsan bazen birini değil,onunla yaşayamadığı hayatı özler. Söylenmemiş sözleri, tutulamamış elleri, geç kalınmış kavuşmaları…
Psikoloji buna bağlanmak der, felsefe eksiklik. Oysa kalp,acısına isim verilince iyileşmiyor. Bazı yaralar kapanmıyor,insan yalnızca onlarla yaşamayı öğreniyor.
Başkaları üzülmesin diye kendimizden vazgeçiyoruz. Herkese yetişirken kendimize geç kalıyoruz.
Sonra bir gece, sessizliğin ortasında anlıyoruz:
En çok da içimizde beklettiğimiz insana özlem duyuyoruz.
Belki de kavuşmak, yalnızca birine sarılmak değildir. Yıllardır susturduğun hayallerine, unuttuğun kendine, içinde hâlâ yaşamak isteyen o çocuğa yeniden ulaşmaktır.
Yine de birini beklemekten vazgeçemiyor insan.Çünkü bazı isimler unutulmuyor,bazı yollar kapanmıyor, bazı umutlar bütün yenilgilerine rağmen kalbin kapısında bekliyor.
Ben hâlâ kavuşmaya inanıyorum. Herkesin herkese kavuşacağına değil,insanın bir gün kendisine, hayallerine ve yarım kalan yanlarına dönebileceğine…
Çünkü hayat, yalnızca kaybettiklerimizden ibaret değil. Bazen en güzel başlangıç,artık kendimizi terk etmemeye karar verdiğimiz yerde başlıyor.
Biliyor musun, insanın en büyük özlemi belki de bir başkasına değil, onun yanında olabildiği o eski hâline duyduğu özlemdir.
Ben artık yalnızca birine kavuşmak istemiyorum. Kendime de kavuşmak istiyorum.
Çünkü bazı bekleyişler bir ömür sürer,ama insan,kendisini bekletmekten vazgeçtiği gün yeniden yaşamaya başlar.
... ... ... ... ... ... ... ...
Seni beklemek değil,
kendime geç kalmak yordu beni.
Bir gün kavuşursak eğer,
önce kendimi bulmalıyım sende.
Belki de bütün yollar
aynı özlemde birleşir,
insan en çok kimi beklerse,
bir gün ona değil, kendine kavuşur.
Murat İLERİ