İçimizdeki Parazitler Temizlenmeden Bu Milletin Yüreği Soğumaz!
Dünya yerinden oynuyor, haritalar yeniden çiziliyor, masada kurulan oyunlar birer birer bozuluyor. Ama biz hâlâ neyi konuşuyoruz?
Dışarıda Türkiye’ye diz çöktüremeyenlerin, içerideki elleriyle bu ülkenin sırtından geçinmesini!
Bir tarafta Türkiye tarih yazıyor. Yıllardır başımıza bela edilen o terör koridorları paramparça edilmiş, Irak’ta, Suriye’de inleri başına yıkılmış. PKK denilen o lağım çukuru Sincar’dan çekilmek zorunda kalmış. Libya’yla imzalanan anlaşmalarla Akdeniz’deki kudretimiz tescillenmiş, Yunan’ı havasında boğmuşuz. Dünyanın gözü bizim üzerimizde; Ukrayna’sı da Rusya’sı da kapımızı çalıyor, "Bizi barıştırın" diye sıraya giriyor.
Savunma sanayiinde destan yazılıyor. ASELSAN’ı, Baykar’ı her hafta milyonluk anlaşmalara imza atıyor. Yılların ezikliği silinmiş, uzaya adım atılacak projeler konuşuluyor. Elin yabancısı, Amerikan basını bile gelip deprem bölgesindeki o devasa konut hamlesini hayretle izliyor. İki yılda 455 bin konutun nasıl dikildiğini, Türklerin nasıl bir mucize yarattığını yazıp duruyor.
Devlet dışarıda devleşirken, millet dişini tırnağına takıp büyük bir geleceği inşa ederken dönüyorsun arkana… Ve manzara şu:
İçeride foncusu, vurguncusu, kara paracısı, hırsızı, talancısı meydanı boş bulmuş gibi tepiniyor! Doymak bilmeyen açgözlüler, kibir abidesi muhterisler, köşeyi dönme peşinde koşanlar ülkenin enerjisini emiyor. Belediyeleri parselleyip talan edenleri, her türlü oyunu çevirenleri bu millet artık çekmek zorunda değil. Dışarıda kazandığımız zaferlerin bedelini, içerideki bu parazit düzen yüzünden milyarlarca dolarla, huzursuzlukla ödüyoruz.
Dünya büyük bir kaosa, harıl harıl bir silahlanma yarışına hazırlanırken; bizimle uğraşan harici düşmanlar yetmezmiş gibi, bir de bu dahili yağmacılarla uğraşıyoruz.
Yet artık! Bu ülkenin
Bu devlet için geceyi gündüze katan, toprağına, bayrağına canını koyan milyonlarca insanın emeğine yazık! Bu foncularla, bu talancılarla, bu vurguncularla ibreti alem için en sert, en ağır şekilde hesaplaşılmalıdır.
Öyle maslahatla, üç günlük cezalarla bu iş bitmez. Bu milletin yüreğinin soğuması, dışarıda yazılan o şanlı destanın içeride de adaletle taçlandırılması şarttır. İçimizdeki bu asalaklar temizlenmeden, bu kervan en güçlü şekilde yoluna devam edemez!