İnsan bazen birini sevmez yalnızca… Kendini, o insanın gözlerinde yeniden bulur.

Gecenin en sessiz saatlerinde insanın zihnine düşen bazı yüzler vardır.Bir fotoğraf gibi değil, bir hatıra gibi hiç değil…
Sanki ruhunun bir yerine işlenmiş eski bir cümle gibi gelirler.Okudukça anlamı derinleşen, sustukça daha çok şey anlatan bir cümle…

Ben seni düşündüğümde, aslında biraz da kendimi düşünüyorum.

Çünkü insanın sevdiği kişide aradığı şey çoğu zaman yalnızca aşk değildir.

Anlaşılmaktır. Dokunulmadan hissedilmektir.

Kalabalıkların ortasında bile bir tek insanın yanında kendini evinde hissetmesidir.

Belki de bu yüzden bazı ayrılıklar insanı yalnız bırakmaz.

İnsanın içinde yaşamaya devam eder.

Sen yoksun diye dünya dönmeyi bırakmıyor.
Sabah yine oluyor, insanlar yine konuşuyor, sokaklar yine kalabalıklaşıyor. Fakat insanın içinde başka bir saat çalışmaya başlıyor.Zaman ilerliyor gibi görünürken,kalbin bir köşesinde hep aynı ana geri dönülüyor.

Bir Bakışa…

Bir Söze…

Bir Dokunuşa…

Bir “ KAL ” ihtimaline…

Özlemek biraz da budur.

Gelmeyeceğini bile bile bir kapının sesini beklemek.

İnsan zihni tuhaf bir yer.Unutması gerekeni bazen yıllarca saklıyor, hatırlamaması gereken bir bakışı en küçük ayrıntısına kadar koruyor.Çünkü kalp,aklın verdiği kararlara her zaman itaat etmiyor.

Akıl “ bitti ” diyor.

Kalp,sessizce soruyor:

“Gerçekten bitti mi?”

Belki aşkın en acı tarafı da burada başlıyor.

Sevdiğin insan hayatından uzaklaşırken,onun sende bıraktığı hayat devam ediyor.

Bir insanı özlemek, aslında onun yokluğunu değil, onun yanındayken olduğun kişiyi de özlemektir.

Senin yanında başka biriydim belki.

Daha cesur…

Daha umutlu…

Daha tamamlanmış…

Şimdi kendime dönüp baktığımda, eksilenin yalnızca sen olmadığını görüyorum.
Sanki senden sonra içimde bir oda kapandı. Kapının anahtarı bende fakat açmaya cesaretim yok.

Çünkü bazı odalarda insanın karşısına bir başkası değil, kendi yarım kalmışlığı çıkar.

Ben senden büyük şeyler istemedim.

Bir ömürlük sözler de istemedim.

Sadece yanımda olduğunda dünyanın biraz daha sessiz olmasını istedim.

Başımı omzuna koyduğumda bütün hesapların susmasını…

Gözlerine baktığımda geçmişin, geleceğin, korkuların bir anlığına kaybolmasını…

Belki de bu yüzden seni bir sevgiliden daha fazla düşündüm.

Bir sığınak gibi…

Bir liman gibi…

İnsanın fırtınadan sonra dönmek istediği o eski ev gibi…

Fakat hayatın acı bir gerçeği var:

Her sevilen insan, hayatımızda kalmak için gelmiyor.

Bazıları bize kendimizi öğretmek için geliyor.

Bazıları sabrımızı sınamak için…

Bazıları da kalbin ne kadar derin olduğunu göstermek için.

Sen hangisisin, bilmiyorum.

Belki hepsi…

Bildiğim tek şey, seni sevmenin içimde sessiz bir iz bıraktığı.

O iz zamanla kaybolur mu?

Bilmiyorum.

İnsan bazı yaraları iyileştirir ama bazı izlerle yaşamayı öğrenir.

Ben de belki bir gün seni daha az özlerim.

Fakat seni bir zamanlar ne kadar çok istediğimi unutacağımı sanmıyorum.

Çünkü bazı insanlar hayatımıza girmez.

Doğrudan kalbimize yerleşir.

Sonra hayat onları bizden uzaklaştırsa bile, insan kendi içinde onlara bir yer bırakır.

Benim sana dair dileğim de bu yüzden çok basit:

Bir gün hayat yollarımızı yeniden kesiştirirse, birbirimize yabancı gibi bakmayalım.

Birbirimizin gözlerinde geçmişi değil,yaşanmamış ihtimalleri görelim.

Çünkü ben hâlâ şuna inanıyorum:

Bazı aşklar kavuşmakla değil, insanın içinde sonsuza kadar taşıdığı özlemle anlaşılır.

Benim dileğim bir ömür seninle aynı hayatı yaşamak değil yalnızca…

Bir ömür, gözlerinde kendimi bulabileceğim kadar yakınında olmak.

Başımı dizlerine koyduğumda dünyanın bütün gürültüsünden uzaklaşmak.

Ölüm bile gelip kapımı çaldığında, ardımda söyleyemediğim bir cümle bırakmamak.

O cümle şu olsun:

“Seni sevdim.Hem de insanın kendinden bile saklayamayacağı kadar…”

Bazı aşklar yaşanır.

Bazıları yazılır.

Bazılarıysa insanın ömrünün sonuna kadar içinde susar.

Benimki…

Belki de kocaman bir Özlem...

Murat İLERİ