Bazı insanlar hayatımıza girmez yalnızca… Bir yer edinir içimizde.

Adını kalbimizin en sessiz yerine yazarız.

Sonra zaman geçer,şehirler değişir,geceler uzar,fakat insanın içinde bir ses aynı kalır:

“Sen yoksan, bende bir şey eksik.”

Belki aşkın en anlaşılmaz tarafı da budur.

İnsan,sevdiği kişiyi yalnızca gözleriyle görmez.
Onu zihninde taşır, anılarında büyütür, geleceğinde yaşatır.

Çünkü insan, yalnızca yaşayan değil,anlam arayan bir varlıktır. Sevdiğimiz kişiye bazen yalnızca sevgimizi değil, umutlarımızı, korkularımızı ve geleceğe dair hayallerimizi de emanet ederiz.

Bu yüzden ayrılık yalnızca iki insanın birbirinden uzaklaşması değildir.

Bazen insanın kendi içindeki bir dünyanın sessizliğe gömülmesidir.

İnsan gerçekten yalnız başına tamamlanabilir mi?

Belki tamamlanmak doğru kelime değildir.

Belki insan,bir başkasında tamamlanmaz; fakat kendisini daha derinden tanır.

Çünkü gerçek sevgi,insanı kendinden uzaklaştırmaz.
Kendisine götürür.

Sevdiğimiz kişinin gözlerinde bazen kendi kırılganlığımızı görürüz.
Onun sesinde huzuru, susuşunda özlemi, yokluğunda ise kendi içimizdeki boşluğu fark ederiz.

Çünkü aşk anlatıldıkça bitmez.

Her insan onu kendi kalbinin diliyle yeniden yazar.

Kimi bir mektuba saklar sevgisini, kimi bir şiire…
Kimi gece yarısı kimseye söyleyemediği cümlelerle konuşur sevdiğiyle.

Ben ise şuna inanırım:

Bir insanı gerçekten seviyorsan, onun yanında yalnızca hayatı değil, zamanı da unutursun.

Saatler anlamını kaybeder.
Mesafeler küçülür.
Kalabalıklar susar.

Dünyada yalnızca iki insan kalır.

Biri sen…
Diğeri kalbinin seçtiği insan.

Aşk biraz da budur.

Birinin elini tuttuğunda bütün hayatın boyunca aradığın huzurun aslında bir insanın avuçlarında saklı olduğunu hissetmektir.

Fakat sevmenin en güzel tarafı sahip olmak değildir.

Bir insanın hayatında güzel bir iz bırakabilmektir.

Çünkü gerçek sevgi, “Benim ol” demekten önce,

“Sen iyi ol.”

diyebilmektir.

İnsan sevdiğinde kalbinin kapılarını açar.
O kapıdan içeri yalnızca sevdiği insan girmez; umutları da girer, korkuları da, hayalleri de…

İşte bu yüzden aşk cesaret ister.

Çünkü sevmek, biraz da incinebileceğini bile bile kalbini bir başkasına emanet etmektir.

Belki de insanın en büyük cesareti budur:

Kalbini korumak yerine, kalbini gerçekten hissedebileceği birine açmak.

Günün sonunda herkes kendi yoluna gider.

Şehirler değişir.
Mevsimler geçer.
Saçlara ak düşer.

Fakat bazı insanlar vardır…

Hayatımızdan geçip gitmezler.

İçimizde kalırlar.

Bir şarkının sözünde,
bir gecenin sessizliğinde,
bir kokuda,
bir bakışta,
bazen de hiç beklemediğimiz bir anda kalbimizin kapısını çalan özlemde…

İşte o zaman anlarız:

Bazı insanlar hayatımızın bir parçası değildir.

Bazı insanlar,
hayatımıza verdiğimiz anlamın kendisidir.

Belki aşkın sonsuzluğu da burada saklıdır.

İnsan sevdiğini sonsuza kadar yanında tutamayabilir.

Ama gerçekten sevmişse,
onu kendi ruhunda bir ömür taşıyabilir.

Çünkü bazı sevgiler yaşanmaz yalnızca…

İnsanın içinde ömür boyu yazılır.

Murat İLERİ