Şubat ve Mart aylarıydı... Kışın en sert zamanları.
Hayatın bir yerinde durup beklediğim günlerdi belki ama başımı hiç eğmedim.Çünkü insanın asıl gücü, nerede durduğuyla değil,nasıl durduğuyla ölçülür.
Duvarlar, kapılar, demirler...
Bunların hiçbiri insanın yüreğine hükmedemez.
Ben o günlerde bile baharı bekledim.
Bugün Ağustosun içinden geçiyorum.
Güneş yüzümde, deniz karşımda.
Şimdi anlıyorum; insan bazı mevsimleri yaşarken değil, geride bıraktığında anlıyor.
Özlem neymiş, özgürlük neymiş, kavuşmak neymiş...
Hepsini zaman öğretiyor.
Ağustosun sıcak akşamlarında insan geçmişine bakıp gülümsüyor.
Çünkü bazı yollar insanı yormaz.
İnsanı büyütür.
Benim payıma da biraz kış düştü.
Geçti.
Şimdi yaz var.
Deniz var.
Güneş var.
Özlediğim hayat var.
Kavuştuğum insanlar var.
Gerisi hikâye...
Ben hâlâ aynı adamım.
Başım dik.
Yüreğim yerinde.
Sözüm söz.
Şubatın soğuğundan Ağustosun güneşine geldik.
Hayat ne kadar sert eserse essin, insan kendi yüreğinde dimdik durmayı biliyorsa hiçbir mevsim onu yenemez.
Şimdi bırakın Ağustos biraz daha sürsün.
Çünkü bazı kavuşmaların tadı, uzun süren özlemlerden sonra çıkar.
Murat İLERİ