Bildirgede; enerji arz güvenliğinden iş sağlığına, yerli kaynakların kamu yararına kullanılmasından maden facialarına kadar hayati öneme sahip 14 başlıkta kritik değerlendirmeler ve çözüm önerileri sıralandı.

​Kongreye 415 Delege Ve 27 Kurum Katıldı

Ormancılık Eğitiminde Bilim ve Uygulama…
Ormancılık Eğitiminde Bilim ve Uygulama…
İçeriği Görüntüle

​1978 yılından bu yana sürdürülen ve yarım asırlık bilimsel bir birikime dayanan kongreye, 14'ü yabancı olmak üzere toplam 415 delege kayıtlı olarak katılım sağladı. Kongre kapsamında düzenlenen "Maden Makinaları ve Donanımı Sergisi"nde kamu ve özel sektörden 27 kuruluş yeni teknoloji ve hizmetlerini tanıttı. Etkinlik boyunca 6'sı çağrılı olmak üzere 46 bilimsel bildiri sunuldu ve 3 ana panel gerçekleştirildi.

​Kömürün Akademik Hafızası ve Bilimsel Birikim

​Kongre bildirisinin ilk maddesinde, Türkiye'nin kömür havzalarında onlarca yılda oluşan teknik ve bilimsel birikimin önemine dikkat çekildi. Akademisyenlerin, mühendislerin ve maden emekçilerinin bilgi mirasının kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarılmasının, ülkenin gelecek madencilik politikaları için en temel kaynak olduğu ifade edildi.

​Kömürün Geleceği ve Enerji Arz Güvenliği

​"Kömürün Sonu mu? Küresel İklim Politikaları ve Türkiye’nin Enerji Arz Güvenliği" panelinin çıktılarına değinilen sonuç metninde; dışa bağımlılığı yüksek olan Türkiye için yerli kömürün stratejik değerini koruduğu belirtildi. Dünyadaki jeopolitik riskler ve dalgalanmalar karşısında kömürün orta ve uzun vadede önemini yitirmediği, enerji arz güvenliği ile çevresel sorumlulukların birbirine alternatif değil, birlikte yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

​Maden Facialarının Anatomisi Ve Sosyal Travmalar

​Maden kazalarının yalnızca bireysel veya teknik hatalarla açıklanamayacağını belirten TMMOB Maden Mühendisleri Odası, kazaların arkasındaki örgütsel, ekonomik, yönetsel ve denetimsel eksikliklerin bütüncül olarak ele alınması gerektiğini açıkladı. Faciaların yarattığı derin sosyal ve psikolojik travmalar için mağdur ailelere ve maden çalışanlarına uzun süreli destek mekanizmalarının kurulması istendi.

​Küresel İklim Politikaları be Adil Dönüşüm

​Karbon emisyonlarının azaltılması hedeflenirken her ülkenin kendi ekonomik ve sosyal gerçeklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edildi. Kömürden çıkış tartışmalarında yerel ekonomiler, istihdam ve bölgesel kalkınmanın hesaba katıldığı "adil dönüşüm" modelinin esas alınması gerektiğinin altı çizildi.

​Yerli Kaynakların Değerlendirilmesi Ve Ar-Ge Çalışmaları

​Düşük kalorili linyitlerin sadece geleneksel yakıt olarak değil; gazlaştırma, sıvılaştırma, temiz kömür teknolojileri ve katma değerli ürünler olarak ekonomiye kazandırılması gerektiği aktarıldı. Ayrıca kömür atıklarında bulunabilecek nadir toprak elementlerinin geri kazanımı için Ar-Ge projelerine hız verilmesi talep edildi.

​Madenlerde İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği

​Geçmişte yaşanan Kozlu, Armutçuk, Soma, Ermenek ve Amasra faciaları hatırlatılarak maden ölümlerinin "kader" olarak kabul edilemeyeceği vurgulandı. Sektörün temel çalışma ilkesinin "sıfır ölüm" hedefi olması gerektiği; risk değerlendirme, havalandırma, erken uyarı ve kurtarma sistemlerinin sürekli güncellenerek işletmelerde güçlü bir iş güvenliği kültürünün oluşturulması gerektiği belirtildi.

​Madencilik Politikaları ve Kamu İşletmeciliği

​Madenciliğin uzun vadeli planlama gerektiren stratejik bir sektör olduğuna değinilerek günlük politikalarla yönetilemeyeceği kaydedildi. Maden kaynaklarının kamu yararı doğrultusunda işletilmesi, kamu madenciliğinin teknik birikimi ve kurumsal hafızasının titizlikle korunması gerektiği vurgulandı.

​Türkiye Taşkömürü Kurumu ve Zonguldak Havzası

​Zonguldak Havzası’nın ve Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) stratejik önemine vurgu yapılan bildirgede; kurumun nitelikli iş gücü açığının kapatılması, mekanizasyon tecrübesinin yeni teknolojilerle (otomasyon, uzaktan izleme, sensörler) birleştirilmesi gerektiği ifade edildi. TTK ruhsatlarının parçalanması veya rödövans yoluyla bölünmesi uygulamalarından derhal vazgeçilerek havza madenciliği ve kamusal işletmecilik ilkesine dönülmesi gerektiği hatılatıldı.

​Üretim İstihdam ve Nitelikli İş Gücü

​Sektörün sürdürülebilirliği için nitelikli mühendis, tekniker ve maden işçilerinin yetiştirilmesinin önemine değinildi. Üniversite-sektör iş birliğinin artırılması ve tecrübeli personelin birikimini genç nesillere aktaracak kurumsal sistemlerin kurulması gerektiği savunuldu.

​Çevre Doğa ve Madencilik
​"Enerji mi, doğa mı?"

ikileminden kaçınılarak bilim ve teknolojinin imkânlarıyla çevreyi koruyan bir madencilik anlayışının benimsenmesi istendi. Akbelen’deki çevre mücadelesine de atıfta bulunulan metinde; orman ekosisteminin, su kaynaklarının ve yöre halkının yaşam hakkının korunduğu şeffaf değerlendirme süreçlerinin işletilmesi çağrısı yapıldı.

​Kömürün Kullanımında Temiz ve İleri Teknolojiler

​Kömürün yalnızca elektrik üretimi için değil, stratejik bir ham madde olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. Yüksek verimli yakma, karbon yakalama/depolama ve emisyon kontrol teknolojilerinin bilimsel temelde desteklenmesinin çevresel etkileri en aza indireceği ifade edildi.

​Kamu Kurumlarında Liyakat Ve Kurumsal Hafıza

​Yüksek risk taşıyan madencilik sektöründe karar alıcı kadroların belirlenmesinde liyakat, uzmanlık ve bilimsel yeterliliğin temel kıstas olması gerektiği dile getirildi. Güçlü ve liyakatli teknik kadroların varlığının güvenli üretimin ön şartı olduğu belirtildi.
​Kömür Havzalarının Geleceği
​Zonguldak gibi kimliği madencilikle özdeşleşmiş kentlerde alınacak kararların; kentin sosyal yaşamını, ekonomisini ve bölgesel kalkınmasını doğrudan etkilediği ifade edilerek iklim ve enerji politikalarının bu hassasiyetle kurgulanması gerektiği belirtildi.

​Bilim Üniversite ve Sektör İş Birliği

​Üniversitelerde üretilen akademik bilginin doğrudan sahaya yansıtılması ve sektörün gerçek sorunlarının bilimsel araştırmalara konu edilmesi gerektiği ifade edildi. Bilim ile uygulama arasındaki bağın güçlendirilmesinin sektörün geleceğini inşa edeceğine dikkat çekildi.

​Sonuç: 20-30 Yıllık Ulusal Madencilik Politikası Şart

​Sonuç bölümünde; Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı çerçevesindeki küresel gelişmelerin enerji arz güvenliğinin stratejik önemini bir kez daha kanıtladığı vurgulandı. Tüm bu veriler ışığında Türkiye’nin; iklim sorumluluklarını gözeten, kamu yararını ve insan hayatını merkeze alan, mekanizasyon ve ileri teknolojileri kapsayan 20–30 yıllık bütüncül bir Ulusal Madencilik Politikası oluşturması gerektiği açıklandı.
​Bildirge, görevi başında yaşamını yitiren tüm maden şehitlerinin saygıyla anılmasıyla tamamlandı.

Muhabir: F. S.