Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İli Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, “Zonguldak’tan Antalya Körfezi’ne Anadolu Karası Jeolojik Süreçte İkiye Bölünür Mü?” başlıklı kamuoyunun dikkatini çekicek ilginç paylaşımda bulundu.

Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:
“Birçok bilim dalında olduğu gibi jeoloji bilimi de bütün fen bilimlerini kapsamasının yanı sıra her biri kendi başına uzmanlık gerektiren yüzden fazla alt disipline ayrılan bir bilim dalıdır. Çünkü yapılan ölçümler ve teorik hesaplamalarla dünyanın bazı bölgelerinde kalınlığı 100 kilometreye ulaşan yer kabuğunun yapısı sadece bir bilim dalı kullanılarak anlaşılamaz. Arazide gözlem ve ölçüm yapmanın yanı sıra laboratuvarda makro ve mikro fiziksel, kimyasal, palontolojik vb. disiplinlerde deney, analiz, ölçüm vb. yapmanız gerekir. Bu da sadece bir kişinin değil alanında uzman kişilerden oluşan bir ekibin yapabileceği ve birbirlerini destekleyen bulguların belirli bir düzeye eriştikten sonra bu konuda yetkinlikleri kanıtlanmış kişilerden oluşan hakemlerin onayının alınmasından sonra ancak bilimsel bir veriye dönüşüp açıklanabileceği anlamına gelir.

‘Ben Yaptım Oldu, Ben Buldum Oldu, Ben Dedim Oldu…’

Sonuçta odanızda oturarak sadece kilometrelerce yukarıdaki uydu verileriyle ölçtüğünüz yılda milimetre veya santimetre düzeyindeki yer kabuğu hareketlerini değerlendirerek, onlarca kilometre kalınlığındaki yer kabuğundaki kayaçları, özelliklerini, derinliklerini, ısıyı, basıncı vb. çok sayıda disiplin tarafından üretilen bilgileri değerlendirmeden fay zonlarının yerlerini, nerelerde deprem vb. yer hareketlerinin oluşacağını belirleyemezsiniz. Kullandığınız verilerin nesnel, aynı koşullar sağlandığında herkes tarafından elde edilebilir ve başka disiplinlerde elde edilen verilerle desteklenebilir olmaları gerekir. Ben yaptım oldu, ben buldum oldu, ben dedim oldu ifadesi akademik unvanınız ne olursa olsun bilimsel bir veri açıklama yaklaşımı olamaz.

‘Batı’ya Doğru İtmektedir’

Konuyu herkesin anlayabileceği cümlelerle açıklarsak, bugüne kadar ülkemizde ve dünya genelinde yapılan jeolojik çalışmalar Anadolu'nun basit bir şekilde ortadan ikiye ayrılacak bir kırılma düzlemine sahip olmadığını göstermektedir. Aksine, ülkemiz tektonik bir mozaiğin yani çeşitli kıtalardan kopan kara parçaları ile deniz tabanının yükselmesiyle karasallaşan parçalarının bir araya gelmesiyle oluşan bir alan üzerinde kurulmuştur. Ülkemizde en büyük depremlerin oluşmasında yol açan kuzeyden Avrasya levhası ve güney doğudan Arap plakasının uyguladığı kuvvetler de onu ikiye bölmek yerine bir bütün olarak batıya doğru itmektedir.

‘Ülkemizde Yıkıcı Depremlere…’

Yanı sıra Anadolu'yu çevreleyen ana fay hatları da ülkemizi kuzey-güney doğrultusu boyunca değil genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Örneğin ülkemizde en yıkıcı depremlere neden olan Kuzey Anadolu Fay Hattı, Karadeniz boyunca uzanan büyük boyutlu sağ yönlü hareket eden doğrultu atımlı bir faydır. Yine ülkemizde yıkıcı depremlere neden olan Doğu Anadolu Fay Hattı da kuzey-güney doğrultulu değil doğu-batı doğrultusuna daha yakın kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanmaktadır.

‘Batı Anadolu’nun Genleşmesi Ve Yırtılması…’

Bu ve benzeri kuvvetler mozaik parçalardan oluşan Anadolu’yu çekerek ayırmanın aksine sıkıştırarak birlerine kenetlenmektedir. Yani Anadolu üzerinde ayrılma olması için etkileyen büyük boyutlu çekme kuvveti bulunmamaktadır. Buna karşın Anadolu'nun sadece batı kısmı basınçların etkisiyle genişlemektedir. Bu kuvvetlerin etkisiyle Anadolu’nun batısında Gediz ve Menderes gibi graben ovaları oluşmuştur. Ancak bu durum Anadolu'nun ortadan ikiye ayrılması değil, Batı Anadolu’nun genleşmesi ve yırtılması olayıdır.

‘Deformasyona Uğramaktadır’

Ayrıca sanılanın aksine dinamik her fay hattı da plaka sınırı değildir ve yer kabuğu da sadece fay zonlarında hareket etmez. Bu hareket uygulanan kuvvetlerin yönüne, kayaçların yapısına, derinliğe, yoğunluğa vb. parametrelere göre değiştiğinden homojen de değildir. Bu nedenle Anadolu’nun farklı bölgeleri yüzeyde ve değişen derinliklerde farklı hız ve yönlerde deformasyona uğramaktadır. Doğu Anadolu daha kalın ve yüksek bir kabuğa sahip sıkışmalı bir bölgeyken, Batı Anadolu genişleme rejimi altında olduğundan horst-graben sistemlerinin geliştiği bir bölgedir. Yani Anadolu’nun jeolojik yapısının karakteri doğusu ile batısı arasında farklılık gösterir.

‘Zonguldak’tan Antalya Körfezine Anadolu Karası Jeolojik Süreçte İkiye Bölünür…’

Uzmanından Kritik Uyarı! Sinsice İlerliyor!
Uzmanından Kritik Uyarı! Sinsice İlerliyor!
İçeriği Görüntüle

Zonguldak’tan Antalya Körfezine Anadolu karası jeolojik süreçte ikiye bölünür açıklaması dünyada kabul edilen Levha Tektoniği kuramını altüst eden ütopik bir açıklamadır. Beş milyon yıl yaşındaki Kuzey Anadolu Fay Zonunun Anadolu’yu Karadeniz’den, üç buçuk milyon yıl yaşındaki Doğu Anadolu Fay Zonunun Doğu-Güneydoğu Anadolu’yu orta Anadolu’dan ayıramadığı ortadayken buradan çizgi çekelim Anadolu iki parçaya bölünür tezi, diğer bilimsel bulgularla desteklenmeyen, tek veriye dayalı, çok basit ve hayal ürünü bir açıklamadır.”

Whatsapp Image 2026 05 17 At 10.16.56

Muhabir: Orhan Akyüz