Son günlerde sık sık akran zorbalığıyla ilgili haberlerle karşılaşıyoruz.

Özellikle okullarda yaşanan bu dram hepimizi derinden üzüyor.

Okula gönderdiğimiz, sokakta arkadaşlarıyla oyun oynasın diye dışarıya çıkmasına izin verdiğimiz çocuklarımız başıboş köpekler sebebiyle hep bir tehlike ile karşı karşıyaydı.

Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşu birçok ilimizde başıboş köpeklerin barınaklara yerleştirilmesiyle sokaklarda bu tehlike tamamen bitmese de nispeten azaldı.

Hadi onlar hayvan.

Üstüne üstlük başıboş.

Bir ilgilenen, bir terbiye eden olmadığı için ne zaman nerede ne yapacağı kestirilemeyen canlı..

Ancak bir insan için böyle bir şey söylememiz doğru olur mu?

İnsan başıboş olur mu?

Anne babası, ailesi olan bir çocuk başıboş olur mu?

Ailesi olmayan insanımız bile Devletin şefkatli kollarında,

Devletin koruması altında ki küçüğünden büyüğüne yaşlısından hastasına kadar sahipsiz insanların, hiç bir akrabalık bağı olmadığı kişilerin kontrolü altında toplum için en faydalı duruma getiriliyorken,

Anne- babası, diğer akrabaları olan bir insan evladı nasıl olurda başıboş köpek gibi kontrolsüz ve tehlikeli olabilir?

Hangi anne -baba kendi çocuğunun başına okulda ki bir akranını sergilediği kaba kuvvet sebebiyle hastane odalarında can çekişmesini ister?

Hangi anne- baba kendi evladının böyle kontrolsüz ve saldırgan olmasını ister?

Hangi anne baba “okulda sana sataşan olursa onun ağzını burnunu kır, dövemeyeceksen bana söyle ben kırayım” der?.

İnsan olan ve insan yetiştiren hiç bir anne baba bunu der mi?

Demez!

O halde eksikliğimiz nerede?

Eğitim Ailede Başlar

Zaman zaman eskileri yad ediyoruz. Eski doktorları, eski öğretmenleri, eski aile düzenlerini sohbetimiz sırasında konuşuyoruz.

Bir evlat babasının yanında bacak bacak üstüne atacak,

Bir evlat babasının yanında sigara, içki içecek?

Bir evlat babasının yanında küfürlü konuşacak.

Bir evlat anne-babasına, bir aile büyüğüne yüksek perdeden konuşacak, hakaret edecek!

Bir öğrenci öğretmenine “kanka” diyecek.

Bir öğrenci öğretmenini sokakta gördüğünde yolunu değiştirmeyecek.

Çocuk ödevini yapmadan okula gidecek.

Arkadaş gibi olmak ayrı, Disiplinsiz olmak, Ahlaksız olmak ayrı..

O yüzden hep diyoruz ki “eğitim şart ve ilk eğitim aileden başlar”.

Çocuk doğup her şeyi anlama kabiliyetine erene kadar ailesiyle yaşar..

Anne baba evde kötü kelimeler (küfür, hakaret, aşağılama) kullanıyorsa çocuk bunları zihnine yerleştirir,

Anne baba evde içki, sigara gibi kötü alışkanlıkları çocuğunun gözü önünde sergiliyorsa çocuk bu eylemleri normal bir şeymiş gibi algılar.

Bir evde seccade serilmiyor, abdest alıp namaz kılınmıyorsa çocuk dinine düşman olarak yetişir.

Bir kitapta okumuştum. “Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.)

Bir anne-baba çocuklarının her istediğini yerine getirirse,

Ya da hiç ilgilenmezlerse,

Okula yazdırdığında “al öğretmenim, eti senin kemiği benim, eğit bu çocuğu” demek yerine

“Sana dokunan olursa bana söyle” derse

“Baba beni öğretmen tüm öğrencilerin içinde azarladı” sözüne bakıp öğretmenin yolunu kesip “sen benim çocuğumu nasıl azarlarsın!” der ve öğretmene ağız burun dalarsa ortaya böyle akran zorbalığı diye bir eylem çıkar.

Ve o sahiplenilen çocuk ne ailesine ne yaşadığı topraklara ne insana, ne Memleketine faydalı, üretken bir insan olarak yetişmez.

Çocuklarınızı her ortamda sahiplenirseniz onlar büyüdüğünde siz sahipsiz kalırsınız!

Bu, “çocuğunu sokağa at” demek değildir!

Her şeyin bir dozu vardır.

Bir çocuğu Ahlaklı, disiplinli, terbiyeli yetiştirmek aslında hiç zor değildir.

“Ben babamın yanında uzanıp yatamazdım” diyebilecek bir ortamda yetişmişseniz ailenizden aldığınız bu disiplini çocuklarınıza uygulamak onların doğru insan olarak yetişmesine yardımcı olacaktır.

Mehmet Çelebi