Gündem de;

· İsrail Abd ortaklığı ile İran arasında yaşanan ve sadeece bu üç ülke ile sınırlı kalmayan bir savaş var.

· Mersin Büyükşehir Belediyesinin AŞ evinde yarış atının kavurma yapılması var,

· Emekli maaşlarının bayram ikramiyelerinin ödenmesi var.

· Tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatı var.

Ve ben bunları içimden geldiği gibi yorumlayacağım.

İsrail’in organizatörlüğünde Abd yi yanına alarak birlikte İran’a açtıkları savaşı bir değerlendirelim.

Biz bu savaşı ABD nin değil İsrailin istediğini ve Abd yi de maşa olarak kullandığını, Abd nin kendiyle sınırı bile olmayan bu ülkeye saldırmasının doğu bir hamle olmadığını daha ilk günde dillendirmiştik.

Ve hatta “seni yenmeye geliyorum” diyerek savaş gemilerini Umman denizine ilk park etmeye başladığında İran’ın bu gemileri batırması gerektiğini de yorumlamıştık.

Son zamanlarda bu söylemi ulusal TV kanallarında tartışma programlarına katılan savaş yorumcuları da yeni yeni bu konuları dillendirmeye başladılar.

ABD ve İsrail İran’ı vururken İran’ın da elinin armut toplamadığını gördük. Baba Hamaney nokta bir operasyon ile öldürüldü. Yerine oğlu Mücteba Hameney seçildi. Oda bu saldırılarda yaralandı veya öldü. Henüz yaşadığını ya da öldüğünü gösterir bir kaynak yok.

Peki bir ülkenin lideri bu uzaktan yapılan savaşta nasıl oluyor da ilk ölenlerin içinde olabiliyor.

Hatırlayınız ülkemizde ki Fetö kumpasını.

Cumurbaşkanımızın en yakınında ki yaveri bile Fetöcü çıkmıştı.

İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejat bir açıklamasında “Ülkede ki , israilin mossat ajanlarını temizlemek için özel bir ekip kurduk, ancak kurduğumuz ekibin başı mossad ajanı çıktı!” demişti.

Ajanlar her yerde var.

Bizde, yani yerel siyasette bile var.

Bir siyasetçi kendi hakkında ne konuşulduğunu öğrenmek için aranıza bir ajan sokuyor, o siyasetçiyi önce o ajan eleştiriyor ve hatta sövüyor ve sizin o siyasetçiye karşı olumsuz düşüncelerinizi öğrenip bire iki katarak karşı tarafa rapor ediyor!.

Ülkemize üç füze ve ya füze başlığı düştü. Geçen ki yazımda belirtmiştim. Türkiye yi savaşa çekmek için oyun içinde oyun kurarlar diye. İçimizde ki bazıları havlamaya başladı. “Dünyaya posta koyuyorsun ülkene füze atıyorlar savaşırız diyemiyorsun!” diye akıllarınca halkı isyana teşvik ediyorlar.

İfade özgürlüğü özellikle devlet meselelerinde bu kadar da özgür olmamalı..

At izi İt izine.. Pardon At eti Aş evine..

Bir kaç gün önce ulusal basına ve sosyal medyaya bir haber düştü. Haberde “Mersin Büyükşehir Belediyesinin Aş evinde AT eti kavurması yapıldığı” manşetten verildi.

Bu at sıradan bir atta değil. Yarışmalarda derecesi olan bir yarış atı.

Vatandaşın biri AŞ evinden aldığı kavurmanın içinde bir cisme rastlıyor. Bu cismin ne olduğunu araştırırken yarış atlarına takılan çip olduğunu öğreniyor.

Tarım bakanlığına bağlı kuruluşların burada yaptığı inceleme sonunda epey bir miktarda AT etine rastlandığı da haber oluyor.

Denetimle yükümlü olan belediyenin kendi aş evinde At etinin çıkması çok garip bir durum.

Siz esnafı denetleyecek, uygunsuzluklarında ceza kesecek, kapıya mühür vuracaksınız ancak kendi Aş evinize At eti girecek.

Bu olay ayrıca Kent lokantalarında ki yemeklerden numune alınıyor mu, denetleniyor mu? gibi bir takım endişeleri de ortaya çıkardı.

Bu arada aş evine at etinin tedarikçi firma tarafından verildiği ortaya çıktı. *haber7com* da ki habere göre firmanın Süleymancılara ait Toros Gıda olduğu belirtilmiş.

Haberin linki burada:

https://www.haber7.com/guncel/haber/3612029-chpli-belediye-aciklamamisti-halka-at-eti-yediren-firma-suleymanci-cikti

Emekli maaşları, bayram ikramiyeleri

Emekli maaşları ve bayram ikramiyeleri 14 Marttan itibaren ödenmeye başlandı. Emeklilerin hesaplarına bayram öncesinde maaşların girişi yapılıyor.

Çeşitli paylaşımlarda, paylaşımların altında ki yorumlarda okuyoruz. Sokak röportajlarında eleştiriler manada karşımıza çıkıyor. “Sanki cebinden veriyor, emekli maaşını yatıracak bunu müjde olarak veriyorlar, bayram ikramiyesini bile artıramadılar, ekonomi bitik, ülke batık.” Vs.. vs.... bir sürü olumsuz yorumla karşılaşmak mümkün.

Bunun yanında bayramdan önce yatırılacak olması duyurusunu artık sıradan bulanda yok değil.

İktidar bu konularda o kadar çok güven vermiş ki, bunu hükümetin her hangi bir yetkilisi açıklamasa da emekli maaşlarının bayram öncesinde yatırılacağına kanaat getiriyorlar.

Hala bir kesim var Türkiye de her şeyi algıyla yönlendirmeye çalışıyor.

Ülkemizin özellikle son yıllarda yaşadığı hem küresel hem ulusal sıkıntılarını hiç yaşanmamış gibi algılıyor.

Haklılar. Bu ülke de 80 yılda başarılamayanları 20 küsur yılda başaran bir iktidar var. Haliyle beklentiler arttı.

Bakınız Orta doğuda ki savaş ile birlikte petrol varil fiyatlarında büyük artışlar oldu.

Ülkeye petrol girişlerinde maliyetler yükseldi.

Pompaya yansıyan fiyatlara rağmen insanlar hala arabalarından inmiyor, park yerlerinde hala sıkıntı yaşanıyorsa bunun Ak Parti iktidarının vatandaşa sağladığı güvenin yansıması değil de nedir?

Oysa litresi 100-200 TL de olsa petrol ofislerinde petrol olmayabilirdi de..

Kimse son yirmi yılda kazandığı rahatlığından taviz vermiyor.

Kendi desteklediklerinin hiç bir halta yaramadığını eleştirmek yerine meyve veren ağacı taşlamayı ilke edinen bir kitle yok değil.

Geçmişte bırakın emekli maaşlarını bayram öncesi hesaplara yatmasını, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı bir açıklamasında aynen şu cümleleri kurmuştu: “Emekliler boşuna beklemesin, size bayramdan önce maaş vermeyeceğim. Çünkü benden alacağınız maaşla gidip kurban keseceksiniz!”

Aynı zihniyetin bugün ki versiyonu “bayramdan önce maaşlarınız ve bayram ikramiyeleri hesaplarınıza yatacak” diyen Cumhurbaşkanını eleştiriyor.

İlber Ortaylı

Tarihçi İlber Ortaylı 21 Mayıs 1947 de Avusturya da dünyaya geldi, 13 Mart 2026 da İstanbul’da 78 yaşında vefat etti.

Ölümünün ardından tarihçiliği tartışılmaya başlandı.

Kendisini birçok TV programında izledim. Burada ki söyleşilerini birçoğuna da lakayt konuşmaları sebebiyle kanalı değiştirdim.

Herkesin üstün tarihçi gördüğü adam bana mı ters geliyordu.

Tarihi çarpıtarak anlatıyor, nabza göre şerbet veriyordu sanki.

Ağzından çıkan her cümle birilerine göre “tarih” oluyor.

Sağ tarafta Osmanlıyı övüyor, Sol tarafta Cumhuriyeti, laikliği göklere çıkartıyor.

Böyle bir tarihçi olabilir mi?

Bakınız Ahmet Şimşirgil’e. Adamın bir çizgisi var. Doğruysa doğru, yanlışsa yanlış diyor. Oraya buraya eğilmiyor.

Ortaylı ise bir kanalın program da Osmanlı tarihini göklere çıkartıyor bir başka kanalın ve ya yayıncının programında tam tersi konuşuyordu.

Yazdıklarını okumadım ancak anlattıklarının tarihi bir delile dayandığını düşünmüyorum.