İki gün ara okullarımızda canımız yandı!
Önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde 14 Nisan 2026 sabahı Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen silahlı saldırının ardından, bu kez Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda yaşandı.
Yaşamlarının henüz başında belki de sıra arkadaşının, öğrencisinin silahından çıkan kurşunlar ile hayattan koparılan canlarımız oldu.
Dehşet verici bir durum!
İhmal mi, sorumsuzluk mu adı her neyse canımız yandı!.
Okulda ki bu dehşet veren olayların ardından bir dehşet veren durum da sosyal medyada yaşanıyor.
Birileri “kan” üzerinden siyaset yapmaya başladı.
“Polisin okulda ne işi var?” diyenler bir anda “okullarda neden polis yok?” demeye durdu.
Güvenlik sorgulaması yapıldı. Neden güvenlik yok demelere başlandı.
Siz hiçokula giriş çıkış yapan yüzlerce öğrencinin kapıda çantalarının arandığına hiç şahit oldunuz mu?
Ya da hangi ülkede şahit oldunuz?
Bankalarda güvelikler var. İçeriye her girenin çantası kontrol ediliyor mu?
Bu yaygarayı yapanlar kaos tayfası!
Bunlar ciddiye alınacak kitleler değil.
Ancak sinek küçük ve mide bulandırıyor!
Bu olaylarda görüldü ki eğitimin ailede başladığı gerçeği ile yine baş başa kaldık.
Sosyal medyalarda bu saldırganlığı yapanlarında aileden eğitimsiz olduğu gerçeği çıkıyor ortaya!
Peki aileleri bu kadar sorumsuzluğa iten durum nedir?
Neden çocuklar bu kadar başıboş, sorumsuz, dünyadan bir haber yetişiyor?
Televizyonlarda yorum yapan uzmanlar şiddet içerikli dizilere, ahlaksızlığı ifşalayan gündüz kuşağı programlarına bağlıyor.
Haksız da değiller.
Ancak TV de izlemeseler artık bu tarz yayınlara hemen her yerde erişebilecek teknoloji 7/24 herkesin elinde var!
Bir yetişkin Toplu taşımada elinde ki telefondan cinsel içerikli film izliyorsa bunu izlemesini nasıl engelleyebilirsiniz?
Çocuklar odalarında dışarı çıkmıyor. Kafalarını gömüyorlar telefona, tablete dünya ile bağları kopuyor.
Sokağa çıkıp arkadaşıyla seksek, çelik çomak, sokak futbolu oynayan yok.
Siz hiç sokakta bir çorabın içine saman doldurup top oynayan çocuk gördünüz mü?
Sokakta bile kafaları telefona gömülü geziyorlar.
Anne babasının büyük bir iş başarmışcasına en üst segmenden telefon alıp çocuğuna vermesi..
Çocuğun bu telefonla okula gitmesi..
Derste bile telefondan kafasını kaldırmaması..
Öğretmenine, arkadaşlarına yaptıkları saçma sapan davranışları kaydetmeleri tamamen aileden kaynaklı olmasa da bir başıboşluluk değil mi?
Özel sektörde bazı işletmeler çalışanlarına mesai saatinde yanlarında cep telefonu taşımasına müsaade etmiyorken öğrenciler nasıl oluyorda telefon ile okula girebiliyorlar?
Aileler “süre koyduk, bir saat müsaade ettik” derken büyük bir iş başarmış gibi bunu övünerek anlatıyorlar.
Doğar doğmaz “ağlamasın, beni rahatsız etmesin “diye çocuğun eline tutuşturulan o radyasyon dolu aletin saçtığı tehlikeden kim sorumlu acaba?
Ben elli yaşındayım daha telefonu açması bilmiyorum, beş yaşında ki torunum oyun indirip telefonda oyun oynuyor diye övünenlerin nesilleri kontrolsüz verilen bu cihazlar sebebiyle günümüzde birer potansiyel tehlike olarak ortada dolaşıyor!
Okullarda cep telefonu yasaklansın diyorsunuz velinin biri çocuğumun başına birşey gelirse nasıl ulaşacağım diyor?
Sanki eskiden telefon vardı?
Çocuğunun başına ellerinde taşıdığı bu sinsi düşmandan bir şey gelebileceğini düşünemiyor!
“Biz çocukken Öğretmeni gördüğümüzde yolumuzu değiştirirdik” diyenler bugün çocuklarının “öğretmen beni azarladı” sözüyle o eğitimcinin yolunu kesip hesap soruyor.
Öğretmen ceza verir diye dersini yapmadan okula gitmeye korkan nesilden öğretmenini korkutan bir nesil ortaya çıkardık.
“Seni öğretmenine şikayet edeceğim” diyen veliden, öğretmenini velisine şikayet eden bir duruma evrildik!
Okulun dışı tehlike dolu.
İstismarcı, torbacı, ne ararsanız var!
Çocuklar teneffüslerde okul dışına çıkıp metruk yerlerde sigara ile başlıyor zararlı alışkanlıklara...
Öğretmen görecek, annem, babam görecek korkusu yok!
Ya hu sınıfta kalırım korkusu kalmamış çocuklarda.
Bir süre önce akran zorbalıklarını konuştuk. Her aile çocuğunu akran zorbalığına uğrayacak diye okula göndermeye koktu.
Peki kaç aile “acaba benim çocuğum zorba mı?” diye kendine sordu!
Bugünde çocuklarını okula göndermeye korkuyorlar. Öğretmenler başka bir modda.
Sanırsınız terör saldırısı olmuş!
Ya senin çocuğun potansiyel bir tehlike ise?
Bakınız son olayda anne eğitimci baba emniyet mensubu. Potansiyel tehlike bu ailenin evinden çıktı!
Ey öğretmen! Sen neyi protesto ediyorsun?
Ey aile sen neden korkuyorsun?
Ya hu kişi kendi evladını tanımaz mı?
Bir öğretmen eğitim verdiği öğrenciyi tanımaz mı?
Bir evin içinde, okulda bu kadar yabancı olur mu insan?
Sorsan ailelere, birçoğu çocuğunun göz rengini bilmiyordur!
Hep suç ailede mi peki?
Elbette ki onların payı büyük.
Hep diyoruz ya “EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR!” diye.
Ancak bu; eğitim sistemi veeğitimcininde sorgulanmayacağı anlamına gelmez!
Burada yerel yönetimlere de çok iş düşüyor.
Yönetimini üstlendikleri şehirlerde ki metruk alanları denetlemek ve ortadan kaldırmak,
Çocuklara, gençlere yönelik sosyal alanlar ortaya çıkartmaları ve aktiviteler yapmaları önemli.
Birde ortada dönüp dolaşan “müdür senin saçını keserse bende müdürün saçını keserim” saptırması var.
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Kel Müdürün Saçını Kesmiş. Birileri de bugün tarakla koşuyor!
Buluyorlar bir yerden bir şey günümüzde yaşanan sıkıntıları hemen oraya mal etmeye çalışıyorlar.
Peki söylendiği var sayılan o sözler ne maksatla söylendi acaba, bunu hiç sorguladınız mı?
Sosyal medyada önünüze bir paylaşım düştü, aha dediniz sistemi bozan, öğretmenleri vasıfsız kılan bu sözdür.
Araştırma, irdeleme. Sadece kopyala paylaş.
Maksat ülkede kaos isteyen kitlenin tenceresinde ki çorbada tuzun olsun!.