Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Zonguldak’ın şehir merkezindeki tanınmış köklü esnaflarından sevilmesinin yanı sıra nevi şahsına münhasır İbrahim Başçı, sosyal medya hesabından yaptığı “Dilaçar”
başlıklı paylaşımında, şu ifadeleri kullandı:
“Agop Martayan, Ermeni kökenli bir Türk vatandaşıdır. Aile kökleri Yozgat ve Kayseri’ye değin uzanır. 1895 senesinde İstanbul Büyükdere doğumludur, 20’li yaşlarda Osmanlı Ordusu’na katılmış, Kafkas Cephesi başta olmak üzere birçok yerlerde tercüman olarak orduda vazife yapmıştır.

‘Agop Martayan-Mustafa Kemal Paşa Tanışması’

Agop Martayan, Mustafa Kemal Paşa ile tanışmasını, ‘1917 yılında yedek subay olarak Halep’te görevliydim. Orada dil bilmeyen bir Hintli zabiteye yardım etmek amacıyla İngiliz Konsolosluğu’na gittim, bu esnada inzibatlar beni casus zannetmişler, bundan dolayı beni Şam’a (Suriye’nin başkenti) gönderdiler. Şam’da beni Mustafa Kemal Paşa’nın odasına soktular. Paşa, benim hakkımda verilen casus raporunu okudu ve (neyin varsa şu masanın üstüne koy bakalım) dedi. Tabancam, nüfus belgem, birde Türkçe gramer kitabını masaya koydum. Bu kitap Almanca idi ve ben Alman nakliye taburundaki zabitlere Türkçe öğretiyordum. Paşa, kitabı dikkatle inceledi ve olayı benden dinledi ve şöyle ifadede bulundu, (Sen ihtiyat zabiti olduğun için askeri kanunları okumamışsın, senin tutsaklarla temas etmen yasaktır) dedi ve tekrar ‘Türkische Gramatic‘ kitabını aldı ve ilk defa Latin harfi ile basılı Türkçe’yi burada gördü’ şeklinde aktardı.

‘Atatürk, Martayan İle Uzun Uzun…’

Aşkar'dan Sert Mesaj: "Memlekette Birinci Mesele Ahlak Meselesidir"
Aşkar'dan Sert Mesaj: "Memlekette Birinci Mesele Ahlak Meselesidir"
İçeriği Görüntüle

Bu kitap, Macar Türkolog Gyula Nemeth’indir. Kemal Paşa, dikkatini bu kitaba yönelterek bu konuda Agop Martayan ile uzun uzun sohbet eder. Sonra onun iyi olmayan kıyafetini görünce emir verir ve (Mülazım efendiyi giydiriniz ve tabldotunuza dahil ediniz) der.

‘Atatürk, Martayan’ı Dolmabahçe Sarayı’na…’

Savaştan sonra Bulgaristan’a yerleşen Martayan, 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı’nda başlayacak olan Dil Kurultayı’na bizzat Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından davet edilmiştir. Davete neden olan ise Martayan nın Orhun Yazıtları ile ilgili yazmış olduğu bir makaledir. Cumhuriyet Gazetesi’nde neşrolunan bu makaleyi okuyan Atatürk, Martayan’ı derhal İstanbul’a çağırır ve o buluşma anını Martayan, ‘Dolmabahçe Sarayı’nın giriş salonunda bekliyordum, çok heyecanlıydım, birden Atatürk’ü gördüm, İnönü (İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı, ilk başbakanı ve Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen komutanlarından) ve arkadaşları yanındaydılar. Beni tanıdı ve o anlamında başıyla işaret yaptı koştum ellerine sarıldım’ şeklinde aktarıyor.

‘Martayan, Türkiye’ye Yerleşiyor’

Bu tarihten sonra Martayan Türkiye’ye yerleşir ve Atatürk’ün isteği ile Türk Dil Kurumu’nda baş uzman olarak görev alır. Dilin sadeleştirilmesi ve yeni Türkçe kelimeler bulunması ile araştırmalarda bulunur, ayrıca Atatürkün, Türkçe’ye çok büyük önem verdiğini bu amaçla Türk dillerinin kökenlerini kavramak amacıyla Eduard Pekarski nin dört ciltlik Yakut Türkçesi sözlüğünü getirttiğini aktarır, diğer yandan Çuvaş Altay-Aladağ Kumuk ve Balkar Türk dilleri üzerine sözlük ve kaynaklar Türkiye ye getirilir. Türk Dil Kütüphanesi’nin kuruluşunda rol oynar.

‘Kitapları Var’

Üçüncü Türk Dil Kurultayı’nda Güneş-Dil teorisinin antropolojisi üzerine bir tez sunar, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde dil üzerine dersler verir. Türk Diline Genel Bakış–Dil Diller ve Dilcilik–Kutadgu Bilik İncelemesi-Türkiyede Dil Özleşmesi–Devlet Dili Türkçe adlı kitapları vardır.

‘Atatürk, Martayan’a Türk Diline Katkılarından Dolayı Dilaçar Soyadını Verdi’

Türk diline çok büyük katkılarından ötürü 2 Ocak 1935 günü yürülüğe giren soyadı kanunu ile Atatürk Martayan’a Dilaçar soyadını verir.

‘Gök Tanrı Işığını Ondan Esirgemesin’

Agop Dilaçar, 12 Eylül Eylül 1979’da yaşama veda eder. Gök Tanrı ışığını ondan esirgemesin.”

Muhabir: Orhan Akyüz