Avrupa Birliği destekli araştırmacılar, artan enerji tüketimi sorununa çözüm bulmak amacıyla bal arılarının navigasyon yeteneklerini taklit eden, son derece düşük enerji tüketimine sahip yeni nesil GPS çipleri geliştirmek için çalışmalara başladı.
“InsectNeuroNano” projesi kapsamında yürütülen çalışmalarda, özellikle akıllı telefonlar, dronlar, giyilebilir teknolojiler ve otonom sistemler için çok düşük güçle çalışan, minik GPS çipleri üretmek hedefleniyor. Araştırmacılar, tohum tanesinden bile küçük ve yalnızca mikrowatt seviyesinde enerji harcayan çiplerin, mevcut GPS sistemlerinin yerini alıp alamayacağını inceliyor.
Arıların “Yerleşik GPS”i Bilime İlham Verdi
Bilim insanlarının ilham kaynağı ise bal arılarının olağanüstü yön bulma yetenekleri oldu. Yarım inçten daha küçük ve birkaç miligram ağırlığındaki arılar, kilometrelerce mesafeyi kat ederek gökyüzündeki desenleri analiz ediyor ve kovanlarına hatasız şekilde geri dönebiliyor. Bu özellik, araştırmacılar tarafından arıların “yerleşik GPS” sistemi olarak tanımlanıyor.
Araştırmalara göre bal arıları, saniyede yaklaşık 10 trilyon işlem gerçekleştirmelerine rağmen yalnızca 10 mikrowatt ile 1 santiwatt arasında güç tüketiyor. Buna karşılık, benzer işlem yükünü taşıyan modern bilgisayar işlemcileri 10–15 watt enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu fark, arıların aynı işi modern işlemcilere kıyasla yaklaşık 1 milyon kat daha az enerjiyle gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor.
Nanofotonik Devrelerle “Doğal Zeka” Yaklaşımı
Lund Üniversitesi’nden Anders Mikkelsen liderliğindeki ekip, geleneksel yapay zekâ yöntemleri yerine nanofotonik devreler kullanarak “doğal zekâ” temelli bir yaklaşım benimsiyor. Bu sistemlerde elektrik yerine ışık kullanılıyor ve ışık, nanometre ölçeğindeki ultra küçük çip yapıları üzerinden yönlendiriliyor.
Gelecekte Nerelerde Kullanılacak?
Projenin başarıya ulaşması halinde, geliştirilecek çiplerin çevresel sensörlerden kirliliği temizleyen otonom robotlara kadar birçok alanda kullanılması hedefleniyor. Ancak araştırmacılar, bu teknolojinin günlük hayatta yaygınlaşmasının en az 10 yıl sürebileceğine dikkat çekiyor.




