Ortak proje yapmayanlara yönelik çarpıcı mesajlar veren Kaitoğlu, "Küçük lokma olursan büyük balıkların seni yutma olasılığı çok daha fazla" ifadelerini kullandı.

1965 yılında babasının devraldığı Emniyet Gıda Bakkaliyesi ile köklü bir ticari geçmişe sahip olduklarını belirten Kaitoğlu, zamanla sektörün gelişmesiyle birlikte bakkaliyeden toptan, perakende ve distribütörlüğe geçiş yaptıklarını ifade etti. Bolu, Düzce, Karabük, Kastamonu, Zonguldak ve Bartın olmak üzere yaklaşık 20 firmanın Batı Karadeniz bölgesindeki pazarlama ve dağıtımını yürüttüklerini söyleyen Kaitoğlu, organize perakendenin (BİM, Şok, A101 gibi zincirlerin) gelişmesiyle hareket alanlarının daraldığını ve sektörden çıkmak zorunda kaldıklarını belirtti. Bu süreçte sermaye birikimi ve networklerini farklı alanlara taşıdıklarını, orman ürünlerini işleyebilecekleri modern bir tesis kurarak Uzak Doğu ve Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapmaya başladıklarını aktardı.

Sera Organize Tarım Bölgesi Projesi ve Yaşanan Zorluklar

Çaycuma TSO Başkanlığı döneminde önlerine gelen Sera Organize Tarım Bölgesi projesine değinen Kaitoğlu, topraksız tarım üretimi konusunda başlangıçta bilgi sahibi olmadıklarını ve çevreden ciddi tepkiler aldıklarını belirtti. Hollanda, Antalya ve Afyon gezileriyle bilgi sahibi olduklarını vurgulayan Kaitoğlu, süreçteki yatırımcı psikolojisini şu sözlerle aktardı:

"On beş parselde on beş tane yatırımcımız da vardı ve yatırımcılarımız da çok ürkek davranıyolardı maalesef. Yatırımcıyı tamamlıyoduk ama zaman içinde iş ciddiye bindiğinde bi iki tane yatırımcımız vazgeçiyodu... O noktada ben devreye girdim çünkü bilgi birikimimiz vardı ve iki tane parseli tahsisi yaptırdım boşalan arkadaşlardan kendi üzerime aldım parseli ve orda elli bin metrekare alanda kırk iki bin beş yüz metrekare üretim alanı olan iki bin beş yüz metrekarede paketleme alanı olan bi tesis kurdum ve bin altı yüz ile iki bin ton üretim yapacak bir tes'in kurulumunu yaptım şu anda da üretimini yapıyorum."

Güvene Dayalı Ticaretin Önemi

Ticari hayatında matematiği iyi geliştirmenin, ikili ilişkileri güçlü tutmanın ve çevreyi iyi tanımanın önemine değinen Zekai Kaitoğlu, başarının temelinde güven unsurunun yattığını belirtti. Güvene dayalı bir yaşam tarzı ve ticaretin birçok başarının önünü açtığını ifade eden Kaitoğlu, "Güven kendine yapılan yanlışı da affetmez... açık hesap Çin'e mal gönderdim mesela ve çalışmazsan yok olursun büyük balık küçük balığı yer maalesef" diyerek açıklamalarını tamamladı.

Bakkaliyeden Bölgesel Distribütörlüğe Uzanan Ticari Geçmiş

1965 yılında babasının devraldığı Emniyet Gıda Bakkaliyesi ile köklü bir ticari geçmişe sahip olduklarını belirten Kaitoğlu, zamanla sektörün gelişmesiyle birlikte bakkaliyeden toptan, perakende ve distribütörlüğe geçiş yaptıklarını ifade etti. Bolu, Düzce, Karabük, Kastamonu, Zonguldak ve Bartın olmak üzere yaklaşık 20 firmanın Batı Karadeniz bölgesindeki pazarlama ve dağıtımını yürüttüklerini söyleyen Kaitoğlu, 1990'lı yıllarda bilgisayar teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte firmaların bilgi işlemlerini kendilerine bağlaması üzerine toptancılık faaliyetlerinin kısıldığını ve bu durumun kendileri için bir kırılma noktası yarattığını belirtti. Bu süreçte Coca-Cola, Milupa, Henkel, Golf Dondurma ve Çaykur gibi dev uluslararası firmalarla çalışarak networklerini güçlendirdiklerini, 1993 yılında babasının sağlık sorunları nedeniyle işlerin tamamen kendi yönetimine geçtiğini aktardı.

Kilimli’de Acı Kayıp! Genç İş İnsanı Kadir Şen Son Yolculuğuna Uğurlandı...
Kilimli’de Acı Kayıp! Genç İş İnsanı Kadir Şen Son Yolculuğuna Uğurlandı...
İçeriği Görüntüle

Sera Organize Tarım Bölgesi Projesi ve Yaşanan Zorluklar

Çaycuma TSO Başkanlığı döneminde önlerine gelen Sera Organize Tarım Bölgesi projesine değinen Kaitoğlu, topraksız tarım üretimi konusunda başlangıçta bilgi sahibi olmadıklarını ve çevreden ciddi tepkiler aldıklarını belirtti. Hollanda, Antalya ve Afyon gezileriyle bilgi sahibi olduklarını vurgulayan Kaitoğlu, süreçteki yatırımcı psikolojisini şu sözlerle aktardı:

"On beş parselde on beş tane yatırımcımız da vardı ve yatırımcılarımız da çok ürkek davranıyolardı maalesef. Yatırımcıyı tamamlıyoduk ama zaman içinde iş ciddiye bindiğinde bi iki tane yatırımcımız vazgeçiyodu... O noktada ben devreye girdim çünkü bilgi birikimimiz vardı ve iki tane parseli tahsisi yaptırdım boşalan arkadaşlardan kendi üzerime aldım parseli ve orda elli bin metrekare alanda kırk iki bin beş yüz metrekare üretim alanı olan iki bin beş yüz metrekarede paketleme alanı olan bi tesis kurdum ve bin altı yüz ile iki bin ton üretim yapacak bir tes'in kurulumunu yaptım şu anda da üretimini yapıyorum."

Ticaretten Üretime Geçiş: Defne ve Domates Yatırımları

Al-sat ticaretinden üretime geçiş sürecini değerlendiren Kaitoğlu, başkasının malını satarken söz sahibi olunamadığını ancak üretim yapmanın insana manevi anlamda büyük bir haz verdiğini belirtti. Orman köylüsüne defne yaprağı hasat ettirerek ve bu ürünü işleyip ihraç ederek hem bölge istihdamına (özellikle kadın istihdamına) hem de cari açığın azaltılmasına katkı sağladıklarını ifade etti. Aynı başarıyı domates seralarında da sürdürdüklerini, 42.500 metrekarelik modern, otomasyona dayalı serada salkım domates üreterek Hollanda, Kosova, İtalya, Dubai ve Kanada gibi ülkelere ihracat gerçekleştirdiklerini belirtti.

Çocukluk Yılları ve Çalışma Hayatı

Çocuk yaşlardan itibaren ticaretin ve nakliyenin içinde yer aldığını, okul dışındaki zamanlarda babasının yanında çalışarak kamyonlarla uzun yollara gittiğini dile getiren Kaitoğlu, o dönemde çocukluğunu tam anlamıyla yaşayamadığını söyledi. Okul bandosunda bando çalmak istemesini ve arkadaşlarıyla futbol oynamak arzusunu ailesinin korumacı tutumu nedeniyle yaşayamadığını belirten Kaitoğlu, kendi çocuklarında bu hataya düşmediğini ve onları daha özgür bıraktığını ifade etti.

Güvene Dayalı Ticaretin ve Çalışmanın Önemi

Ticari hayatında matematiği iyi geliştirmenin, ikili ilişkileri güçlü tutmanın ve çevreyi iyi tanımanın önemine değinen Zekai Kaitoğlu, başarının temelinde güven ve çalışmanın yattığını vurguladı. Babasının sert ama sözünün arkasında duran yapısından feyz aldığını belirten Kaitoğlu, ticarette güven aşılamanın önemini şu örnekle açıkladı:

"Ben açık hesap Çin'e mal gönderdim mesela ama param geldi hem de çin'e... bana seksen bin dolar fazla para gönderdi, bir konteynır fazla para gönderdiği için ben onlara açık hesap mal gönderdim neden çünkü ben adamın parasını yememişim ve ticaretimiz bir şekilde zor da olsa o kişilerle şu anda güvene dayalı devam ediyo."

Çalışmanın sadece fiziksel değil, beyin ve zihin gelişimi için de vazgeçilmez olduğunu belirten Kaitoğlu, gençlere şu tavsiyelerde bulundu:

"Gençlerimiz üniversiteden mezun oluyolar her şeyi kitaplarda görüyolar pratikte hiçbi şey yaşamıyolar. Sonra ben üniversite mezunu oldum deyip elini böyle kirli bi şeylere dokunmaktan imtina ediyolar. Dokunmazsan hiçbi şekilde anlayamazsın algılayamazsın... Çalışmazsan yok olursun büyük balık küçük balığı yer maalesef."

Hayatta paradan ziyade itibarlı olmanın ve kredibilitenin kendisini mutlu ettiğini ifade eden Kaitoğlu, gençlerin karşı tarafa güven vererek ve çalışmayı ilke edinerek hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Osman Sav