Sosyal medya üzerinden yayılan isimsiz ithamlar ve asılsız iddialar; "Bu saldırılar kamu yararı mı taşıyor, yoksa kesilen menfaatlerin bir sonucu mu?" sorusunu gündeme taşıdı.
Konfor Alanları Sarsıldı, Hedef Okul Yönetimi Oldu

Edinilen bilgilere göre, Çaycuma MYO’da başlatılan kurumsal dönüşüm süreciyle birlikte disiplin mekanizmaları güçlendirilirken, kaynak kullanımı şeffaf bir yapıya kavuşturuldu. Atıl alanların verimli hale getirilmesi ve "çalışmadan kazanma" kültürüne son verilmesi, okul içerisindeki ve dışındaki bazı çevrelerde rahatsızlık yarattı. Uzmanlar, kurumsal reformların genellikle yerleşik konfor alanlarını sarsması nedeniyle, değişimden rahatsız olan grupların kurumu değil, reformu yapan isimleri hedef aldığına dikkat çekiyor.
İddialar Dayanaksız: Habercilik mi, Algı Operasyonu mu?
Kurum yöneticileri ve personel hakkında ortaya atılan iddiaların somut belge içermemesi, tutarsızlıklar barındırması ve "olmayan akrabalık bağları" üzerinden suçlama üretilmesi, sürecin bir haber değerinden ziyade planlı bir itibarsızlaştırma çalışması olduğunu düşündürüyor. Haberciliğin temel şartı olan somut veri ve denetlenebilirlik ilkelerinden yoksun olan bu paylaşımların, kamuoyunda yapay bir "şüphe" ortamı oluşturmayı amaçladığı görülüyor.
"Gelir Kanalları Kesilenlerin Öfkesi"
İdari kaynaklar, uzun yıllar boyunca belirli çevrelerin kontrolünde olan alanların disipline edilmesinin ekonomik bir kayıp olarak algılandığını ifade ediyor. Kontrolsüz gelir akışının kesilmesi ve denetimin artmasıyla birlikte, kaybedilen ayrıcalıkların yarattığı tepkinin "eleştiri" adı altında karalamaya dönüştüğü iddia ediliyor.
Kurumsal Motivasyonu Düşürmek
Toplum bilimciler, bu tür sistematik saldırıların temel amacının yönetim kademesini yıpratmak ve çalışanların motivasyonunu düşürmek olduğunu vurguluyor. Ancak Çaycuma MYO’nun akademik çıktıları, öğrenci odaklı projeleri ve üretim kapasitesiyle bu yıpratma girişimlerine karşı kurumsal bir direnç sergilediği gözlemleniyor.
Eleştiri Belge İster, İtham Niyet Barındırır
Kurumlara yönelik eleştiri hakkı saklı kalmakla birlikte; belgeye dayanmayan, kişisel hakları ihlal eden ve hukuk sınırlarını aşan saldırılar "eleştiri" değil, "itibarsızlaştırma" olarak tanımlanıyor. Çaycuma MYO örneğinde yaşanan sürecin, kaybedilen konforun ve azalan etkinin bir dışavurumu olup olmadığı ise kamuoyunun takdirine bırakılıyor.


